TD Menü
 Anasayfa
 Sohbet Videoları
 Sesli Sohbetler
 Sohbetler
 Sesli İlahiler
 İlahiler
 Mektuplar
 Hatıralar
 Öz Geçmişler
 Kur'an-ı Kerim
 İletişim
Canlı Yayın
Canli Yayini izlemek için tiklayin

Canlı yayın tarihleri:
Cuma: Cuma namazı sonrası (İzmir'e göre)
Cumartesi: 20.00 - 22.00
İlahiler
·Lâ ilâhe illallah.
·Aşk ile Allah dedikçe.
·N’olur halim Cân Sultanım !
·Hak’tır bizim sevdiğimiz
·Bize lütf-i Hüdâ’dır bu!
·İnsan olan anlar bizi.
·Hak aşkınız daim olsun.
·Kuvvet, kudret Mevlâ’nındır
·Hidâyet olmazsa Hak’tan,
·Niçin feryat etmez bilmem !
·Lâyık kul olmayı nasîb et bize.
·Bu âleme niçin geldin, görevin ne senin?
·Haremine gir, dedik de suç mu ettik?
·Nazarımız Hak’tır bizim
·Vicdân ile düşünsene!
·Uyandır kalbini, şükret.
·Âşık olana, Mevlâ cemâlini gösterir.
·Güzel ahlâk açar gönül kapısın!
·Kerîmsin Mevlâm, duamız kabul et!
·Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.
·Yakar aşkın ciğerimi!
·Mevlâm hidâyet eylesin!
·“Re’sul hikmete mehafetullah”dır.
·Şuhût, tefekkürle Allah diyelim Hû Allah.
·Tevhidin özü budur.
·Sabırla selâmet bulunur inan.
·Harfle savtle olmaz îfâ !
·Îmânla ahlâkla varılır Sırr-ı Tevhid’e.
·Sevelim, sevilelim mü’min kardeşler.
·Estağfirullah, tevbe Ya Rab! diyelim.
·Sâdıklarla bile ol, gafillerle olma.
·Essalât u vesselâm Muhammed Mustafa’sına...
·Sen vallahi cân u cânânımızsın!
·Şükürler olsun Mevlâ’ya!
·Deme sakın: Ben dervişim.
·İmdâda yetişti Pîr Sultanımız.
·Tevbe et, pişman ol de Allah Allah!
·Hak’tır bizim şuhûdumuz.
·Gönül bize yârdan haber versene.
·Allah sana emretti.
·Hû derim Allah
·Yokmu bana el tutan?
·Dedim: Elhamdulillâh!
·Allah Allah diye diye.
·Hidâyet Allah’tan, gayrıdan bilme.
·Gel gitme yavrum gafil yoluna.
·Zâhir bâtın Hû’dur Allah.
·Uzak durma yakın gel
·Hamd ederim, Mevlâm sana.
·Dikkat et dostum, şekle aldanma.
·Her yüzden nazarım sen.
·Cânım kurban cânânıma.
·Ma’nâya gel ma’nâya.
·Ya Rab! Sen bu zâtın hikmetin bildir
·İlhâm ihsân et Allah’ım!
·Aşkın bana ver Allah’ım,
·Gündüz gece arıyorum.
·Dîvâne gönül aşka tutuldun!
·Gönüldedir zevk u sefâ.
·Sadâkatle gel, tevhide boyan.
·Pîr Seyyid’dir rehberimiz!
·Bâtıl bizim neremizde?
·Cân u cânânım merhaba.
·Sâdık olan cânlar gelsin.
·Sevgili Habîbinin hürmeti için et zuhûr!
·Mevlâm düşürme gaflete.
·Hamd et haline mü’minsin cânım.
·Cânda cânânını incitme sakın!
·Gönüllerde binlerce ah u feryat var.
·Yüzüne bakan sende hiç gayrullah görmesin.
·Hak rızası bundadır.
·Davet Hak’tan duysana.
·Zikrederiz Allah deriz.
·Zaferin mübarek olsun kardeşim!
·Hû Mevlâm Hû Mevlâm, aşkın bana ver Mevlâm.
·Yuvalarında huzûr sevgi ver Allah’ım!
·Hak mürşidden aldık ilham.
·Hak Lâ ilâhe illâllah...
·Kelâm anı anlatamaz.
·Hak hidâyet etmedikçe
·Telkînimiz rehber bize.
·Şâh-ı Merdân’ı önder bilelim.
·Sen kendini ne sanırsın?
·Mahrum olmaz Allah diyen.
·Âşıklıktır rehber bize.
·“Hesap, muhasebemde vekilim Allah’tır” de.
·Gayemizi dil ifade etmekten acizdir.
·Hû, lâ ilâhe illalah.
·Hamd ü senâ Rabbimize.
·Cân u cânânımsın benim !
·Şâhit Mevlâm kalbimize.
·Merhametin sonsuz senin!
·Hak zikrini verdin bize.
·Bize sâdık olan gelsin.
·Dosta vuslat etmek için.
·Sen öğrettin Cân Sultanım!
·Cân mürşitten olur ihsân.
·Rahmetinden mahrûm etme!
·Ne güzeldir, ne güzeldir!
·Âsân olur yollar sana.
·Hak Mürşidi bilmedikçe.
·Gel ey yolcu dinle sohbet.
·Gerçek insan işte bunlar.
·Himmet olur inan, şüphen olmasın.
·Bizi sevgine lâyık kıl Ulu Mevlâm!
·Ey Rabbim bizi mahrûm-i dîdar eyleme!
·Ne güzeldir ne güzel!
·İkrâm eyle, gül yüzüme.
·Himmet edin dostlar bize.
·Hak mürşitten olur ihsân.
·Bir lâhza ayırma beni senden!
·Allah Allah diye geldim!
·Ezelden Hak sözü vermiştir bunlar!
·İlâhî Rabbim, hikmetinden suâl olunmaz.
·Allah diyen âşıklarda kalmaz gam keder.
·Şükürler olsun Mevlâ’ya.
·Paha olmaz asla size.
·Çok şükür elhamdülillah!
·Asker oğlum göreslendik.
·Gönlümüze giren bilir.
·Şükrederim Rabbim sana.
·Kenz-i mahfinin sırrı onlarda.
·Emr-i Hak’tır ibadât u taat etmek,
·Sev mürşidi, gel sen bize.
·Lûtfet, kerem kıl cânânım benim!
·Beni benden alan sensin.
·Sonsuz hamd ü senâlar Mevlâ’ya!
·Hak zikrini ihsân etsin.
·Mevlâm yolun âsân etsin!
·İlahi Mevlâm rızandan ayırma.
·Allah sizden razı olsun!
·Her an diyem Allah Allah.
·Hak sevgisi var bizde
·Sohbetimiz dost iledir.
·Halk içinde mecnûn olan dîvâneye bak.
·Ârifiyet ver Allah’ım!
·Tenezzül, tevâzuyla gerçek insan bunlar.
·Gerçek insan, gündüz gece Allah der.
·Nazar kıl sen bu aleme, gör neler var...
·Rabbim sevgisine mazhar kılsın!
·Cânım Muhammed Mustafa.
·Buldum cânda cânânımı.
·Hak orucun kabul etsin.
·Bahr-i Ummân derler sana.
·Sonsuz rahmet ruhunuza.
·Haccımız mübarek olsun kardeşim.
·Mutlu olur sizi seven.
·Kâmil îmân ver Allahım.
·Birdir Allah yok şeriki!
·Sonsuz şükür Rabbimize!
·Himmetine her an muhtacız Efendim!
·Hak’tır bizim sevdiğimiz.
·Gelin yavrularım tevhide gelin.
·Beni ifna eden sensin,
·Zikret Mevlâ’yı Mevlâ’yı!
·Boşa durma, hikmet ara.
·Yol ver bize ulu dağlar, geçelim!
·Tut elimiz ezel-ebed.
·Biz, Melâmi kurbanıyız.
·Sonsuz hamd ü senâ Mevlâm!..
·Zikret Hakk’ı, gir meydana.
·Mutlak îmân telkîniniz!
·Bilmek için sâdık gerek!
·Hak mürşitten olur ihsân!
·Emre mutî olur isen,
·Mürşidimin telkînidir.
·Bayrağımın sallandığı yerdir vatanım.
·Allah Hak yolda bize anlayış versin.
·Vatandaki bayram başka!
·Kerim Allah, Rahim Allah!
·Dinin ahkâmı Şeriat’tır.
·Hakiki insan, Hakk’ı, bâtılı fark edendir.
·Hak’la bâtılı seçen îmânımız var!
·Cânda cânânla tevhit etmenin ta kendisidir!
·Enfüste, âfâkta ne varsa Hakk’ındır.
·Hak Resûl’e erem dersen.
·Mürşidimin nasîhatı.
·Nasip eyle Mevlâm bize!
·Hakk’ın muhâtabı insan.
·Şirk-i hafîden bizleri koru Mevlâm!
·Emre mutî olmak gerek.
·Ne güzeldir derviş olmak!
·Sermayemiz sadâkattir,
·Allah Allah Kerim Allah!
·Allah deyin huzûr bulun!
·Lütfet, kerem kıl âciz kuluna!
·Allah gönlünüzün muradını versin.
·“İhdinas sırate’l-müstakim”den gidenlerdir.
·Açar güller handân olur.
·Derdimin dermânısın Efendim.
·Sultanımız vardır bizim.
·Hak Erenler, aşka çare var mıdır?
·Rabbim rızandan ayırma.
·Nice yüz bin hamd ü senâ!
·Kâmil îmân kalbimizde.
·Ne güzeldir insan olmak,
·Bize âşık, sâdık derler.
·Cemrelerin var hikmeti
·İhvânımız urûç, nüzûl etmenin sırrını bilirler.
·Dikkat et kendine gel!
·Cân mürşidim cânım feda!
·Gelin Dostlar, aşk ile ALLAH diyelim!
·Allah şerrinden korusun!
·Bunlar, salât-ı daimün’dedirler.
·Kur’an-ı Kerim’in ikiz kardeşidir.
·Hakk’ın zikriyle feth u bâb olur dostlar.
·Ulu Mevlâm, hikmetlerinden suâl olmaz!
·Dikkat et, sakın taş atmayasın!
·Ya Rab, kul olabilmek için tut elimiz!
·Kerîmsin, Rahimsin Ulu Mevlâm!
·Sadâkatın rehber senin.
·Takdire razı olanlardan et bizi!
·Kullarının suçuna bakmazsın Mevlâm!
·Dikkat eyle, sohbet dinle!
·Ruhundan ruh verdin bize.
·Cânım kurban Mevlâm sana!
·Gül bizimdir, gül kokarız!
·İhsân eyle dervişlere!
·Nasip etti Mevlâm bize!
·Hak Resûl’ün vatanıdır.
·Lebbeyk Allahümme lebbeyk!
·Tefekkürle Allah deriz.
·Gel dervişim zikredelim.
·Gönül eri dervişlerdir.
·Lütf-i Hüda’dır,
·Yüzünüze âlem hayran!
·Mürşidimin ikrâmıdır!
·Telkînimiz mutlaktandır, renge şekle aldanmayız.
·Dosta vuslet etmek için
·Dostun haremine aşkla girenleriz!
·Ehl-i tevhit derler bize.
·Sevgilinin sohbetine gönül verenleriz!
·ALLAH diyen dil var bizde.
·Kur’an-ı Kerim’de hikmetler vardır.
·Mürşidin himmetiyle ilhâm olur Hak’tan bize!
·Keyfiyeti anlatamam!
·İstiyorum, ilâhiler yazayım,
·Anlatılmaz hâlimiz var!
·Dervişlerin emelidir!
·Râbıtanda bulacaksın
·Hak erenler safındadır.
·Melâmileriz!
·Melâmiyiz, zikrederiz.
·Şifa olan telkîn bizde!
·Emre sâdık olmak gerek!
·Haşret Mevlâm ihvânımız!
·Lütfeyle Mevlâm bize.
·Ehl-i tevhit nâra yanmaz.
·Cânım, ruhum mürşidimdir!
·Sâdık kuldan hacı olur.
·Haccen mebrûr inşaAllah!
·Gel dervişim bilişelim!
·Her hâliyle örnek insan!
·Aşkın bana hayat verir!
·Hak nûruyla çok güzelsin!
·Güzelliğin anlatılmaz!
·İlhâm olur Mevlâmızdan!
·Âşık, sâdık, ârif insan!
·İmtihandır dikkat eyle!
·Ben beni bilmenin hayrâniyem!
·Ben sanırdım zikrederim.
·Şayet dervişim dersen.
·Her gününüz bayram olsun !
·Gel, Melâmet sırrına gel...
·Ya Rab, bizi uzak eyleme Evlâd-ı Resûl’den!
·Sâdık kul ol, gel sen bize.
·Yürü yavrum, sen, Hak Resûl’ün izinden yürü !
·Derviş olamaz derviş !
·Sana saygı şeref bize!
·Huzûr ver Allah’ım ümmet-i Muhammed’e!
·“Vatan sevgisi îmândandır!” bunu bilelim.
·İslâm’ın dışında yol arayanlar.
·Dervişler güzel ahlâkla sevilirler.
·Yolunuz açık olsun!
·Fenafillâh vardır bizde.
·Tevbe, istiğfar var dillerinde.
·Bize hayat O’ndan gelir.
·Bilen, bilinen birdir.
·Halde tevhid edelim.
·Kâmil îmân buna derler!
·Perde hicap olmaz size.
·Güzel ahlâklarıyla sevilir bunlar!
·Bağlantısı zikrullahtır.
·Gelin dostlar muhabbete!
·Hikmetler var dervişlikte
·Güzel ahlâk yolun açar.
·Hakk’ın takdîrine razı olacaksın!
·Hak o zaman razı olur!
·Aşkta mihmânımdır benim.
·Hak yolunun sâdıkıyız.
·Melâmiler derler bize.
·Halk yüzünden Hakk’ı sevsin.
·Zikrederim Allah derim.
·Razı olur Rabbin senden.
·Râbıtamız Hak’tır bizim.
·Şekilde kalma, gel ma’nâyı fehmet!
·Kar kapadı yolumuzu.
·Ulu Mevlâm bizi mahrum eyleme!
·Sonra pişmanlık fayda vermez...
· Emre sâdık dervişleriz
·Dosta vuslat etmek için
·Hak erenler bu yoldadır
·Hak mürşidin telkîniyle
·Hû desin Mevlâm
·Nasip eyle Mevlâ cümle ihvana
· Allah diyelim Allah
·Hak yoldadır can dervişler

Toplam 307 İlahi kayıtlı
  Bu Sayfayı Yazdır   Bir Arkadaşına Gönder


Şeriatla Hakikat: Beden ile Ruh! / 06. 06. 2007

    

İzmir, 06. 06. 2007

 

         Esselamualeyküm

Muhterem Dostlarım!

Tarih boyunca çok zararlı çatışmalar olmuştur. Şeriatçılarla tarikatçıların çatışmaları gibi. Bu zat-ı muhteremleri ters düşürenler vardır. Hatta İmam-ı Azam gibi ilmî, ahlakî, tevhid anlayışı zirveye ulaşmış bir insan zindana atılmış. Sebebi de şu: “Sıfat, zatın aynıdır.” demiş. Bir müddet sonra “Sıfat, zatın gayrıdır.” demiş. Sonra “Ne aynıdır ne de gayrı.” demiş. Bu, kafayı bozdu, Cafer-i Sadık’a biat etti de bozuldu maalesef, demişlerdir.

Büyük imam diyor ki: “Levlakes senetan, le helekel Numan” “İki senem olmasaydı, helak olacaktım.” Bu iki senesi de Cafer-i Sadık’a biatla geçen seneleri olmuştu.

İmam-ı Azam’dan bir vaka, hikaye anlatmak isterim. Zindanda ağırlaşmış. Gidenlerle pek görüşmüyormuş. Şehrin kadısı İmam-ı Azam’ın talebesi İmam-ı Yusuf, hocasını ziyarete gitmiş. İmam-ı Yusuf’un yüzüne bakmamış. Selamını dahi almamış. Çünkü muhterem imam, kadılığı kabul etmemişti. Fetvalarına devlet reislerinin karışabileceğinden, şer’i hükümleri gerektiği gibi söyleyip muamelata koyamayacağından dolayı kadılığı kabul etmemişti. İmam-ı Yusuf kabul edince de herhalde ona da gönül koymuştu.

İmam-ı Yusuf zindanda iken İmam-ı Azam’ın ağzında bir söz vardı. O söz de İmam-ı Yusuf’a çok manasız, lüzumsuz gelmişti. Hakikaten aklî dengesini bozmuş intibaı uyanmış İmam-ı Yusuf’ta. Lisanındaki o söz de: “Lebenül vedvat ke meniyyir rical.” Manası: “Gece kuşunun sütü, insan menisi gibidir.” Bu, lüzumsuz söz diye İmam-ı Yusuf ayrılıp gidiyor.

İmam-ı Azam vefat ediyor. Seneler geçiyor. Bir gün sarayın bir yerinde insan menisi diye bir meni bulunuyor. Sarayda 40 tane cariye. Araştırmalar, incelemeler… Doktorlar, hocalar “Evet, bu menidir, insan menisi.” diyorlar. Kim girdi, kim çıktı, kim işledi bu fiili diye cariyelere büyük ızdıraplar veriliyor. Hepsinin idamına karar veriliyor; madem bir tanesi bulunmuyor diye.

Son  olarak İmam-ı Yusuf geliyor. Evet, menidir diyor. Fakat başını kaldırıp yukarı bakınca gece kuşunun yuvasını ve yuvadaki yavruları görüyor. Oradan akan gece kuşunun sütünün bu duruma sebep olduğunu anlıyor. Hocasının, koca imamın, zindanda söylediği sözü hatırlıyor. 40 cariyeyi ölüme mahkûmiyetten kurtarıyor Koca İmam. Ağlamaya başlıyor, saçlarını yoluyor, başını duvarlara vuruyor. Affet beni, diyordu. Ben sana bunu söylediğin için aklını oynatmış, dedim. Kerametini, kemalatını izhar ettin.

Ne yazık ki insan bilmediğinin düşmanı olur.

Gelin Dostlar!

Bilmediklerimizi öğrenelim. Öğretene hürmet, saygı, gösterelim. Bilmediklerimize isyankâr ve bilmediklerimizi inkar edenlerden olmayalım. Ne mutlu ilm-i tevhidi şeriatla, şeriat ilmini de tevhit ilmi ile süsleyenlere, giydirenlere ne mutlu! Bu, çift kanat demektir ki, bu kanatları takanlar uçtular. Allah himmetlerini üzerimizden eksik etmesin! Amin!

Muhterem Efendiler!

İstanbul Küçükköy’de Nakşi şeyhi büyük âlim Erzurumlu Ahmet Efendi’nin ziyaretine gittik. Hocam, amcazade, kayınpeder Hacı Tevfik Efendi, babam Hacı Muhittin Efendi ve arkadaşım, dervişim Hacı Ahmet Aras Efendi’yle beraber. Hocaefendi’nin de yanında ziyaretçileri vardı. Hepimiz 8-10 kişi olmuştuk. Hocaefendi’ye sorular soruyorlar akaitten, fıkıhtan. Maşallah Hocaefendi de canlı kitap gibi cevap veriyordu. Bir tanesi İmam-ı Azam’dan sordu. O’nun zindana atılma nedenlerini, vefatını sordu. Acaba imanını kurtarabildi mi, dediler.

Hocaefendi üzüntülü, ağlamaklı bir sesle:

- Maalesef maalesef, o, son zamanlarda kafasını bozdu. İlmi zararlı olmaya başladı. Halka zararlı olmasın diye içeri attılar. Cafer-i Sadık’a biatında tevhidi kavrayamadı, o zevki idrak edip anlayamadı. İleri geri konuşmalar yaptı. Sıfat zatın aynıdır, dedi, vahdete girdi. Döndü, sıfat zatın gayrıdır, dedi. Sonra da ne aynıdır, ne gayrı, dedi. Kararsız, istikrarsız konuşmalar yaptı. Zamanın şer’i hakimleri, âlimleri ve hükümdar sözbirliği ile onu içeri aldılar.

O zaman sabrım bitti.

- Bir dakika hocaefendiler bir dakika! İmam-ı Azam, imansız gitti, diyorsunuz.

- Maalesef öyle, dedi Hocaefendi.

Hocaefendi’nin cübbesini öpenler, onun dizlerine sarılanlar, ellerini öpenler de hoca. Hocaefendi de onlara anlatıyordu:

- Maalesef 60 senedir O’nun için ağlıyorum ben. İmanını kurtaramadı.

Uzun bir salondu. Onlar divanda, Hocaefendi’nin yanındayken Ahmet Aras ve ben kapı dibinde oturmuştuk.

- İmam-ı Azam tahkik, mutlak bir iman sahibi idi, diye feryat eyledim. Maalesef taklit imanda kalanlar İmam-ı Azam’ı anlayamadılar. İmam-ı Azam’ın söylediği gibi ben söylüyorum, diye bağırdım. Sıfat zatın aynıdır, dediği zaman velayeti zuhura getirmişti, İsa Ruhullah makamını. “El vahde bilâ kesre” Bu makam, Makam-ı Ruh. Fenafillaha uğramayan, varlığından soyunup Hak varlığına mazhar düşemeyen, "Mûtû kable en temûtû" sırrına eremeyen nasıl bunu idrak etsin, anlasın?

Makam-ı Ruh’tan, Hz. Musa’nın Kelîmullah olan makamına  geçiyor. Bu makamda Hak batın, halk zahir. Bu makama aynı zamanda Tafsilat-ı Muhammediye denir, Musa Kelîmullah makamı denir. Manen vahdetten kesrete geçen zat-ı muhterem, sıfat zatın gayrıdır, dedi. Çünkü Hak zahir, halk batın. Büyük imam, vahdeti kesreti makamat zevkiyle bize anlatıyordu. Kesret vahdet tevhit ederek Kavseyn makamda, cemleri cem eden Cemü’l-Cem makamında “Ne aynıdır, ne de gayrı.” demiştir. Bu makam Ademiyet makamdır. İşte bu makamda Muhittin-i Arabî hz.’leri “El halku halk, hüvel Hak.” buyurmuştur.

Büyük imam, beka makamlarının zevklerini, rabıtalarını, hal ve ahvalini tevhide biat edenlere anlatıyordu. O nasıl söylediyse, hepsine can u gönülden inanıyorum. Yolundayız, izindeyiz Koca İmam! Senin elini, ayağını öperiz. Ömrünü ilme, irfaniyete veren İmam-ı Azam Hz.’leri bize ışık tutmuş, vahdetin, kesretin zevkini, anlamını vermiştir.

Böyle söyleyince Hocaefendi yerinden fırladı, kapı dibinde oturuyordum, bana sarıldı.

- Vallahi 60 senelik müşkilatımı hallettin, feryadımı dindirdin, dedi. Meratib-i tevhit, makamat-ı tevhidin anlamını, zevkini verdiğini biz anlayamamışız, diyordu. Bana sarılıyor ve  “Kim bu zat? Kim bu zat?” diye bağırıyordu Hocaefendi.

Kayınpeder Hacı Tevfik Efendi:

- Bizim talebemiz, bizim çocuğumuz.” deyince,

- Hayır Hacı Tevfik, bunda sizden bir şey yok. Fenafillah, bekabillah makamlarından geçen bu zat, nerden buldu bu ilmi?

- Efendim, o, melamete intisap etmiş, dedi kayınpeder.

- Maşallah! Maşallah! Melametin kemalini bulmuş. Ben kitaplardan okudum, ama bu mürşid-i kamilden okunması gereken bir ilimmiş.

Ağlıyordu, bana sarılıyordu. O gün beni hiç bırakmadı. Ve Peygamber Efendimiz aynı makamda “Men raani fakat raal Hak” “Beni gören Hakk’ı görmüştür.” diye buyurmuştur.

Muhterem Dostlar!

Hakikati, şeriatsız taşımak, onu şeriatın dışında görmek, hem şeriata hem de hakikate isyandır. Birisi ruh, birisi bedendir. Hakikat ruh, şeriat beden. Ruh bedensiz, beden de ruhsuz olmaz. Fehmi Efendi, Divanında buyuruyor ki:

Gerek âlim gerek zahit, ki bilmez nefsini tahkik

Onların imanı hep taklit, eder inkar Ev edna’yı    

Şeriat-ı Muhammediye ile yürüyen ilm-i ledün saliklerine mana kapıları açılır. Halde tevhit ederler. Halde tevhit edenler, ederler hep teşehhüt.

Muhteremler!

Çatışmalar işte böyle oluyor. Şeriatı bilip hakikatten haberi olmayanlar, ehl-i hal, ehl-i zevk hakikat ehline hep taş attılar. Halde tevhide tahammül edemediler. Allah ve Resulü’nü hep geleceğe, mezarlığın ötesine bıraktılar. Halde tevhit edenlere hep taş attılar, fetvalar verdiler. Muhittin-i Arabîler gibi, Seyyit Nesimîler gibi zat-ı muhteremler bu yolda başlarını verdiler.

Ve hakikatten biraz nasipdar olanlar, hakikati birazcık zevk edenler de başladılar şeriatçılara taş  atmaya. Maalesef bir düşmanlık meydana geldi.

Biz bu acıklı olaylara şahit olduk, üzüldük. Gelin dostlar, şeriat ile hakikati bir vücut görelim. Ayette: “Biz size kitabı ve hikmeti bildirdik.” buyruluyor. Hikmet ve mana ilmi, peygamberimizin ilm-i Ledünnü. Şeriat âlimlerinin bu ilme yani ledün ilmine; ilm-i Ledün saliklerinin de şeriat ilmine ihtiyacı vardır.

Hakikat, arş-ı âladır muhakkak

Anın istivasıdır şeriat

Her ne kadar şeriat hakikate, hakikat şeriata karşı gibi gözüktü ise de asla öyle değildir. Maalesef bunları birbirine ters gösterenler yanlış yapmışlardır. Benim yine ehl-i hal, ehl-i zevk, ehl-i mana olan tevhit saliklerinden ricam, karşıki tarafı isyan ettirmesinler.

 “Sakın soyma anı nâmahrem içre”

“Pes şişe-yi esrarını kendi elinle kırarsın yahu.”

Sevgili şeriat âlimlerine samimiyetimle ifade edeyim ki, bir kast-ı mahsusa yok. Tevhit salikleri, Allah rızası için zevk edip yaşadıkları ilm-i ledünnün manasından bütün insanlar faydalansın diye sohbet ederler. Hiçbir çıkarları yok. Çıkarları Allah rızasıdır.

Aşımızdan tat dediysek suç mu ettik?

A canım, gel gönüle, gir dediysek suç mu ettik?

Biz sizin bildiklerinizi şer’i hükümde siz kadar bilemesek de biliyoruz. Ama siz, hakikat ilminden nasipdar olamadı iseniz inkar etmeyiniz. İyilik yapmak isteyenlere düşmanlık yapmayalım.

Ehl-i Tevhidin görevi çeversine nur saçmak, iyilik etmektir. “İnsanların hayırlısı insanlara iyilik edendir.” Bizler şeriat ehline hürmetli, saygılı davranacağız. Şeriat ehlini hakikatin dışında görmeyeceğiz. Şeriat ehli olanlar da hakikat ehline aynen davranacaklar. Biz, barışın, sevginin yanındayız.

Kime ref-i hicap oldu, gözü mahbûbunu gördü

Ana sor mahbûbun vasfın, ki sorma gözü a’madan

Kimin gözünden perde kalktı ise, sevgiliyi o gördü. Ona sor sevgilinin halini, ahvalini. A’maya sorma, benim dostum, sevgilim nasıldır, diye.

Hikmet ve mana ilmi, hidayet olunanların ilmidir. Bu da bir mürşid-i kamilden tahsil olunur.

Mürşit gerektir bildire Hakk’ı sana hakkalyakîn

Muhterem Efendiler!

Bu zamana kadar mürşitsiz bir kamil, ilim ve irfan sahibi insan yetişmemiştir. Delilsiz bu yolda gidilmez. Taklit imandan tahkik imana mürşid-i kamil geçirir. Kesbi ilim, insanı şirk fiilinden, şirk sıfatından şirk olan vücudundan kurtarmaz. Vehbi ilim, hak mürşidin telkini “men aref” sırrına erdirir, ender fenadan bekaya geçirir, vuslat-ı yarla halvet ettirir.

Allah, bütün dostlara, şeriat ehline hakikati, hakikat ehline şeriat-ı Muhammediye’yi zevk etmek, yaşamak, halde tevhit etmek nasip eylesin.

Hem şeriat hem tarîkat, hem hakikat, marifet

Bir melamiden zuhur etti bu hikmet madeni

Ulu Yaratanım!

Bize melametin kemalini, yaşantısını, zevk u sefasını ihsan eyle. Bizleri ilm-i tevhide, ilm-i ledünne hâdim eyle. Hakikat-i Muhammediye’den mahrum eyleme Rabbim. Amin! Amin!

Can Dostlar!

Allah’a emanet olun. Allah huzurunuzu, sevginizi, muhabbetinizi hiç kesmesin.

 Amin! Amin!

 HACI BABA

Hüseyin Sabri SOYYİĞİT



[ Geri Dön ]
Content ©
E-Kitaplar
Bir Ayet

53.12. Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız?

[ Necm Sûresi:12]
Kimler Bağlı
Hoş geldin, Misafir
Üye adı
Şifre
 

Kayıt Ol
Şifremi Unuttum
Sitemizde Şuan:
60 Ziyaretçi, 0 Üye
Toplam 60 kişi var.
Arşiv
· Efendiyle Hemdem Olma
· Küçükköylü Ahmet Efendi'yle İlgili Hatıra
· Hacı Dursun Efendi'yle İlgili Hatıra
· Benim Yıkadığım Cennete Gider
· Gençlerden Beklenenler
· Akıldır kişiyi mesul eden
· Ey Allah İçin Yaratılan İnsan!
· Nedir Şeriat?
· Bu Halimizle mi?!.
· Demek hayrihi ve hayrihi ha!..
· Ehli Tevhidin görevi
· Zikrin önemi
· Yürü yavrum Hak Rasulün izinden yürü
· Hayatta En Güzel Şey: Huzur!..
· Hak Mürşidim Yol Gösterdi
· Sevgili Gençler
· Kadere rıza
· Mezarlığın Ötesinde mi?!.
· Kadere Rıza!
· Yolculuk! Yolcular!..
· Tarikatların Dejenere Oluşu!
· Vatan Sevgisinde Bir Vücut Olmak!
· Vücuda Hürriyetin Gelişi!..
· İki Zıt Bir Yerde Bulunmaz!..
· Yabanda Gezenlerden Olma!..
· Seni Sana Anlatmak!..
· Allah'ın Hikmet Hazinesi: İnsan!
· Niçin Seviyorum?..
· Muhterem Kimdir?
· Hak'tan Gayrı Değiliz!..
· Oğuz ve Sevda evladıma
· Sevgili Kızım
· Kader kaleminin bana yazdığı...
· Dilin Dikeni Kırılacak
· İyilik
· Rahmetin Yağışı
· Mürşidi Kamil
· Güzel Ahlak
· Hak Yolun Yolcuları
· Hakka Giden Hak Yolcuları
· Sevgili Dostlarım!
· Muhterem Dostlar!
· Hanım Kardeşler!
· Huzur, îmân-ı kâmilde
· Kardeşime ve Oğluma
· Zirve-yi Tevhide Giden Yolun Yolcuları!
· Ezelden ebede koşturan yolcu!
· Hayırlı Bayramlar
· Hüseyin Sabri Soyyiğit Efendi'nin Özgeçmişi
· Ana Temel İhmâle Gelmez
· Gayrullaha Düşürmesin
· Râbıtamız Hakk’adır.
· Fetih İki Kısımdır
· Kadere rıza ancak iman-ı kâmille…
· Gerçek iyilik!
· Hedefimize Ulaşabilmek İçin!
· İslâm’ın ana kaidesi
· EFENDİLERE HİTAP
· Kendine dönebilse...
· Bugünün yarını yok!
· Hacı Baba, neler yaptınız?
· İlk Emir: Oku!
· Selâm
· NE İSTİYORSUN!..
· KİŞİYİ HUZURA ÇIKARTAN ABDEST
· Melâmeti günlük hayata uygulamak
· Sadâkat sadâkat sadâkat!..
· Ne kadar sadâkat o kadar huzur
· Birbirinden Ayrılmaz
· BABALAR DİKKAT!
· ANALARIN AYAĞI ALTINDA
· Âfakî ve Enfüsî Mücadele / 31. 01. 2004
· BAYRAM VE HUZUR
· İnsanı vuslata getiren nedir?
· Allah'ın zikri yeter
· Akıl erdiremiyorum
· Urucun nüzûlün yolu
· Şiarımız, Ceza Değil; Aftır!
· Hakikatin elbisesi
· Hz. Muhammed (s.a.) Neyi Getirdiyse…
· Namaz Kılmak
· Oruç tutmak
· Hacca Gitmek
· Zekât Vermek
· HADDİNİ BİLMEK
· Birbirinden ayrılır mı!
· TAKLİTTEN TAHKİKA
· Müminler kardeştirler
· İslâm’da, imanda kardeşlik
· KUTLU DOĞUM
· Kalplerin huzura kavuşması
· İman ve amel-i Salih
· sevginin hâkim olması
· Zorlukları hâlleden ne?
· VAR ONLARLA KAL
· Nâr Nura Döndü mü?
· Engelleri kaldırmak
· Temizlik imandandır
· Tek düşüncemiz…
· Allah'ın zikri yeter
· Melâmeti anlatmak
· BİR MELÂMİ NASIL OLMALIDIR!
· Melâmet bir meşreptir
· Melâmet anlayışımız
· Melâmet’in özünü Muhafaza
· İlâhî aşk
· Seyyid M.Nurül Arabi Efendi Hazretleri
· Niyazi-i Mısri Efendi Hazretleri
· Pirizrenli H. Ömer Lütfi Efendi Hazretleri
· Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi Hazretleri
· Ahmet Kumanlıoğlu Efendi Hazretleri
· Kurban Bayrami Mesaji 10.01.2006
· Muhterem İmam Efendiler ve Sevgili İhvanlarım
· 05.10.2006 Bayram Mektubu
· 12.10.2006 Ramazan sonrası uyarı mektubu
· Melametin Tanimi
· Ey Allah için yaratılan Hz. İnsan!
· Yürü Yavrum, Sen, Hak Resulün İzinden Yürü!..
· Dostlarıma
· İzmir, 28. 12. 2006
· İzmir, 04. 01. 2007
· Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmak!..
· Mânevî Mes’uliyetin Ağırlığı!..
· ZİKİRSİZ OLMAZ!
· Zikir ne yapar?
· Ana temel ihmâle gelmez
· Gizli Şirkten Kurtulmak / İzmir, 07. 02. 2007
· Yare Vuslat Ettiren Telkin / İzmir, 18. 02. 2007
· Hakikat İlmi, Mensuplarına Verilmeli! / 22. 02. 2007
· NİÇİN "MUHAMMEDİ MELAMİYİZ" DİYORUZ! / 08. 03. 2007
· Yokluğu Sermaye Etmek! / 22. 03. 2007
· HAK DOSTLARININ KÖKÜ KESİLDİ Mİ? / 25. 03. 2007
·  CANIM ANACIĞIM! / 26. 03. 2007
· HAYAT NEHRİNDEKİ HALİMİZ!.. 05. 06. 2007
· Şeriatla Hakikat: Beden ile Ruh! / 06. 06. 2007
· MEYVELİ AĞAÇLAR: İLİM SAHİPLERİ!.. 12. 06. 2007
· AMAN DOSTLAR, DİKKAT!.. 20. 06. 2007
· İYİ İNSAN OLMAK... / 22. 06. 2007
· HAKİKAT KAPISINI ARALAMAK... / 25. 06. 2007
· ALLAH'A MUHATAP: İNSAN! / 28. 06. 2007
· GÖNÜL KALESİNE TEVHİT BAYRAĞINI ÇEKMEK / 12. 07. 2007
· GÖZÜMÜZE HİÇBİR ŞEY PERDE OLMASIN! / 29. 11. 2007
· KOMŞU KARDEŞTİR, AYRICA DA MÜ'MİN KARDEŞTİR! /10. 12. 2007
· KURBAN BAYRAMINIZI TEBRİK EDERİM! / 19. 12. 2007
· Akl-ı Selim / 14. 01. 2008
· HEM ALLAH'A HEM DE HZ. MUHAMMED (A.S)'A TABİ OLALIM 15. 01. 2008
· SOHBETLERİ ANLAYABİLMEK!..
· GÜZEL AHLAK / 27. 02. 2008
· DÜNYA-UKBA PAZARINDAN GEÇMEK! / 27. 02. 2008
· KENDİNİ BİLMEK / 06. 03. 2008
· HAK MÜRŞİDİN KIYMETİNİ BİLMEK! / 12. 03. 2008
· İLAHİ DÜZENE HİZMETTE KATKIMIZ OLMALI! /10. 07. 2008
· EN BÜYÜK DÜŞMAN! / 20. 07. 2008
· SEVGİLİ DOSTUM HACI ALİ EFENDİ / 21. 07. 2008
· ŞERİATIN İÇİNDE HAKİKAT MEVCUTTUR
· SEVGİLİ DOSTLAR
· 17. 11. 2009 tarihli mektup
· HAYIRLI BAYRAMLAR...
· 
· YA RAB, BİZİ UZAK EYLEME EVLAD-I RESULDEN
· SIR VE HİKMET HAZİNESİ İNSAN
· İYİLİKLERİN İNSANI OLALIM
· DERVİŞ KİMDİR?
· GÖNÜL YIKMAYALIM!
· TEVHİDE HİZMET
· ALLAHIN RAHMETİNE, MERHAMETİNE, MAĞFİRETİNE ÇOK MUHTACIZ!
· DERVİŞ OLAYIM DER İSEN / CAN MÜRŞİDİN TELKİNİYLE
· KENDİMİZİN GÜVENİNİ KAZANMAK
· ALLAH MUHABBETİ
· ZİKRULLAH
· YÜRÜ YAVRUM, HAK RASUL'ÜN İZİNDEN YÜRÜ!
· KUTLU DOĞUM
· MEVLA GÖRELİM NEYLER...
· NEBİLER SERVERİ AHMED GELİYOR
· CANLI ÖRNEK OLABİLMEK
· İNCİTME SAKIN
· DERVİŞLİK!...
· HİSSEDEBİLMEK...
· Ruhtan Ruh Alan Bizler
· SAFA GELDİN YA RAMAZAN
· BAYRAM MEKTUBU
· KURBAN BAYRAMI VESİLESİYLE...
· HALDE TEVHİD EDENLER!
· GÖNLÜMÜZDE DOĞSUN HER AN!
· iNSAN: GÜZEL VARLIK!
· HUZURDA OLDUĞUMUZU İDRAK EDELİM!
· HAYIRLI RAMAZANLAR OLSUN!
· NEDİR EN ZOR ŞEY?
· DALGAYI DENİZİN, DENİZİ DE DALGANIN DIŞINDA GÖRME!
· O SENDE İKEN, SEN O'NU GAYRIDA ARAMA!
· ALLAH'IN YAKINLIĞINI YAŞAMAK!
· VARIRSIN VAHDET İLİNE
· KUTLU DOĞUM
· Dostlarımızı Ziyaret!
· Bereketli Ziyaret!
· DOSTLARIMIZI ZİYARET!
· DOSTLARIMA

Toplam 197 kayıt var

Anasayfa | Kur'an-ı Kerim | Videolar | İlahiler (mp3) | İlahiler | Hatıralar | Mektuplar | Sohbetler | Öz Geçmişler | Kullanım Şartları

©2002 Tasavvuf Derneği Tüm hakları saklıdır.

Sitemizin yapımında php-nuke kodları kullanılmıştır.