31. 1. 1983
Esselâmüaleyküm
Sevgili Kardeşim, Ahmedim Benim,
Sevgi, muhabbetle sizin ve kıymetli yavrularınızın gözlerinizden öper, Cenâb-ı Hak’tan sıhhat, âfiyetler dilerim. İnşaAllah kemâl-i âfiyet üzeresinizdir.
Sevgili Kardeşim,
İnsan vücudunda kemâl-i âfiyet iki kısma ayrılır: Biri zâhirî yönden maddesinde, biri de manevî yönden mânâsında. Ne madde mânâsız, ne mânâ maddesiz olur. İnsanoğlu yemek içmek, gezmek dolaşmak, vesaire vesaire için yaratılmış bir varlık değildir ki!.. Gönlünde, ruhunda, iç duygularında hikmetler vardır. Nasıl kuş tek kanatla uçamazsa, bizler de Şeriat-ı Muhammediyenin yanına Hakikat-ı Muhammediyeyi koyabilirsek, zâhirimiz halk, bâtınımız Hak olur.
İnsan, mânâsıyla, duygularıyla, Allah’a sadâkat ve samimiyetiyle insandır. İşte bu insanı Mevlâmız methediyor. Ahsen-i takvim, at denileni Allah için atmış, al denileni Allah için almış, sözü hikmetli, bütün hareketleri kontrollü, tatlı dil, güleryüz, merhamet hazinesi, halka hizmet Hakk’a hizmet prensibiyle iyiliklerin menbaı. Kendisinde zikrullah ile Allah ve Resûlü’nü söz sahibi etmiş; hülâsa elinden, dilinden, azalarından kimseye zarar gelmez. İşte Rabbimiz bu insanı medh ü senâ ediyor.
Biz nefsî mücadele etmeliyiz. Allah’ın zikriyle, îmânın kemâline ermeliyiz. İnsan, o insandır ki, yaratılışındaki gayeyi tefekkür eder: Ben kimim? Beni kim yarattı? Yaratan, yaşatan benden ne istiyor? Görevim nelerdir?
Ahsen-i takvim olan insan herhalde başıboş yaratılmamıştır. Ulu Mevlâmız âyet-i kerimesinde: “Siz kendinizin abes yaratıldığını mı zannediyorsunuz? Bize gelmeyecek misiniz? Elbette ki bize döndürüleceksiniz.” buyurmuştur.
Izdırârî dönüşten kimse kurtulamaz.
“İhtiyârî mevt edenler, nûr ile defnoldular
Hayy olup rif’at bekâda nice sultan oldular.
İhtiyârî mevt edenler, ölmeden evvel ölenler, hesap vermeden evvel hesap verenlerdir ki, bu zât-ı muhteremler için ölüm düşünülemez. Cenâb-ı Hak diğer bir âyet-i kerimesinde “Allah yolunda ölenlere, öldü demeyin; onlar haydırlar.” Peygamber Efendimiz: “Mü’minler ölmez, nakledilirler.”
Ölmemezliğin sırrını tevhîtle bulacağız. Mürşitlerimizin telkînlerinde bulacağız inşaAllah! Bütün insanlığı imha etmeye çalışan, insanlar için daima kötülük düşünen, ehl-i madde, ehl-i şehvet, ehl-i nefisten uzak olacağız. Nefisten kaynaklanan bütün kötülüklere dur demedikçe, Hak olanı alıp bâtıl olanı atmadıkça huzur bulmak mümkün değildir kardeşim!
Huzur, îmân-ı kâmilde, kanaatte, sevgi ve muhabbette. Huzur, maddede değil; mânâda. Cenâb-ı Hak, sizleri bütün kötülüklerden korusun ve muhafaza etsin kardeşim.
Allah sana iki tane yavru verdi. Bunlara örnek baba olacaksın. Çocuklar teyp gibidir. Anne babanın hâlleriyle hâllenir, onların izinden giderler. Çocuklarımızı Allah ve Resûlü’nün rızası üzerine yetiştireceğiz. Örnek anne, örnek baba olmalıyız. Onlara yapma dediklerimizi önce kendimiz yapmamalıyız. Sözle değil, yaşantımızla yol göstermeye çalışacağız.
İnsan yetiştirebilme elbette ki kolay bir şey değildir. Bir insana bakıyorsunuz, içerisi öfke, hiddet, küfür, kötülük dolu. Nefsin, şehvetin insanı. İnsanlar için zararlı mahluk. Irza, namusa tasallût eder, elinden, dilinden kötülükten başka bir şey gelmez. Dışı insan, içi hayvan olursa kişinin, insaniyeti bulması çok zor. Böylelerin nesi insan! Bunların anneleri, babaları “oğlumuz!” diye sevinebîlirler mi? Bunlarla iftihar olunur mu? Yüz karası...
İşte bu büyük tehlikeye düşmemek için elimizden gelen tedbirleri Allah ve Resûlü’nün âyet ve hadîslerinden alacağız.
Ve yine bir insana bakıyoruz; mütevazı, alçakgönüllü, tatlı dil, düşeni kaldıran, elinden, dilinden kimseye zarar gelmeyen, kötülükleri atmış, iyilik hazinesi. Fazilet menbaı. Gerçek mânâda insan. Bununla ne kadar iftihar etsek az.
İşte böyle insan olmak ve böyle insan yetiştirmek için kararlı ve azimli olmalıyız. Cenâb-ı Hak enfüsî ve âfâkî, nefsânî ve şehevî bütün âfetlerden dostları ve sizleri korusun, muhafaza eylesin.
Ömür bir top kumaş gibi, gündüzle gece bir makas gibi her gün bu kumaştan bir metre kesiliyor, bitmeye doğru gidiyor. “Eyvah, ne oldu? Ömrümüz gafletle geçti!” diyenlerden olmamalıyız. Hemen tedbir alıp zamanlarımızı değerlendirmeliyiz. Dünyânın rengi, şekli, saltanatı, cilvesi, boyası sizleri aldatmasın. Bunlar geçicidirler. Gerçek mânâda güzellik, îmânda ve amel-i sâlihtedir. “Emri bil ma’ruf” Allah’ın emrini tutup nehyinden kaçmaktadır. Mevlâ bu yolda sizlerin ve bütün dostların yardımcısı olsun.
Bâki Hüdâya emânet olunuz.
HACI BABA