TD Menü
 Anasayfa
 Sohbet Videoları
 Sesli Sohbetler
 Sohbetler
 Sesli İlahiler
 İlahiler
 Mektuplar
 Hatıralar
 Öz Geçmişler
 Kur'an-ı Kerim
 İletişim
Canlı Yayın
Canli Yayini izlemek için tiklayin

Canlı yayın tarihleri:
Cuma: Cuma namazı sonrası (İzmir'e göre)
Cumartesi: 20.00 - 22.00
İlahiler
·Lâ ilâhe illallah.
·Aşk ile Allah dedikçe.
·N’olur halim Cân Sultanım !
·Hak’tır bizim sevdiğimiz
·Bize lütf-i Hüdâ’dır bu!
·İnsan olan anlar bizi.
·Hak aşkınız daim olsun.
·Kuvvet, kudret Mevlâ’nındır
·Hidâyet olmazsa Hak’tan,
·Niçin feryat etmez bilmem !
·Lâyık kul olmayı nasîb et bize.
·Bu âleme niçin geldin, görevin ne senin?
·Haremine gir, dedik de suç mu ettik?
·Nazarımız Hak’tır bizim
·Vicdân ile düşünsene!
·Uyandır kalbini, şükret.
·Âşık olana, Mevlâ cemâlini gösterir.
·Güzel ahlâk açar gönül kapısın!
·Kerîmsin Mevlâm, duamız kabul et!
·Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.
·Yakar aşkın ciğerimi!
·Mevlâm hidâyet eylesin!
·“Re’sul hikmete mehafetullah”dır.
·Şuhût, tefekkürle Allah diyelim Hû Allah.
·Tevhidin özü budur.
·Sabırla selâmet bulunur inan.
·Harfle savtle olmaz îfâ !
·Îmânla ahlâkla varılır Sırr-ı Tevhid’e.
·Sevelim, sevilelim mü’min kardeşler.
·Estağfirullah, tevbe Ya Rab! diyelim.
·Sâdıklarla bile ol, gafillerle olma.
·Essalât u vesselâm Muhammed Mustafa’sına...
·Sen vallahi cân u cânânımızsın!
·Şükürler olsun Mevlâ’ya!
·Deme sakın: Ben dervişim.
·İmdâda yetişti Pîr Sultanımız.
·Tevbe et, pişman ol de Allah Allah!
·Hak’tır bizim şuhûdumuz.
·Gönül bize yârdan haber versene.
·Allah sana emretti.
·Hû derim Allah
·Yokmu bana el tutan?
·Dedim: Elhamdulillâh!
·Allah Allah diye diye.
·Hidâyet Allah’tan, gayrıdan bilme.
·Gel gitme yavrum gafil yoluna.
·Zâhir bâtın Hû’dur Allah.
·Uzak durma yakın gel
·Hamd ederim, Mevlâm sana.
·Dikkat et dostum, şekle aldanma.
·Her yüzden nazarım sen.
·Cânım kurban cânânıma.
·Ma’nâya gel ma’nâya.
·Ya Rab! Sen bu zâtın hikmetin bildir
·İlhâm ihsân et Allah’ım!
·Aşkın bana ver Allah’ım,
·Gündüz gece arıyorum.
·Dîvâne gönül aşka tutuldun!
·Gönüldedir zevk u sefâ.
·Sadâkatle gel, tevhide boyan.
·Pîr Seyyid’dir rehberimiz!
·Bâtıl bizim neremizde?
·Cân u cânânım merhaba.
·Sâdık olan cânlar gelsin.
·Sevgili Habîbinin hürmeti için et zuhûr!
·Mevlâm düşürme gaflete.
·Hamd et haline mü’minsin cânım.
·Cânda cânânını incitme sakın!
·Gönüllerde binlerce ah u feryat var.
·Yüzüne bakan sende hiç gayrullah görmesin.
·Hak rızası bundadır.
·Davet Hak’tan duysana.
·Zikrederiz Allah deriz.
·Zaferin mübarek olsun kardeşim!
·Hû Mevlâm Hû Mevlâm, aşkın bana ver Mevlâm.
·Yuvalarında huzûr sevgi ver Allah’ım!
·Hak mürşidden aldık ilham.
·Hak Lâ ilâhe illâllah...
·Kelâm anı anlatamaz.
·Hak hidâyet etmedikçe
·Telkînimiz rehber bize.
·Şâh-ı Merdân’ı önder bilelim.
·Sen kendini ne sanırsın?
·Mahrum olmaz Allah diyen.
·Âşıklıktır rehber bize.
·“Hesap, muhasebemde vekilim Allah’tır” de.
·Gayemizi dil ifade etmekten acizdir.
·Hû, lâ ilâhe illalah.
·Hamd ü senâ Rabbimize.
·Cân u cânânımsın benim !
·Şâhit Mevlâm kalbimize.
·Merhametin sonsuz senin!
·Hak zikrini verdin bize.
·Bize sâdık olan gelsin.
·Dosta vuslat etmek için.
·Sen öğrettin Cân Sultanım!
·Cân mürşitten olur ihsân.
·Rahmetinden mahrûm etme!
·Ne güzeldir, ne güzeldir!
·Âsân olur yollar sana.
·Hak Mürşidi bilmedikçe.
·Gel ey yolcu dinle sohbet.
·Gerçek insan işte bunlar.
·Himmet olur inan, şüphen olmasın.
·Bizi sevgine lâyık kıl Ulu Mevlâm!
·Ey Rabbim bizi mahrûm-i dîdar eyleme!
·Ne güzeldir ne güzel!
·İkrâm eyle, gül yüzüme.
·Himmet edin dostlar bize.
·Hak mürşitten olur ihsân.
·Bir lâhza ayırma beni senden!
·Allah Allah diye geldim!
·Ezelden Hak sözü vermiştir bunlar!
·İlâhî Rabbim, hikmetinden suâl olunmaz.
·Allah diyen âşıklarda kalmaz gam keder.
·Şükürler olsun Mevlâ’ya.
·Paha olmaz asla size.
·Çok şükür elhamdülillah!
·Asker oğlum göreslendik.
·Gönlümüze giren bilir.
·Şükrederim Rabbim sana.
·Kenz-i mahfinin sırrı onlarda.
·Emr-i Hak’tır ibadât u taat etmek,
·Sev mürşidi, gel sen bize.
·Lûtfet, kerem kıl cânânım benim!
·Beni benden alan sensin.
·Sonsuz hamd ü senâlar Mevlâ’ya!
·Hak zikrini ihsân etsin.
·Mevlâm yolun âsân etsin!
·İlahi Mevlâm rızandan ayırma.
·Allah sizden razı olsun!
·Her an diyem Allah Allah.
·Hak sevgisi var bizde
·Sohbetimiz dost iledir.
·Halk içinde mecnûn olan dîvâneye bak.
·Ârifiyet ver Allah’ım!
·Tenezzül, tevâzuyla gerçek insan bunlar.
·Gerçek insan, gündüz gece Allah der.
·Nazar kıl sen bu aleme, gör neler var...
·Rabbim sevgisine mazhar kılsın!
·Cânım Muhammed Mustafa.
·Buldum cânda cânânımı.
·Hak orucun kabul etsin.
·Bahr-i Ummân derler sana.
·Sonsuz rahmet ruhunuza.
·Haccımız mübarek olsun kardeşim.
·Mutlu olur sizi seven.
·Kâmil îmân ver Allahım.
·Birdir Allah yok şeriki!
·Sonsuz şükür Rabbimize!
·Himmetine her an muhtacız Efendim!
·Hak’tır bizim sevdiğimiz.
·Gelin yavrularım tevhide gelin.
·Beni ifna eden sensin,
·Zikret Mevlâ’yı Mevlâ’yı!
·Boşa durma, hikmet ara.
·Yol ver bize ulu dağlar, geçelim!
·Tut elimiz ezel-ebed.
·Biz, Melâmi kurbanıyız.
·Sonsuz hamd ü senâ Mevlâm!..
·Zikret Hakk’ı, gir meydana.
·Mutlak îmân telkîniniz!
·Bilmek için sâdık gerek!
·Hak mürşitten olur ihsân!
·Emre mutî olur isen,
·Mürşidimin telkînidir.
·Bayrağımın sallandığı yerdir vatanım.
·Allah Hak yolda bize anlayış versin.
·Vatandaki bayram başka!
·Kerim Allah, Rahim Allah!
·Dinin ahkâmı Şeriat’tır.
·Hakiki insan, Hakk’ı, bâtılı fark edendir.
·Hak’la bâtılı seçen îmânımız var!
·Cânda cânânla tevhit etmenin ta kendisidir!
·Enfüste, âfâkta ne varsa Hakk’ındır.
·Hak Resûl’e erem dersen.
·Mürşidimin nasîhatı.
·Nasip eyle Mevlâm bize!
·Hakk’ın muhâtabı insan.
·Şirk-i hafîden bizleri koru Mevlâm!
·Emre mutî olmak gerek.
·Ne güzeldir derviş olmak!
·Sermayemiz sadâkattir,
·Allah Allah Kerim Allah!
·Allah deyin huzûr bulun!
·Lütfet, kerem kıl âciz kuluna!
·Allah gönlünüzün muradını versin.
·“İhdinas sırate’l-müstakim”den gidenlerdir.
·Açar güller handân olur.
·Derdimin dermânısın Efendim.
·Sultanımız vardır bizim.
·Hak Erenler, aşka çare var mıdır?
·Rabbim rızandan ayırma.
·Nice yüz bin hamd ü senâ!
·Kâmil îmân kalbimizde.
·Ne güzeldir insan olmak,
·Bize âşık, sâdık derler.
·Cemrelerin var hikmeti
·İhvânımız urûç, nüzûl etmenin sırrını bilirler.
·Dikkat et kendine gel!
·Cân mürşidim cânım feda!
·Gelin Dostlar, aşk ile ALLAH diyelim!
·Allah şerrinden korusun!
·Bunlar, salât-ı daimün’dedirler.
·Kur’an-ı Kerim’in ikiz kardeşidir.
·Hakk’ın zikriyle feth u bâb olur dostlar.
·Ulu Mevlâm, hikmetlerinden suâl olmaz!
·Dikkat et, sakın taş atmayasın!
·Ya Rab, kul olabilmek için tut elimiz!
·Kerîmsin, Rahimsin Ulu Mevlâm!
·Sadâkatın rehber senin.
·Takdire razı olanlardan et bizi!
·Kullarının suçuna bakmazsın Mevlâm!
·Dikkat eyle, sohbet dinle!
·Ruhundan ruh verdin bize.
·Cânım kurban Mevlâm sana!
·Gül bizimdir, gül kokarız!
·İhsân eyle dervişlere!
·Nasip etti Mevlâm bize!
·Hak Resûl’ün vatanıdır.
·Lebbeyk Allahümme lebbeyk!
·Tefekkürle Allah deriz.
·Gel dervişim zikredelim.
·Gönül eri dervişlerdir.
·Lütf-i Hüda’dır,
·Yüzünüze âlem hayran!
·Mürşidimin ikrâmıdır!
·Telkînimiz mutlaktandır, renge şekle aldanmayız.
·Dosta vuslet etmek için
·Dostun haremine aşkla girenleriz!
·Ehl-i tevhit derler bize.
·Sevgilinin sohbetine gönül verenleriz!
·ALLAH diyen dil var bizde.
·Kur’an-ı Kerim’de hikmetler vardır.
·Mürşidin himmetiyle ilhâm olur Hak’tan bize!
·Keyfiyeti anlatamam!
·İstiyorum, ilâhiler yazayım,
·Anlatılmaz hâlimiz var!
·Dervişlerin emelidir!
·Râbıtanda bulacaksın
·Hak erenler safındadır.
·Melâmileriz!
·Melâmiyiz, zikrederiz.
·Şifa olan telkîn bizde!
·Emre sâdık olmak gerek!
·Haşret Mevlâm ihvânımız!
·Lütfeyle Mevlâm bize.
·Ehl-i tevhit nâra yanmaz.
·Cânım, ruhum mürşidimdir!
·Sâdık kuldan hacı olur.
·Haccen mebrûr inşaAllah!
·Gel dervişim bilişelim!
·Her hâliyle örnek insan!
·Aşkın bana hayat verir!
·Hak nûruyla çok güzelsin!
·Güzelliğin anlatılmaz!
·İlhâm olur Mevlâmızdan!
·Âşık, sâdık, ârif insan!
·İmtihandır dikkat eyle!
·Ben beni bilmenin hayrâniyem!
·Ben sanırdım zikrederim.
·Şayet dervişim dersen.
·Her gününüz bayram olsun !
·Gel, Melâmet sırrına gel...
·Ya Rab, bizi uzak eyleme Evlâd-ı Resûl’den!
·Sâdık kul ol, gel sen bize.
·Yürü yavrum, sen, Hak Resûl’ün izinden yürü !
·Derviş olamaz derviş !
·Sana saygı şeref bize!
·Huzûr ver Allah’ım ümmet-i Muhammed’e!
·“Vatan sevgisi îmândandır!” bunu bilelim.
·İslâm’ın dışında yol arayanlar.
·Dervişler güzel ahlâkla sevilirler.
·Yolunuz açık olsun!
·Fenafillâh vardır bizde.
·Tevbe, istiğfar var dillerinde.
·Bize hayat O’ndan gelir.
·Bilen, bilinen birdir.
·Halde tevhid edelim.
·Kâmil îmân buna derler!
·Perde hicap olmaz size.
·Güzel ahlâklarıyla sevilir bunlar!
·Bağlantısı zikrullahtır.
·Gelin dostlar muhabbete!
·Hikmetler var dervişlikte
·Güzel ahlâk yolun açar.
·Hakk’ın takdîrine razı olacaksın!
·Hak o zaman razı olur!
·Aşkta mihmânımdır benim.
·Hak yolunun sâdıkıyız.
·Melâmiler derler bize.
·Halk yüzünden Hakk’ı sevsin.
·Zikrederim Allah derim.
·Razı olur Rabbin senden.
·Râbıtamız Hak’tır bizim.
·Şekilde kalma, gel ma’nâyı fehmet!
·Kar kapadı yolumuzu.
·Ulu Mevlâm bizi mahrum eyleme!
·Sonra pişmanlık fayda vermez...
· Emre sâdık dervişleriz
·Dosta vuslat etmek için
·Hak erenler bu yoldadır
·Hak mürşidin telkîniyle
·Hû desin Mevlâm
·Nasip eyle Mevlâ cümle ihvana
· Allah diyelim Allah
·Hak yoldadır can dervişler

Toplam 307 İlahi kayıtlı
  Bu Sayfayı Yazdır   Bir Arkadaşına Gönder


KUTLU DOĞUM

KUTLU DOĞUM!

 


Kıymetli Kardeşlerim,

Cenabı Hakk’a nihayetsiz hamd ü senalar olsun. O’nun habibi,edibi Hz. Muhammed Mustafa’sına da sonsuz selat u selamlar olsun. Cenabı Hak bizleri zikrinden, muhabbetinden, sevgisinden mahrum etmesin. Salih kulların zümresine de bizleri ilhak eylesin. Efendilerimizi başımızdan eksik etmesin. İhvanlarımızı her türlü tehlikelerden korusun ve muhafaza eylesin. Amin, Amin veselamu alel mürselin vel hamdülillahi Rabbi’l-Âlemin.

Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun. Peygamber Efendimizin Miladi olarak doğumu 571, 20 Nisan aleme teşrif ettikleri tarih. İslam alemine ve insanlık alemine Peygamber Efendimizin manasının yayılmasına vesile olsun inşallah!

Sevgili Dostlar

Cenab-ı Hak razı olduğu sohbetleri inşaAllah zuhura getirir de hep beraber istifade ederiz. Cenab-ı Hakk’ın kuluna olan sevgisi, muhabbeti, kulun Allah’a olan muhabbetinden daha fazladır. Allah’ın sevgisi kulun sevgisinden daha fazladır. Zaten varlığı zuhura getirmesi de sevgisinin bir neticesidir.

Buyuruyor:

- Gizli bir hazine idim, bilinmekliğimi sevdim halkı yarattım. Ta ki beni bilsinler.

Bütün sırlar bilme ile çözülüyor. Bilme, işin sırrına erme. Bir var işiterek bilme, bir var görerek bilme, bir de var ki yaşayarak, o hali, o zevki yaşayarak sırrına erme.

Bu alemin muallimi, öğreticisi Hz. Muhammet (Asv) Efendimiz. Bu alem de Mekteb-i Resul Hz. Muhammed in mektebi.

Mekteb-i Resule dahil olabilme, talebe olabilme! Peygamber Efendimiz talebeyi çok methetmiştir. Buyuruyor ki:

– Bir kimse ilim tahsil ederken vefat ederse, o kimse şehittir.

İlim tahsil eder iken vefat edeni, Allah yolunda cihat edenle bir tutuyor. Çünkü Allah yolunda cihat ederken düşmanla savaşıyorsun. İlim tahsil ederken de cehalet ile savaşıyorsun. Dolayısıyla cehalet düşmanı, zahirdeki, afaktaki düşmandan çok daha tehlikelidir. Bu Mekteb-i Resulün Peygamber mektebinin talebelerinin yaş sınırı yok. Peygamber Efendimiz bu yaş sorununu da kaldırmış.

“Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.” buyuruyor.

Tevhit saliki, Ledün ilminin talebesidir, Hak mürşidin talebesidir. Hayatı o talebelik içerisinde, o talip olma anlayışı içerisinde geçer ve o anlayış içerisinde vefat ettiği zaman şehit olur.

İlim tahsil eder iken şehit olmayla ilgili bir mana daha var ki, talebe, o ilmin hakikatine, hikmetine erdiği zaman gerçek fiil sahibini, gerçek sıfat sahibini, gerçek ilim sahibini zevk eder, bilir, ona şahit olur. Bilenin Hak olduğunu, bu sıfatların, bu varlığın sahibinin Hak olduğunu zevk eder de o şuhutla şahadete yükselir ve şahadet eder.

Efendi Baba –Ruhu şad olsun, himmeti üzerimizden eksik olmasın- Diyor ki:

Tevhidi, irfanı alın bir mürşidi kamilden! İşte bu Mekteb-i Resul’de irfaniyet tahsil edilir. Kişinin kendini bilmesi kadar büyük irfaniyet olmaz. Bunun daha büyüğü olmaz. En büyük irfaniyet kişinin kendini bilmesidir! “Men arefe nefse Hu fekad arefe Rabbeh“ “Nefsine arif olan Rabbine arif olur.” Bundan daha büyük irfaniyet olmaz.

Dolayısıyla kendini bilmeye talip olan, Rabbini bilmeye talip olmuş olur. Bu yol bizden mücadele istiyor, cihat istiyor.

Geldik mürşidi kamile elhamdülillah. Cenabı Hakk’a ne kadar şükretsek, ne kadar hamd etsek az. Biz o mürşidi bulduk elhamdülillah. Tevhidi, irfanı almak için bir mürşid-i kamil aramıyoruz. Öyle arama endişemiz yok, telaşımız yok, acaba nerededir, diye.

Sevgili Dostlar,

Bir bilseniz ne acabalar var, ne arayanlar var. Onlar da bulduğuna eyvallah desin. Kimin kısmetinde, nasibinde ne varsa, o, onun karşısına çıkar.

Cuma günü Hoca efendiyi ziyaret ettik, Cumayı fuarda kıldık. Bir hoca ile daha önce muhabbetimiz vardı. Epeydir de gitmemiştik. Gittik, adamcağız bizi gördü sevindi. Tam oturmuştuk dedi ki:

- Nakşilikte pişman olmak en büyük makamdır, dedi.

- Neye pişman olacak neyin pişmanlığı? dedim.

- Günahına pişman olmak! dedi.

- Yahu değil günaha, sevaba bile biz pişman oluyoruz tövbe ediyoruz. Bırak günahı sevabı, varlığımıza bile pişman oluyoruz. Varlığımıza bile estağfirullah tövbe diyoruz, dedim.Ondan sonra sohbete başladık.

Herkesin bulduğu kendine göredir. Biz o eksik veya fazla demiyoruz.

Dedim:

- Sen günahı ne ile yapıyorsun? Bu akıl, bu fikirle değil mi? Bu elle, bu sıfatlar ile. Eee sevabı da aynı şeyler ile yapıyorsun. Günahı yaptığın şeylerle sevabı da yapıyorsun. Öyle yapacaksın ki günah, sevap bir tarafa; fail Allah zevki ile işleyeni, mevsuf Allah zevkiyle de o sıfatların sahibini zevk edeceksin.

Sevgili Kardeşlerim,

İşte bu anlayış da buraya göre bir anlayıştır. Mekteb-i İrfan’da “ Lâ ilahe illallah Muhammedün Resulullah“ bize okutulur.

Efendi Hz.’lerinin “Tevhidi alın!” dediği mürşidi bulduk elhamdülillah. Şimdi başta kendimi muhatap alarak söylüyorum ki:

- Tevhidi, irfanı almak bakımından neredeyiz?

Burası aşk meydanı! burada biraz dökelim içimizi!

Efendi Hz.leri –Tevhidi, irfanı alın bir mürşidi kamilden– derken Hacı Sabri Efendi’nin dışında birini mi bize tarif etti? Değil! Bütün ihvanına, can dostlarına, görev verdiği efendilerin hepsine gösterdi.

Biz Ahmet Efendi’de bulduğumuzu Hacı Sabri Efendi’de bulamadıysak, işte o zaman kusur bizde. Belki efendi oldular, belki Ahmet Efendi Hz.’leri de görev verdi. Tevhidi aldılar, sohbet de var. Tevhid-i Ef’al, Tevhid-i Sıfat, Tevhid-i zat, makamat, meratip hepsi var. Ama irfaniyet nerede? Sohbet var, ooo… Sohbet etsin Hasan Hoca da ağzını açıp dinler.

Ey Hasan Hoca sen de o sohbetin sahibini bilmeden konuşuyor isen, vah olsun bize de vah olsun. Az önce değil günahtan tövbe etmek, sevaptan da tövbe diyoruz, varlıktan da geçiyoruz, dedim. O zaman Hak mürşidin nefhası ile diriliyoruz. Hak mürşit ile dirildiğimiz zaman bizdeki ef’al de ona ait, sıfat da ona ait, ilim de ona ait, irade de ona ait.

Onun için Melametin içerisinde -bakın bu çok önemli- Melametten uzak kalıyoruz.

- Yahu biz her hafta sohbete geliyoruz. Kimimiz efendiyiz, kimimiz dervişiz…

Melametin içerisinde Melametten uzak kalıyoruz; çünkü Melamet öyle bir haldir, öyle bir zevktir ki kişiyi velayette velilerle, nübüvvette nebilerle beraber yapar. Melaminin sahip olduğu sır, sırullahtır, Allah’ın sırrıdır, sırr-ı Muhammedi’dir Hz.Muhammed in sırrıdır.

Bu sırrı muhafaza edebilmek! Birisi gelmiş Efendi Baba’dan ders almaya. Bakmış;

- Sana bir emanet vereceğim bunu Manisa da falan efendi, var ona götür. O bu emaneti alınca sana ders verir. Ama sakın bunu yolda açma.

Adam, almış emaneti gidiyor. Bakmış bir kibrit kutusu.

- Bunun içinde ne var acaba?

Ve içeriden başlamış dürtmeye:

- Yahu kibrit kutusunu şöyle bir açsan, nasılsa açılması basit, aç bak bakalım. Açmış. Açınca içinden bir şey uçmuş. Ne idi bu uçan ne değildi derken Manisa’ya varmış, Mehmet Efendi’ye;

- Efendim, Ahmet Efendi selam etti, bu emaneti size gönderdi.

- Aleyküm selam deyip, emaneti almış bakmış.

- Evladım bunun içi boş.

- İşte efendim, merak etmiştim de…

- Sen bir sineği bile taşıyamadın, benim vereceğim emaneti nasıl taşıyacaksın?

Dostlar,

Emanet, emanetullah. O gönüllere, Allah ve Resulullah sırrı emanet edilecek. O sırrı gönle vurduğun zaman Hakk’ı zevk edeceksin, vahdetini. Hz.Muhammed’i zevk edeceksin kesretini, sıfatını. ,İşte Hz. İnsan, sırlı insan, sıra kadem basan insan! İşte böyle bir Melâmi, bu sırrı taşıyabilecek.

Allah yardımcımız olsun. Amin!

- “İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli” Bu sırrı, bu emaneti göklere, yerlere, dağlara teklif ettik, biz arz ettik:

- Bu emaneti yüklenir misiniz?”

- “Feebeyne ey yahmilnehâ ve eşfagne minh┠Onlar o emaneti yüklenmekten kaçındılar. “Ve hamelehel insan” “Ancak onu insan yüklendi.” (Ahzab, 90/72)

İşte o insan, neyi yüklendiğini görecek. Dünyayı yükleniyoruz. Dünya yüklenilir mi demeyin. Dünyayı yükleniyoruz. Bunu çok ciddi olarak söylüyorum. Bu yuvarlak küreyi sırtımıza alacak değiliz. Ama o dünya sevgisi var ya, o dünyaya ait olan duygular, düşünceler, kafamızı meşgul eden, kalbimizi dolduran şeyler… İşte onları yükleniyoruz.

Ahireti de yükleniyoruz. Adam diyor ki:

- Şu kadar ibadet ettim, bu kadar oruç tuttum, bu kadar hacc yaptım. Benden başkası mı cennete gidecek? Eğer oraya girilecek ise, önce ben gireceğim.

Yüklenmiş cenneti, ahireti.

Adam, kayıkta gidiyor, yük de var. Kayık başlıyor su almaya. Eee ne yaparsın? Kayık su aldığı zaman o yükler de gidecek. İçi altın dolu da olsa o da gidecek. Bu sefer alıyor altın çuvalını, denize atıyor. Biraz daha rahatlıyor, öbürünü de atıyor, öbürünü de atıyor. Sıra cana gelinceye kadar.

Cenab-ı Hak diyor ki:

- “İnnellezîne keferû ve mâtû ve hum kuffârun feley yugbele min ehadihim mil'ul ardı zehebev ve leviftedâ bih” “Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir.” (Âl-i İmran, 3/91)

Şimdi dostlar, bu gemiye bakacağız. İçini doldurmuşuz, su alıyor. Bunu boşaltmadan olmaz, boşaltacağız. Dünyasını boşaltacağız, sevabını, hayrını, cennetini, hurisini boşaltacağız. Koca gemiler de batıyor; ama bakıyorsun bir tahta parçası o azgın dalgalarda bile olsa, suyun üstünde yüzüyor.

Büyüklerimiz, “Gemisini kurtaran kaptan!” demişler. Bizler de her birimiz bu geminin kaptanı. Rabıtalarımız, zikrimiz, muhabbetimiz inşallah bunu ne yapacak? Sahil-i selamete ulaştıracak.

O dağlar, yerler, gökler; emaneti bizler yükleniriz, diyemediler. Ve Cenabı Hak:

- “Lev enzelnâ hâzel gur'âne alâ cebelil leraeytehû hâşiam mutesaddiam min haşyetillâh” “Eğer biz, bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün.” (Haşir, 59/21)

Tabi bunu, bu emaneti hep anlamaya çalışmıştır bu işin erbabı, bu ilimleri tahsil eden zahir alimlerimiz. Şimdi bir hoca efendiyi buraya alsak desek ki:

- Hocam, bu dağların, yerlerin, göklerin yüklenmekten kaçındığı emanet nedir? O emaneti bize açıklar mısınız?

Bize der ki:

- O emanet, Kur’an-ı Kerim’dir. O emanet İslam’dır, dindir. O emanet şu senin vücudundur,

ruhundur.

-Muhterem Hocam, bu emaneti, bu Kur’an’ı nasıl muhafaza ederiz?

- O’nu ezberleriz, okuruz, onun hükmü ile amel ederiz. Kur’an’ın emrettiğini yaparız, nehyettiğinden sakınırız.

- Güzel! Allah razı olsun Hocam. Dinin bize emrettiğidir emanet. Daha ötesi var mı bunun?

- Kur’an’ın “Ey iman edenler namaz kılın, oruç tutun, zekat verin. Ömrünüzde bir defa farz olan haccı yapın. Sadaka verin, haramlardan sakının.”

Dostlar,

Şu cemaat, mürşid-i kamilin elini öpüp de vücutlarında inkılâbı gerçekleştiren, kalplerinde Allah ve Resulullah sevgisini yerleştirmeye çalışan Hak dostlar, onlar, sırr-ı Kur’an’ı emanet aldılar. Kur’anın zuhur eden kaynağını aldılar. Kur’an’ı emanet almak, Makam-ı Vahdeti almaktır.

Makam-ı vahdeti emanet alabilmek için dağların erimesi lazım, parçalanması lazım. İnsan varlığının böyle pamuk gibi atılması lazım.

Kur’an’ın zahiri ile amel edenler, cennete girerler. Allah’ın cenneti geniş! Allah nereye koyarsa… Allah’ın işine karışacak değiliz. Nasaradan da, beni İsrailden de cennete girecek olanlar var. Ama Kur’an’ın hikmetine, hakikatine talip olup da onu zevk edenler cemal-i yare, sevgiliye mazhar olacaklar.

Hani ne diyor?

Neyleyim sarayı, neyleyim köşkü,

İçinde salınan yâr olmayınca

İşte bütün mesele orada. O şahane sarayın ruhu, içindeki sevgilidir. O ruh olmadıkça, o sevgi, o muhabbet gönle dolmadıkça, insanoğlunun tatmin olması mümkün değil. Bizi itminana, bizi huzura, bizi gerçek sevgiye, muhabbete mazhar düşürecek olan o Kur’an’ın sırrını tahsil edebilmektir.Varıp Kur’an ile Kur’an olmaktır. Peygamber Efendimiz:

- Kur’an insan ikiz kardeştir, buyuruyor.

Kur’an’ı emanet almak, Peygamberin sünnetini emanet almak. Biz ne ile amel ederiz? Biz Kur’an ve sünnet ile amel ederiz. Makam-ı Vahdet’ten Kur’an’ı, Makam-ı Kesret’ten de sünneti zevk ederiz. Elbette ki yerler, gökler bu emaneti yüklenemez, onu temsil edemezler. Yerler ve gökler ancak o emanet sahibine hizmet ederler.

Şimdi, daha yakına getirerek diyoruz ki, o emanet, mürşid-i kamildir. Bize emanet, mürşidi kamildir. Hz. Muhammed dediğim zaman herkes eyvallah, amenna, der. Neden? Çünkü velayeti var, Kur’an alır, nübüvveti var hadis söyler, kavseyn’i var, hadisi kudsi söyler.

İşte o emanet mürşid-i kamildir ki onun bir yüzü Hak’tır, bir yüzü halktır. Cenabı Hakk’ın insana yüklemiş olduğu emanet, emanet-i ilahiye mürşidi kamildir.

Allah bize emanet veriyor, Allah’ın emaneti. Zaten Kur’an’ı Kerim emanet ile ilgili olarak:

- “İnnallâhe ye'murukum en tueddul emânâti ilâ ehlih┠Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder,diyor.

Dostlar,

Allah Peygamberine emreder. O’nun muhatabı O. Ama vasıtalı ama vasıtasız. Araya bazen Cebrail’i koyar, bazen çıkartır aradan. Tabiri hoş görün,Allah’ın gözü hep Muhammedin’de. Muhammedinin gözü de başka bir yerde değil.

- Bu nasıl oluyor?

Allah, Muhammedini kendi nurundan zuhura getirdiği için Muhammedine olan muhabbeti, kendi nefsine olan muhabbetidir. Cenab-ı Hak Havva’yı Adem’in vücudundan yarattı, Adem’in bütün muhabbeti Havva’ya oldu. Neden? Çünkü Adem’in Havva’ya olan muhabbeti kendi nefsine olan muhabbeti idi. Sonra Allah, “Bunlar bir şeyler yapıyor ben de bunlara bir şey yapayım dedi, evlatlar verdi. Havva’dan çocuklar olunca, Adem Havva’yı sever, Havva çocuklarını sever. Öyle değil mi evlerinize bakın. Hikmet-i İlahi!

Allah Miraç’ta Muhammedine bakıyor Hz. Muhammet de “Ümmetim, ümmetim!” diyor.

- Ya Muhammed bak ben melekleri falan hep kapıda bıraktım. O mukarreb, yakın melekler dahi buraya giremedi. Sen ümmetim, ümmetim, dersin.

Ümmetini sana verdim ey Habib

Cennetimi onlara kıldım nasip

O, öyle bir ümmet ki Allah’ın emanetini Hz. Muhammed’in elinden almış. “Allah emanetleri ehline vermeyi emreder”

Eee bu sırrı, bu hikmeti Cenab-ı Hak lütfetti. Allah Hak mürşidinin elinden bize zikrullah verdi dostlar, zikrullah verdi de Allah Allah Allah İşte bakın emaneti ilahiye’ye. Tevhit verdi “ Lâ ilahe illallah Muhammedün Resulullah!”

İşte onu, ancak insan yüklendi. Hacı Baba ne diyor bize:

- Sana Kur’an’ı versem abdestsiz tutamazsın. Abdest alınca da öper başının üstüne koyarsın Ey Kur’an’ın ikizi olan, Allah’ın sırrını taşıyan Hz. İnsan, bunu sakın abdestsiz taşıma. Onu canından daha aziz bilerek onu başının üstüne koyacaksın diyor.

Bir ilahide:

Ahmed erişince Hasan Fehmi’ye

Canı, başı koydu Melamiliğe

O zevke erişince, o emaneti idrak edince, o emaneti alınca, canı, başı koydu Melamiliğe. Erişmeden olmaz. Erişince, o emaneti aldı, o emaneti yüklendi

Hak mürşidin huzuruna

Aşkla, zevkle varacaksın

Kendi özün bulmak için

Çok dikkatli olacaksın.

Öyle zuhur etmiş yazmışız. Tabii ki aşkla, zevkle varacağız. Neden? İnsanı insan yapan, insanı sevgiliye mahbup, sevgili yapan sırrı, emaneti alacağız. Dikkatli olacağız. O emaneti inşallah güzel ahlakımızla, şeriatımızla, tarikatımızla, hakikatimiz ile muhafaza edenlerden olalım Amin!

Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun. Peygamber Efendimizin Miladi olarak doğumu 571 20 Nisan aleme teşrif ettikleri tarih. İslam alemine ve insanlık alemine Peygamber Efendimizin manasının yayılmasına vesile olsun inşallah Amin!

Efendimiz (asv) bütün aleme rahmettir. Sevr mağarasında, Hz. Ebu Bekir, Efendimiz ile hicret ederken mağaraya sığınıyorlar. Mağaranın derinliği yok. İki kişi girip oturdu mu tamam. Eğilip de ancak giriliyor. Kur'an-ı Kerim’de:

“ iz ahracehullezîne keferû sâniyesneyni iz humâ fil ğâri iz yegûlu lisâhıbihi lâ tahzen innallâhe meanâ, feenzelallâhu sekînetehû aleyhi ve eyyedehû bicunûdil lem teravha” Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, "Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber" diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemişti.” (Tevbe, 9/40)

O mağaraya sığındıkları zaman Kur’an’ın da bize ifade ettiği şekilde Hz. Ebu Bekir Efendimizde bir telaş oluyor. Müşrikler takip ediyor gelecekler Peygambere zarar verecekler. Zaten şöyle eğilseler görecekler. Ama tabii ki Cenabı Hakk’ın hikmetine, kudretine, ilmine, iradesine akıl, sır erdirmek mümkün değil.

O mağarada delikler de var. Deliğin birinden yılan kafasını çıkartmış. Rivayet olunur Hz. Ebu Bekir Efendimiz onu fark ediyor, o, Resulullah’a zarar vermesin diye eli ile deliği kapatıyor. Tabii yılan ne yapsın, elini ısırıyor. Isırıyor fakat Hz. Ebu Bekir Efendimiz elini çekmiyor.

Peygamber Efendimiz Hz. Ebu Bekir’e bakıyor bir sararma var, bir solma var.

- Ne oldu ya Ebu Bekir nedir bu halin?

- Ya Resulallah, şu delikten bir yılan çıktı orayı elim ile kapattım, size zarar vermesin diye o da elimi ısırdı.

- Ya Ebu Bekir elini çek. O bizim bu mağaraya geleceğimizi çok önceden haber aldı. Bizi görmek için başını o delikten çıkartıyor, diyor.

Bismillahirahmanirrahim diyor ve tükrüğünü yılanın ısırdığı yere sürüyor. O’nun tükürüğü aleme hayattır. Bir üfledi de Adem çamurluktan kurtuldu.

- Ya Ebu Bekir bak bu böcekler, bu yılanlar bizim geleceğimizi haber aldıkları günden beri

bizi bekliyorlar, diyor.

Neden? Çünkü bu alemde Muhammediyet’in olmadığı hiçbir varlık yok. Abdullah’ın oğlu Muhammed’i (asv) evet hayatını, hicretini, Mekke, Medine devrini tanıyalım. Ama Tabii gönül arzu ediyor ve istiyoruz ki Muhammedün Resulullah olan Hz. Muhammed’i tanıyalım.

İşte o zaman, bu dilimizde sohbet eden olur. Dilimizde döner, gözümüzde görür, elimizden işler. Kulağımıza da söyler. Bu alem Allah ve Resulünün saltanatı.

Bu alemde Allah’a kul olmayan hiçbir varlık yoktur. Önemli olan nedir? Önemli olan Hz. Muhammed’e ümmet olmaktır. Herkes Allah diyor; ama taşa diyor; ama puta diyor; ama güneşe diyor, bir şeye Allah diyor, ilah diyor. Önemli olan Hz. Muhammed diyebilmektir.

Dört duvarla çevrilidir dergahımız:

Şeriat-ı Muhammediye,

Tarikat-ı Muhammediye,

Hakikat-i Muhammediye,

Marifet-i Muhammediye.

O duvarın birini yıkar isen buranın mahremiyetini ifşa etmiş olursun. O zaman nadan da bu işin içine girer. Allah’a koşturuyoruz, Allah Allah Allah diyoruz. Allah “Muhammedime tabi olun” diyor. Hz. Muhammed’e gidiyoruz O’ da Allah’a diyor.

Bizim dışımız müslüman, içimiz mü’min. Dışımız şeriatın abdesti ile abdestli. Dilimiz doğruyu söyleyen, elimiz, helale işleyen, ayağımız Hakk’a yürüyen.

Dolayısı ile mü’minin içi, dışından daha hayırlıdır. Sorsam evlerinizin içi mi daha hayırlıdır, dışı mı?. Elbetteki içi daha hayırlıdır. Ama onun dışını da ne yapacağız? En güzel şekilde koruyup temiz tutacağız.

Peygamberimiz bir müslümanı tarif ediyor:

“ Einden, dilinden, diğer azalarından kimseye zarar gelmeyen.” İşte Müslüman.

Mü’mini de tarif ediyor Kur’an:

“ Kad eflehal mü’minun“ “Mü’minler felah buldular.”

Bakın; içi ile vahdette, halvette sevgili ile. Ama dışı ile kesrette. Kesrete çıktı mı ölçü, ayar, düzen, nizam, intizam.

Gidin görün, her kurumun kendine göre bir düzeni var, bir disiplini var, bir işleyişi var. Bu

âlem de Allah’ın kurumu olduğu için bu alemin düzenini, Hakk’ın düzenini muhafaza etmek gerekir. Bunun kanunları var, yasaları var, yönetmelikleri var.Nasıl ticarette, alışverişte, hukukta kuralı, kaidesi, bir kanunu var ise, Allah’ın bu alemdeki cari kanunlarına da riayet etmeliyiz.

İşte o zaman emaneti, şeriat-ı Muhammediye ile her türlü tehlikelerden koruyacağız.

İçimizi de hakikat-i Muhammediye ile dolduracağız. Bu alemde bu zevkle gezelim.

Hacı Baba:

Bak şu dervişin haline

Alem hayran ahvaline

Böyle insana hayran olunmaz mı?

Eli hayra çalışır, dili Hakk’ı söyler, dosdoğru. Allah o salih kullarının zümresine bizleri de dahil eylesin inşa Allah. Dilimizi zikri ile, kalbimizi muhabbeti ile daim eylesin.

Allah hepinizden razı olsun.

 

 

KAPINDAYIM BEN BİR GEDA

Canım Muhammed Mustafa

Kapındayım ben bir geda

Sana olsun canım feda

Kapındayım ben bir geda

 

Gel şeref ver kalp evime

Nurunla dol her yerime

Canım sana olsun bende

Kapındayım ben bir geda

 

Rabbim sana habib dedi

Hastalara tabib dedi

Seni sevmek sevap dedi

Kapındayım ben bir geda

 

Nurun evveldir cümleden

Ruhun ekberdir her şeyden

Sana aşıktır tüm âlem

Kapındayım ben bir geda

 

Evvelisin, evvellerin

Ahirisin nebilerin

Serverisin velilerin

Kapındayım ben bir geda

 

Günahkârın ümidisin

Kimsesizin sahibisin

Yetimlerin babasısın

Kapındayım ben bir geda

 

Bütün âlem sana muhtaç

Cemalini bize de aç

Gönlümüze sensin ilaç

Kapındayım ben bir geda

 

Nurun mevcut her zerrede

İlmin mevcut Hak Mürşitte

Feyzin mevcut her müminde

Kapındayım ben bir geda

 

Mürşidisin mürşitlerin

Sahibisin makamların

Cananısın varlıkların

Kapındayım ben bir geda

 

 

Kur’an, Furkan senin adın

Baldan tatlı senin tadın

Arşın üstünde makamın

Kapındayım ben bir geda

 

Sırrın senin sırr-ı tevhid

Yok ikilik cümle Vahid

Melek şahit, felek şahit

Kapındayım ben bir geda

 

Nice kalem seni yazsın

Nice diller seni ansın

Hasan Hilmi’ne ayansın

Kapındayım ben bir geda



[ Geri Dön ]
Content ©
E-Kitaplar
Bir Ayet

46.35. O halde (Resûlum), peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme, onlar vâdedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluklardan başkası helâk edilir mi hiç!

[ Ahkaf Sûresi:35]
Kimler Bağlı
Hoş geldin, Misafir
Üye adı
Şifre
 

Kayıt Ol
Şifremi Unuttum
Sitemizde Şuan:
41 Ziyaretçi, 0 Üye
Toplam 41 kişi var.
Arşiv
· Efendiyle Hemdem Olma
· Küçükköylü Ahmet Efendi'yle İlgili Hatıra
· Hacı Dursun Efendi'yle İlgili Hatıra
· Benim Yıkadığım Cennete Gider
· Gençlerden Beklenenler
· Akıldır kişiyi mesul eden
· Ey Allah İçin Yaratılan İnsan!
· Nedir Şeriat?
· Bu Halimizle mi?!.
· Demek hayrihi ve hayrihi ha!..
· Ehli Tevhidin görevi
· Zikrin önemi
· Yürü yavrum Hak Rasulün izinden yürü
· Hayatta En Güzel Şey: Huzur!..
· Hak Mürşidim Yol Gösterdi
· Sevgili Gençler
· Kadere rıza
· Mezarlığın Ötesinde mi?!.
· Kadere Rıza!
· Yolculuk! Yolcular!..
· Tarikatların Dejenere Oluşu!
· Vatan Sevgisinde Bir Vücut Olmak!
· Vücuda Hürriyetin Gelişi!..
· İki Zıt Bir Yerde Bulunmaz!..
· Yabanda Gezenlerden Olma!..
· Seni Sana Anlatmak!..
· Allah'ın Hikmet Hazinesi: İnsan!
· Niçin Seviyorum?..
· Muhterem Kimdir?
· Hak'tan Gayrı Değiliz!..
· Oğuz ve Sevda evladıma
· Sevgili Kızım
· Kader kaleminin bana yazdığı...
· Dilin Dikeni Kırılacak
· İyilik
· Rahmetin Yağışı
· Mürşidi Kamil
· Güzel Ahlak
· Hak Yolun Yolcuları
· Hakka Giden Hak Yolcuları
· Sevgili Dostlarım!
· Muhterem Dostlar!
· Hanım Kardeşler!
· Huzur, îmân-ı kâmilde
· Kardeşime ve Oğluma
· Zirve-yi Tevhide Giden Yolun Yolcuları!
· Ezelden ebede koşturan yolcu!
· Hayırlı Bayramlar
· Hüseyin Sabri Soyyiğit Efendi'nin Özgeçmişi
· Ana Temel İhmâle Gelmez
· Gayrullaha Düşürmesin
· Râbıtamız Hakk’adır.
· Fetih İki Kısımdır
· Kadere rıza ancak iman-ı kâmille…
· Gerçek iyilik!
· Hedefimize Ulaşabilmek İçin!
· İslâm’ın ana kaidesi
· EFENDİLERE HİTAP
· Kendine dönebilse...
· Bugünün yarını yok!
· Hacı Baba, neler yaptınız?
· İlk Emir: Oku!
· Selâm
· NE İSTİYORSUN!..
· KİŞİYİ HUZURA ÇIKARTAN ABDEST
· Melâmeti günlük hayata uygulamak
· Sadâkat sadâkat sadâkat!..
· Ne kadar sadâkat o kadar huzur
· Birbirinden Ayrılmaz
· BABALAR DİKKAT!
· ANALARIN AYAĞI ALTINDA
· Âfakî ve Enfüsî Mücadele / 31. 01. 2004
· BAYRAM VE HUZUR
· İnsanı vuslata getiren nedir?
· Allah'ın zikri yeter
· Akıl erdiremiyorum
· Urucun nüzûlün yolu
· Şiarımız, Ceza Değil; Aftır!
· Hakikatin elbisesi
· Hz. Muhammed (s.a.) Neyi Getirdiyse…
· Namaz Kılmak
· Oruç tutmak
· Hacca Gitmek
· Zekât Vermek
· HADDİNİ BİLMEK
· Birbirinden ayrılır mı!
· TAKLİTTEN TAHKİKA
· Müminler kardeştirler
· İslâm’da, imanda kardeşlik
· KUTLU DOĞUM
· Kalplerin huzura kavuşması
· İman ve amel-i Salih
· sevginin hâkim olması
· Zorlukları hâlleden ne?
· VAR ONLARLA KAL
· Nâr Nura Döndü mü?
· Engelleri kaldırmak
· Temizlik imandandır
· Tek düşüncemiz…
· Allah'ın zikri yeter
· Melâmeti anlatmak
· BİR MELÂMİ NASIL OLMALIDIR!
· Melâmet bir meşreptir
· Melâmet anlayışımız
· Melâmet’in özünü Muhafaza
· İlâhî aşk
· Seyyid M.Nurül Arabi Efendi Hazretleri
· Niyazi-i Mısri Efendi Hazretleri
· Pirizrenli H. Ömer Lütfi Efendi Hazretleri
· Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi Hazretleri
· Ahmet Kumanlıoğlu Efendi Hazretleri
· Kurban Bayrami Mesaji 10.01.2006
· Muhterem İmam Efendiler ve Sevgili İhvanlarım
· 05.10.2006 Bayram Mektubu
· 12.10.2006 Ramazan sonrası uyarı mektubu
· Melametin Tanimi
· Ey Allah için yaratılan Hz. İnsan!
· Yürü Yavrum, Sen, Hak Resulün İzinden Yürü!..
· Dostlarıma
· İzmir, 28. 12. 2006
· İzmir, 04. 01. 2007
· Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmak!..
· Mânevî Mes’uliyetin Ağırlığı!..
· ZİKİRSİZ OLMAZ!
· Zikir ne yapar?
· Ana temel ihmâle gelmez
· Gizli Şirkten Kurtulmak / İzmir, 07. 02. 2007
· Yare Vuslat Ettiren Telkin / İzmir, 18. 02. 2007
· Hakikat İlmi, Mensuplarına Verilmeli! / 22. 02. 2007
· NİÇİN "MUHAMMEDİ MELAMİYİZ" DİYORUZ! / 08. 03. 2007
· Yokluğu Sermaye Etmek! / 22. 03. 2007
· HAK DOSTLARININ KÖKÜ KESİLDİ Mİ? / 25. 03. 2007
·  CANIM ANACIĞIM! / 26. 03. 2007
· HAYAT NEHRİNDEKİ HALİMİZ!.. 05. 06. 2007
· Şeriatla Hakikat: Beden ile Ruh! / 06. 06. 2007
· MEYVELİ AĞAÇLAR: İLİM SAHİPLERİ!.. 12. 06. 2007
· AMAN DOSTLAR, DİKKAT!.. 20. 06. 2007
· İYİ İNSAN OLMAK... / 22. 06. 2007
· HAKİKAT KAPISINI ARALAMAK... / 25. 06. 2007
· ALLAH'A MUHATAP: İNSAN! / 28. 06. 2007
· GÖNÜL KALESİNE TEVHİT BAYRAĞINI ÇEKMEK / 12. 07. 2007
· GÖZÜMÜZE HİÇBİR ŞEY PERDE OLMASIN! / 29. 11. 2007
· KOMŞU KARDEŞTİR, AYRICA DA MÜ'MİN KARDEŞTİR! /10. 12. 2007
· KURBAN BAYRAMINIZI TEBRİK EDERİM! / 19. 12. 2007
· Akl-ı Selim / 14. 01. 2008
· HEM ALLAH'A HEM DE HZ. MUHAMMED (A.S)'A TABİ OLALIM 15. 01. 2008
· SOHBETLERİ ANLAYABİLMEK!..
· GÜZEL AHLAK / 27. 02. 2008
· DÜNYA-UKBA PAZARINDAN GEÇMEK! / 27. 02. 2008
· KENDİNİ BİLMEK / 06. 03. 2008
· HAK MÜRŞİDİN KIYMETİNİ BİLMEK! / 12. 03. 2008
· İLAHİ DÜZENE HİZMETTE KATKIMIZ OLMALI! /10. 07. 2008
· EN BÜYÜK DÜŞMAN! / 20. 07. 2008
· SEVGİLİ DOSTUM HACI ALİ EFENDİ / 21. 07. 2008
· ŞERİATIN İÇİNDE HAKİKAT MEVCUTTUR
· SEVGİLİ DOSTLAR
· 17. 11. 2009 tarihli mektup
· HAYIRLI BAYRAMLAR...
· 
· YA RAB, BİZİ UZAK EYLEME EVLAD-I RESULDEN
· SIR VE HİKMET HAZİNESİ İNSAN
· İYİLİKLERİN İNSANI OLALIM
· DERVİŞ KİMDİR?
· GÖNÜL YIKMAYALIM!
· TEVHİDE HİZMET
· ALLAHIN RAHMETİNE, MERHAMETİNE, MAĞFİRETİNE ÇOK MUHTACIZ!
· DERVİŞ OLAYIM DER İSEN / CAN MÜRŞİDİN TELKİNİYLE
· KENDİMİZİN GÜVENİNİ KAZANMAK
· ALLAH MUHABBETİ
· ZİKRULLAH
· YÜRÜ YAVRUM, HAK RASUL'ÜN İZİNDEN YÜRÜ!
· KUTLU DOĞUM
· MEVLA GÖRELİM NEYLER...
· NEBİLER SERVERİ AHMED GELİYOR
· CANLI ÖRNEK OLABİLMEK
· İNCİTME SAKIN
· DERVİŞLİK!...
· HİSSEDEBİLMEK...
· Ruhtan Ruh Alan Bizler
· SAFA GELDİN YA RAMAZAN
· BAYRAM MEKTUBU
· KURBAN BAYRAMI VESİLESİYLE...
· HALDE TEVHİD EDENLER!
· GÖNLÜMÜZDE DOĞSUN HER AN!
· iNSAN: GÜZEL VARLIK!
· HUZURDA OLDUĞUMUZU İDRAK EDELİM!
· HAYIRLI RAMAZANLAR OLSUN!
· NEDİR EN ZOR ŞEY?
· DALGAYI DENİZİN, DENİZİ DE DALGANIN DIŞINDA GÖRME!
· O SENDE İKEN, SEN O'NU GAYRIDA ARAMA!
· ALLAH'IN YAKINLIĞINI YAŞAMAK!
· VARIRSIN VAHDET İLİNE
· KUTLU DOĞUM
· Dostlarımızı Ziyaret!
· Bereketli Ziyaret!
· DOSTLARIMIZI ZİYARET!
· DOSTLARIMA

Toplam 197 kayıt var

Anasayfa | Kur'an-ı Kerim | Videolar | İlahiler (mp3) | İlahiler | Hatıralar | Mektuplar | Sohbetler | Öz Geçmişler | Kullanım Şartları

©2002 Tasavvuf Derneği Tüm hakları saklıdır.

Sitemizin yapımında php-nuke kodları kullanılmıştır.