TD Menü
 Anasayfa
 Sohbet Videoları
 Sesli Sohbetler
 Sohbetler
 Sesli İlahiler
 İlahiler
 Mektuplar
 Hatıralar
 Öz Geçmişler
 Kur'an-ı Kerim
 İletişim
Canlı Yayın
Canli Yayini izlemek için tiklayin

Canlı yayın tarihleri:
Cuma: Cuma namazı sonrası (İzmir'e göre)
Cumartesi: 20.00 - 22.00
İlahiler
·Lâ ilâhe illallah.
·Aşk ile Allah dedikçe.
·N’olur halim Cân Sultanım !
·Hak’tır bizim sevdiğimiz
·Bize lütf-i Hüdâ’dır bu!
·İnsan olan anlar bizi.
·Hak aşkınız daim olsun.
·Kuvvet, kudret Mevlâ’nındır
·Hidâyet olmazsa Hak’tan,
·Niçin feryat etmez bilmem !
·Lâyık kul olmayı nasîb et bize.
·Bu âleme niçin geldin, görevin ne senin?
·Haremine gir, dedik de suç mu ettik?
·Nazarımız Hak’tır bizim
·Vicdân ile düşünsene!
·Uyandır kalbini, şükret.
·Âşık olana, Mevlâ cemâlini gösterir.
·Güzel ahlâk açar gönül kapısın!
·Kerîmsin Mevlâm, duamız kabul et!
·Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.
·Yakar aşkın ciğerimi!
·Mevlâm hidâyet eylesin!
·“Re’sul hikmete mehafetullah”dır.
·Şuhût, tefekkürle Allah diyelim Hû Allah.
·Tevhidin özü budur.
·Sabırla selâmet bulunur inan.
·Harfle savtle olmaz îfâ !
·Îmânla ahlâkla varılır Sırr-ı Tevhid’e.
·Sevelim, sevilelim mü’min kardeşler.
·Estağfirullah, tevbe Ya Rab! diyelim.
·Sâdıklarla bile ol, gafillerle olma.
·Essalât u vesselâm Muhammed Mustafa’sına...
·Sen vallahi cân u cânânımızsın!
·Şükürler olsun Mevlâ’ya!
·Deme sakın: Ben dervişim.
·İmdâda yetişti Pîr Sultanımız.
·Tevbe et, pişman ol de Allah Allah!
·Hak’tır bizim şuhûdumuz.
·Gönül bize yârdan haber versene.
·Allah sana emretti.
·Hû derim Allah
·Yokmu bana el tutan?
·Dedim: Elhamdulillâh!
·Allah Allah diye diye.
·Hidâyet Allah’tan, gayrıdan bilme.
·Gel gitme yavrum gafil yoluna.
·Zâhir bâtın Hû’dur Allah.
·Uzak durma yakın gel
·Hamd ederim, Mevlâm sana.
·Dikkat et dostum, şekle aldanma.
·Her yüzden nazarım sen.
·Cânım kurban cânânıma.
·Ma’nâya gel ma’nâya.
·Ya Rab! Sen bu zâtın hikmetin bildir
·İlhâm ihsân et Allah’ım!
·Aşkın bana ver Allah’ım,
·Gündüz gece arıyorum.
·Dîvâne gönül aşka tutuldun!
·Gönüldedir zevk u sefâ.
·Sadâkatle gel, tevhide boyan.
·Pîr Seyyid’dir rehberimiz!
·Bâtıl bizim neremizde?
·Cân u cânânım merhaba.
·Sâdık olan cânlar gelsin.
·Sevgili Habîbinin hürmeti için et zuhûr!
·Mevlâm düşürme gaflete.
·Hamd et haline mü’minsin cânım.
·Cânda cânânını incitme sakın!
·Gönüllerde binlerce ah u feryat var.
·Yüzüne bakan sende hiç gayrullah görmesin.
·Hak rızası bundadır.
·Davet Hak’tan duysana.
·Zikrederiz Allah deriz.
·Zaferin mübarek olsun kardeşim!
·Hû Mevlâm Hû Mevlâm, aşkın bana ver Mevlâm.
·Yuvalarında huzûr sevgi ver Allah’ım!
·Hak mürşidden aldık ilham.
·Hak Lâ ilâhe illâllah...
·Kelâm anı anlatamaz.
·Hak hidâyet etmedikçe
·Telkînimiz rehber bize.
·Şâh-ı Merdân’ı önder bilelim.
·Sen kendini ne sanırsın?
·Mahrum olmaz Allah diyen.
·Âşıklıktır rehber bize.
·“Hesap, muhasebemde vekilim Allah’tır” de.
·Gayemizi dil ifade etmekten acizdir.
·Hû, lâ ilâhe illalah.
·Hamd ü senâ Rabbimize.
·Cân u cânânımsın benim !
·Şâhit Mevlâm kalbimize.
·Merhametin sonsuz senin!
·Hak zikrini verdin bize.
·Bize sâdık olan gelsin.
·Dosta vuslat etmek için.
·Sen öğrettin Cân Sultanım!
·Cân mürşitten olur ihsân.
·Rahmetinden mahrûm etme!
·Ne güzeldir, ne güzeldir!
·Âsân olur yollar sana.
·Hak Mürşidi bilmedikçe.
·Gel ey yolcu dinle sohbet.
·Gerçek insan işte bunlar.
·Himmet olur inan, şüphen olmasın.
·Bizi sevgine lâyık kıl Ulu Mevlâm!
·Ey Rabbim bizi mahrûm-i dîdar eyleme!
·Ne güzeldir ne güzel!
·İkrâm eyle, gül yüzüme.
·Himmet edin dostlar bize.
·Hak mürşitten olur ihsân.
·Bir lâhza ayırma beni senden!
·Allah Allah diye geldim!
·Ezelden Hak sözü vermiştir bunlar!
·İlâhî Rabbim, hikmetinden suâl olunmaz.
·Allah diyen âşıklarda kalmaz gam keder.
·Şükürler olsun Mevlâ’ya.
·Paha olmaz asla size.
·Çok şükür elhamdülillah!
·Asker oğlum göreslendik.
·Gönlümüze giren bilir.
·Şükrederim Rabbim sana.
·Kenz-i mahfinin sırrı onlarda.
·Emr-i Hak’tır ibadât u taat etmek,
·Sev mürşidi, gel sen bize.
·Lûtfet, kerem kıl cânânım benim!
·Beni benden alan sensin.
·Sonsuz hamd ü senâlar Mevlâ’ya!
·Hak zikrini ihsân etsin.
·Mevlâm yolun âsân etsin!
·İlahi Mevlâm rızandan ayırma.
·Allah sizden razı olsun!
·Her an diyem Allah Allah.
·Hak sevgisi var bizde
·Sohbetimiz dost iledir.
·Halk içinde mecnûn olan dîvâneye bak.
·Ârifiyet ver Allah’ım!
·Tenezzül, tevâzuyla gerçek insan bunlar.
·Gerçek insan, gündüz gece Allah der.
·Nazar kıl sen bu aleme, gör neler var...
·Rabbim sevgisine mazhar kılsın!
·Cânım Muhammed Mustafa.
·Buldum cânda cânânımı.
·Hak orucun kabul etsin.
·Bahr-i Ummân derler sana.
·Sonsuz rahmet ruhunuza.
·Haccımız mübarek olsun kardeşim.
·Mutlu olur sizi seven.
·Kâmil îmân ver Allahım.
·Birdir Allah yok şeriki!
·Sonsuz şükür Rabbimize!
·Himmetine her an muhtacız Efendim!
·Hak’tır bizim sevdiğimiz.
·Gelin yavrularım tevhide gelin.
·Beni ifna eden sensin,
·Zikret Mevlâ’yı Mevlâ’yı!
·Boşa durma, hikmet ara.
·Yol ver bize ulu dağlar, geçelim!
·Tut elimiz ezel-ebed.
·Biz, Melâmi kurbanıyız.
·Sonsuz hamd ü senâ Mevlâm!..
·Zikret Hakk’ı, gir meydana.
·Mutlak îmân telkîniniz!
·Bilmek için sâdık gerek!
·Hak mürşitten olur ihsân!
·Emre mutî olur isen,
·Mürşidimin telkînidir.
·Bayrağımın sallandığı yerdir vatanım.
·Allah Hak yolda bize anlayış versin.
·Vatandaki bayram başka!
·Kerim Allah, Rahim Allah!
·Dinin ahkâmı Şeriat’tır.
·Hakiki insan, Hakk’ı, bâtılı fark edendir.
·Hak’la bâtılı seçen îmânımız var!
·Cânda cânânla tevhit etmenin ta kendisidir!
·Enfüste, âfâkta ne varsa Hakk’ındır.
·Hak Resûl’e erem dersen.
·Mürşidimin nasîhatı.
·Nasip eyle Mevlâm bize!
·Hakk’ın muhâtabı insan.
·Şirk-i hafîden bizleri koru Mevlâm!
·Emre mutî olmak gerek.
·Ne güzeldir derviş olmak!
·Sermayemiz sadâkattir,
·Allah Allah Kerim Allah!
·Allah deyin huzûr bulun!
·Lütfet, kerem kıl âciz kuluna!
·Allah gönlünüzün muradını versin.
·“İhdinas sırate’l-müstakim”den gidenlerdir.
·Açar güller handân olur.
·Derdimin dermânısın Efendim.
·Sultanımız vardır bizim.
·Hak Erenler, aşka çare var mıdır?
·Rabbim rızandan ayırma.
·Nice yüz bin hamd ü senâ!
·Kâmil îmân kalbimizde.
·Ne güzeldir insan olmak,
·Bize âşık, sâdık derler.
·Cemrelerin var hikmeti
·İhvânımız urûç, nüzûl etmenin sırrını bilirler.
·Dikkat et kendine gel!
·Cân mürşidim cânım feda!
·Gelin Dostlar, aşk ile ALLAH diyelim!
·Allah şerrinden korusun!
·Bunlar, salât-ı daimün’dedirler.
·Kur’an-ı Kerim’in ikiz kardeşidir.
·Hakk’ın zikriyle feth u bâb olur dostlar.
·Ulu Mevlâm, hikmetlerinden suâl olmaz!
·Dikkat et, sakın taş atmayasın!
·Ya Rab, kul olabilmek için tut elimiz!
·Kerîmsin, Rahimsin Ulu Mevlâm!
·Sadâkatın rehber senin.
·Takdire razı olanlardan et bizi!
·Kullarının suçuna bakmazsın Mevlâm!
·Dikkat eyle, sohbet dinle!
·Ruhundan ruh verdin bize.
·Cânım kurban Mevlâm sana!
·Gül bizimdir, gül kokarız!
·İhsân eyle dervişlere!
·Nasip etti Mevlâm bize!
·Hak Resûl’ün vatanıdır.
·Lebbeyk Allahümme lebbeyk!
·Tefekkürle Allah deriz.
·Gel dervişim zikredelim.
·Gönül eri dervişlerdir.
·Lütf-i Hüda’dır,
·Yüzünüze âlem hayran!
·Mürşidimin ikrâmıdır!
·Telkînimiz mutlaktandır, renge şekle aldanmayız.
·Dosta vuslet etmek için
·Dostun haremine aşkla girenleriz!
·Ehl-i tevhit derler bize.
·Sevgilinin sohbetine gönül verenleriz!
·ALLAH diyen dil var bizde.
·Kur’an-ı Kerim’de hikmetler vardır.
·Mürşidin himmetiyle ilhâm olur Hak’tan bize!
·Keyfiyeti anlatamam!
·İstiyorum, ilâhiler yazayım,
·Anlatılmaz hâlimiz var!
·Dervişlerin emelidir!
·Râbıtanda bulacaksın
·Hak erenler safındadır.
·Melâmileriz!
·Melâmiyiz, zikrederiz.
·Şifa olan telkîn bizde!
·Emre sâdık olmak gerek!
·Haşret Mevlâm ihvânımız!
·Lütfeyle Mevlâm bize.
·Ehl-i tevhit nâra yanmaz.
·Cânım, ruhum mürşidimdir!
·Sâdık kuldan hacı olur.
·Haccen mebrûr inşaAllah!
·Gel dervişim bilişelim!
·Her hâliyle örnek insan!
·Aşkın bana hayat verir!
·Hak nûruyla çok güzelsin!
·Güzelliğin anlatılmaz!
·İlhâm olur Mevlâmızdan!
·Âşık, sâdık, ârif insan!
·İmtihandır dikkat eyle!
·Ben beni bilmenin hayrâniyem!
·Ben sanırdım zikrederim.
·Şayet dervişim dersen.
·Her gününüz bayram olsun !
·Gel, Melâmet sırrına gel...
·Ya Rab, bizi uzak eyleme Evlâd-ı Resûl’den!
·Sâdık kul ol, gel sen bize.
·Yürü yavrum, sen, Hak Resûl’ün izinden yürü !
·Derviş olamaz derviş !
·Sana saygı şeref bize!
·Huzûr ver Allah’ım ümmet-i Muhammed’e!
·“Vatan sevgisi îmândandır!” bunu bilelim.
·İslâm’ın dışında yol arayanlar.
·Dervişler güzel ahlâkla sevilirler.
·Yolunuz açık olsun!
·Fenafillâh vardır bizde.
·Tevbe, istiğfar var dillerinde.
·Bize hayat O’ndan gelir.
·Bilen, bilinen birdir.
·Halde tevhid edelim.
·Kâmil îmân buna derler!
·Perde hicap olmaz size.
·Güzel ahlâklarıyla sevilir bunlar!
·Bağlantısı zikrullahtır.
·Gelin dostlar muhabbete!
·Hikmetler var dervişlikte
·Güzel ahlâk yolun açar.
·Hakk’ın takdîrine razı olacaksın!
·Hak o zaman razı olur!
·Aşkta mihmânımdır benim.
·Hak yolunun sâdıkıyız.
·Melâmiler derler bize.
·Halk yüzünden Hakk’ı sevsin.
·Zikrederim Allah derim.
·Razı olur Rabbin senden.
·Râbıtamız Hak’tır bizim.
·Şekilde kalma, gel ma’nâyı fehmet!
·Kar kapadı yolumuzu.
·Ulu Mevlâm bizi mahrum eyleme!
·Sonra pişmanlık fayda vermez...
· Emre sâdık dervişleriz
·Dosta vuslat etmek için
·Hak erenler bu yoldadır
·Hak mürşidin telkîniyle
·Hû desin Mevlâm
·Nasip eyle Mevlâ cümle ihvana
· Allah diyelim Allah
·Hak yoldadır can dervişler

Toplam 307 İlahi kayıtlı
  Bu Sayfayı Yazdır   Bir Arkadaşına Gönder


HADDİNİ BİLMEK

Gel dervişim dikkat eyle

Tefekkürle sohbet eyle

Sözünü ölçülü söyle

Âdemiyet bulacaksın

 

 

 

HADDİNİ BİLMEK

 

 

 

Ne güzeldir haddini bilmek! Sözünü ölçülü söylemek. Murakabesiz, kontrolsüz söz söylememek. Yorganına göre ayağını uzatmak. Hülâsa çok dikkat edip itibarını yükseltmek. Dikkat etmezsek, halkın güvenini kaybederiz, itibarımız da sıfıra kadar düşer.

Bir şeyi çok iyi bilirsen söyle de dinleyenler faydalansın. Şayet bilmiyorsan, bilmediğin şey üzerinde hüküm vermeye kalkma. Böyle yalan yanlış hüküm verenlerin sonu hiç iyi olmamıştır.

En büyük nimet, akıldır. Ama o akıl ki yan tesirlerden kurtulmuş. Akl-ı maaş, akl-ı maaddan akl-ı külliye ulaşmış. Düşünen, tefekkür eden bir akıl! Bu akıl, sahibini yücelttikçe yüceltir.

Muhteremler!

Aklımızı iyi kullanalım. Kur'an-ı Kerîm de akl-ı selimlere hitap eder. Şayet aklımızı aşan olaylar olursa, itimat ettiğimiz zat-ı muhteremlere akıl danışırız. Onun için meşveret (danışma) sünnettir. 3 kişinin, 5 kişinin aklını toplama, danışma, görüşlerini alma ne kadar güzel olur!..

Karar verirken önce dikkat edeceğimiz husus: Allah ve Resûlü’nün rızaları doğrultusunda karar vermek. Önce, bu işimizden Allah ve Resûlü razı olurlar mı? Halka faydalı olabilir miyiz?

Muhterem Dostlar!

Hüsn-i zan sahibi (iyi niyetli) olmalıyız. İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Komşumuzu, çevremizi kendimiz kadar düşüneceğiz en az. Kararlarımızda Allah ve Resûlü’nün rızalarını aldığımız gibi çevremizin de komşunun da rızasını kazanmaya çalışacağız. Bakıyorsun ki komşunun hastası var. Yardımcı olmak için imkân arayacaksın. Biri ağlarken biri gülemez! Hatta komşu aç iken, biz, tok olamayız.

Haddini bilme ne güzel şey! Ne kadar bilgili olursan ol, zengin ol; ama kendini halktan uzak tutma, üstün görme. “Benim var, ben bilirim. Ben ben!” deme. İlim Allah’ındır. Malı, mülkü veren de Allah’tır. Bir anda yok olmaya mahkûm olabilirsin. Allah zengindir, kullar fakirdir.

Maddemiz, makamımız, rütbemiz bizi halktan ve Hak’tan uzaklaştırmasın. Halktan uzaklaşanlar, Hak’tan da uzaklaşırlar.

Şu insanın gayesi; iyilik etme, faydalı olma, düşeni kaldırıp acı doyurmak olmalıdır. İnsan mütevazı, alçakgönüllü olup insanlarla deşarj olabilmeli. Gerek maddi gücüyle, gerek ilmiyle insanlara iyilik edebilmeli. Yâni insanların hayırlısı olabilmelidir. İnsanların hayırlısı, insanlara iyilik edendir.

Aman Allah’ım! Gönül kazanma, yetimi sevindirip güldürme, başını okşama, ihtiyacını giderme, yetimliğini ona unutturup bir baba şefkati, bir anne şefkati gösterme ne fazilet! Bir fakirle eşit seviyede dost olup ona üstünlük kurmadan, en mütevazı şekilde onun eksiğini giderme ne mutluluk, ne şeref!..

Dikkat edelim, zengin olup da halka tepeden bakanların âkıbetleri hiç iyi olmamıştır veya fakir olup da isyankâr olanların! Allah, zengini zenginliğiyle fakiri fakirliğiyle imtihan eder. Ya imtihanda muvaffak olamazsak? Hâlimiz nasıl olur!..

Hani bir söyleyiş vardır: “İslâm’ın şartı beştir, altıncısı da haddini bilmektir.” Altıncı diye İslâm şartı yok; ama bunu ilâve eden, haddini bilmenin İslâm’ın şartlarından bir tanesi kadar önemli olduğunu söylemiş.

Şu insan, haddini bilse; gönül yıkmaz, insan darıltmaz. Sözü sohbeti kontrollü ve murakabeli olur. Kimseyi incitmez. Asla yalan söylemez. Mahkemede hâkimin kararını değiştirmez. Hakkı olmadığı şeyde hak dava edemez. İğnenin ucunu kimseye dokunduramaz.

Haddini bilen; düşünen, tefekkür eden, insandır. Sorar kendisine: Ben kimim? Benim görevlerim, ödevlerim, nelerdir? Yaratan, yaşatan, rızkımı veren, bana aile, çocuklar ihsan eden Ulu Mevlâm, benden neler istiyor? Ben nasıl olmalıyım? Kendisini akl-ı selim terazisinde tartar.

Sor be dostum komşuna, aile birliğine: Söyleyin Allah aşkına benden memnun musunuz, şikayetçi misiniz?

Soralım dostlar soralım! Halkın güveni ve itibarı insanı yüceltir, Allah’ın cennetine, cemâline kavuşturur. “Sizin hayırlınız, insanlara iyilik edendir.”

Muhterem Dostlar!

Malına, aklına, gücüne güvenenler gördük; ama sonra perişan ve pişman oldular. “Beni bilir misin, ben kimim? Bilmiyorsan öğren, bana kim derler! Var mı bileğimi bükecek olan? Benim sözümün üzerine söz söylenemez…”

Bak şuna yahu veya şunlara… Hadlerini bilsinler!

Söyleyin şol kişilere ki etsinler Hak’tan hayâ.

Bir sinekle gitti Nemrut, Firavun gark oldu suya

Zannederdi ol lâinler mâbud olmuşlar güya

Sonra çarptı yüzü üzre canı ateşten doya.

Yâni böyleleri de haddini bilmeyenlerdir. A canım, tarihte bu olaylar gelip geçmiş.

Bilmem ki bunlardan misâl vermesek, bugünkülerden misâl verebilecek miydik! Meselâ vurgunculardan, tefecilerden, hortumculardan, soygunculardan, ilmini, bilgisini, makamını hep kendi çıkarına kullananlardan misâl verebilecek miydik?

Bana öyle geliyor ki dolaylı olarak Firavun da Nemrut da diyorlar ki: “Bizim devrimizden binlerce sene geçti. Kendi yaşadığınız zamanda, bizden çok daha ipin ucunu kaçıranlardan, n’ettiğini bilmeyenlerden, bu kadar insanın hakkına hukukuna tecavüz edenlerden bahsetmiyorsunuz da neden bize kadar geliyorsunuz? Tabiî ki senelerdir bizden misâller verirsiniz. Bizden size bir zarar yok. Nasıl hakkımızda böyle konuşursunuz? Hep vaizlere, sohbet edenlere konu olduk. Suçumuz, haddimizi bilmemek! Bilmem neden bizden ibret alıp da kendilerini derleyip toparlamıyorlar?”

Allah haddini bilmeyenlerin şerrinden, kötü emellerinden, nefsânî çıkarlarından, zulmünden müminleri korusun, muhafaza eylesin.

Muhterem Dostlarım!

Haddini bilenler, yaratılış gayesini bildiler. Allah ve Resûlü’ne karşı görevlerini, yerine getirdiler. Komşularına hayrun nas olarak iyilik ettiler. Ölmezden evvel öldüler. Nefsî mücadelede muzaffer oldular. Gönül kalesine tevhid bayrağını çektiler. Kendilerinde Allah ve Resûlü’nü söz sahibi ettiler. Onlar; din için, devlet için, memleket ve millet için hep iyilik düşündüler, iyilik ettiler.

Onlar hem dünya hem de ukba saadetini kazandılar. Sözleri, sohbetleri hikmet ve mânâ dolu, ölçülü ve ayarlı. Kabirdeki sorulara burda cevap verdiler: Rabbim Allah, dinim İslâm, kitabım Kur'an, yolum nurdan, peygamberim iki cihan serveri, Hatemü’l-Enbiya, Hz. Muhammed (s.a.) Şahadet getiririm ki Allah bir, Peygamber, Hak Resûlü’dür.

İşte bu zat-ı muhteremler için ehlullah, Allah dostu, buyuruyor ki:

Geçmeyecek onlar sırat

Vermeyecek onlar hesap

Dünyada verdiler hesap

Hep gördüğü didar, cemâl, olur.

Zaten bu zat-ı muhteremleri tartacak terazi mi var! Melekler yüzüne hayran!

Ulu Sultanım!

Bizleri dostluğundan mahrum etme. Kulum de, de affına mazhar kıl. Bu zümreyi hatırladıkça, Kur’an’dan, eserlerden tanıdıkça bu zat-ı muhteremlerin hayranı oluyoruz. Allah, Hak dostların himmetlerini üzerimizden eksik etmesin!

Hak dostlara bir soru sorsak:

- Söyleyin Allah aşkına bu hâle nasıl geldiniz veya nasıl getirildiniz?

Bizlere cevabı ne olur ki ne söylerler? Hak erenler, vuslat-ı yârla halvet olanlar, sevip sevip çok sevilenler, dünya ukbanın ötesine geçen bu zat-ı muhteremler neler neler söylerler!..

Yaşantılarıyla, güzel ahlâklarıyla bütün dünyaya mesajlar verdiler. Öyle bir mesaj, öyle bir uyarı, öyle güzel ifadeler ki dil târiften âciz!

Âyet: “Onlar namazlarını dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir.”[1]

Allah’ın Resûlü:

“Sizin hayırlınız, insanlara iyilik edendir.”

“Kendisi tok, komşusu aç yatan bizden değildir.”[2]

“Yeryüzünde olan bütün mahlûkata, ruh sahibi olan bütün varlıklara merhamet ediniz ki semadakiler de size merhamet etsin[3]

Hz. Sıddık efendimiz bütün malını din için, Allah için, Allah yolunda veren insan. Ve bir duasında: “Ya Rab! Vücudumu cehennemi dolduracak kadar büyük et de cehennemini benimle doldur.”

Aman Allah’ım! Merhamete bak… Bütün insanlığı kurtarmaya çalışıyor.

Hz. Ömer, halife Ömer (r.a.) ne fedakârlıklar, ne hizmetler yapmış. Bir gün evine gelmiş, hanımının sırtında yeni bir entari görmüş.

- Hayret, demiş, nerden bu entari?

Hanımı:

- Oğlum Abdullah, verdiğin mutfak masraflarından 3-4 aydan beri iktisat ediyor. Entarim tamamen eskimişti. Bana bir entari aldı.

Hz Ömer:

- Demek bizim yiyeceğimizin dışında fazlalık da oluyor.

Kâtipleri çağırıyor: 3 veya 4 ayda iktisat ederek bir entari almışlar. O nispette maaşımdan kesin.

Hz. Osman’ın (r.a.) mali durumu iyiydi. Malının üçte ikisini fakire *****araya tasadduk etmiş. Allah yolunda vermiş. Bunlar hakkında yazılacaklar kitaplara sığmaz.

Hz. Ali efendimiz (k.v.) de, İslâm’a, ilme, irfana kendisini vakfeden bu zat-ı muhterem, hiçbir zaman üç günlük nafakayı biriktirmemiştir. Ekâbirlerden bir tanesi ona çatmış:

- Halife olacaksın! Kış günü yazlık elbiseyle oturuyorsun.

- Ben nefsim için halife olmadım; halka hizmet için halife oldum. Yazlıkmış, kışlıkmış, bunları düşünecek vaktim yok!

Diyorlar ki:

Hz. Sıddık, malının hepsini, Hz. Ömer yarısını, Hz. Osman üçte ikisini verdi. Siz ne verdiniz?

- Allah'a şükür ben hiç mal toplamadım.

Bir gün Mevlâna Hz.’lerinin oğlu, dergâha, babasının yanına geliyor,:

- Baba, evimizde hiç yiyecek yok, diyor.

Mevlâna:

- Allah'a hamd ü senâ, bugün benim evim Hz. Muhammed’in (s.a.) evi gibi diyor.

Kalkıp iki rekat şükür namazı kılıyor. Halbuki silolar buğday dolu. Mevlâna için gelmiş onlar. Ambarların memuru da Hüsamettin Çelebi.

- Hadi oğlum, biraz sonra Hüsamettin gelip fakirlere yiyecek dağıtacak. Sen de gider, nasibini alırsın.

Akşamüstü soruyor:

- Oğlum eve yiyecek aldın mı?

- Aldım baba.

- Nasıl oldu?

- Sıraya girdim. Birer ölçek dağıttı. Bana da aynen verdi.

Elini kaldırıp dua ediyor: Allah’ım beni Hüsamettinsiz bırakma!

Bütün ehlullah, Allah dostları merhamet ettiler, kemâle öyle erdiler. Çevrelerine ışık tuttular. Allah, himmetlerini üzerimizden eksik etmesin!

Hedefini bilen, Hak yoldan giden, gönüller fetheden, düşeni kaldırıp acı doyuran, halka hizmeti gaye edinen, halkın yüzünden Hakk’ı sevip görevlerini eksiksiz yerine getiren, bu yolda bütün zorlukları sabırla, metanetle aşarak, kahrı lütfa, nârı nura çeviren bu zat-ı muhteremleri Allah için çok çok seviyoruz. Allah, himmetlerini üzerimizden eksik etmesin!

Sene 1949. Kur’an okuyoruz. Kur'an-ı Kerîmi ezbere çalışıyoruz. Yiyecek, içecek yok. İstanbul’dayız. Hafız arkadaşlarla Kur’an kursunda sabah kahvaltısını yapmamıştık. Öğle ezanı okundu. Dünden kalan kuru fasulye var. Hocamız Hacı Tevfik Baba, benim hem amcam aynı zamanda da kayınpederim.

- Hadi namazı kıla da yiyelim, dedi.

Tabiî ki o, imamdı. Yemek dünden kalmış, yetmesi mümkün değil. Ona bayağı su döktü, çoğalttı onu. Namazdan sonra sofra kuruldu.

- Çocuklar, caminin etrafında dolaşın, aç insanlar varsa, alın gelin.

O da çıktı, aç aramaya biz de. Sokaktan, üstü başı dökük, kirli, iki kişi aldı geldi. Biz de 2-3 kişi bulmuştuk. Sofraya oturduk. Fasulyeye ekmek banarak yedik. Tabiî doyacak kadar değil; bitene kadar.

Ruhun şâd olsun Hacı Tevfik baba!

O fakir günlerde bizi besledin, okuttun, ne sıkıntılar çektin. Yerin ceneti’l-âlâ olsun. Merhamette çok ama çok ender idi. Merhamette lider idi. Fakir *****araları sever, onlardan hiç iğrenmeden yanına, sofrasına alırdı.

Kedilerine de çok iyi bakardı. Bize sofra kuruldu mu muhakkak “Önce kediler!” derdi. Çocukluğundan son nefesine kadar hep çevresine merhametli davranmış. “Bu nasıl adamdır, evin yiyeceğini misafirlere yediriyor, evdekileri aç bırakıyor.” diye hakkında şikayet bile edilmiş.

Ne yapıyorsunuz, demiş. Allah yediğimizden razı değil; verdiğimizden razıdır. Merhamet ediniz ki merhamet olunasınız.

Zaten bu merhametliler olmasaydı, düzen bozulurdu. Onların yüzü suyu hürmetine Mevlâ, güneşi doğduruyor, rahmeti yağdırıyor, bizlere bereket veriyor.

Allah’ım!

Bize hamd etmeyi, şükretmeyi, halimize rıza göstermeyi ihsan eyle. Çevremize merhamet etmeyi, iyilikte, tenezzül, tevâzuda yarışmayı lütfeyle. Haddini bilerek halka hizmet etmeyi, onların gönlüne göre sohbet, muhabbet etmeyi, gönül yıkmamayı, insan darıltmamayı nasip eyle.

Bize bu anlayışı, bu olgunluğu ihsan, ikram eyle Mevlâm!

Allah'a emânet olun!

23. 02. 2005



[1] Enfâl, 8/3

[2] Et-Tergib ve’t-Terhip, III/358

[3] Ebu Davud, Edep, 66; Tirmizî Birr, 16



[ Geri Dön ]
Content ©
E-Kitaplar
Bir Ayet

37.142. Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.

[ Sâffât Sûresi:142]
Kimler Bağlı
Hoş geldin, Misafir
Üye adı
Şifre
 

Kayıt Ol
Şifremi Unuttum
Sitemizde Şuan:
43 Ziyaretçi, 0 Üye
Toplam 43 kişi var.
Arşiv
· Efendiyle Hemdem Olma
· Küçükköylü Ahmet Efendi'yle İlgili Hatıra
· Hacı Dursun Efendi'yle İlgili Hatıra
· Benim Yıkadığım Cennete Gider
· Gençlerden Beklenenler
· Akıldır kişiyi mesul eden
· Ey Allah İçin Yaratılan İnsan!
· Nedir Şeriat?
· Bu Halimizle mi?!.
· Demek hayrihi ve hayrihi ha!..
· Ehli Tevhidin görevi
· Zikrin önemi
· Yürü yavrum Hak Rasulün izinden yürü
· Hayatta En Güzel Şey: Huzur!..
· Hak Mürşidim Yol Gösterdi
· Sevgili Gençler
· Kadere rıza
· Mezarlığın Ötesinde mi?!.
· Kadere Rıza!
· Yolculuk! Yolcular!..
· Tarikatların Dejenere Oluşu!
· Vatan Sevgisinde Bir Vücut Olmak!
· Vücuda Hürriyetin Gelişi!..
· İki Zıt Bir Yerde Bulunmaz!..
· Yabanda Gezenlerden Olma!..
· Seni Sana Anlatmak!..
· Allah'ın Hikmet Hazinesi: İnsan!
· Niçin Seviyorum?..
· Muhterem Kimdir?
· Hak'tan Gayrı Değiliz!..
· Oğuz ve Sevda evladıma
· Sevgili Kızım
· Kader kaleminin bana yazdığı...
· Dilin Dikeni Kırılacak
· İyilik
· Rahmetin Yağışı
· Mürşidi Kamil
· Güzel Ahlak
· Hak Yolun Yolcuları
· Hakka Giden Hak Yolcuları
· Sevgili Dostlarım!
· Muhterem Dostlar!
· Hanım Kardeşler!
· Huzur, îmân-ı kâmilde
· Kardeşime ve Oğluma
· Zirve-yi Tevhide Giden Yolun Yolcuları!
· Ezelden ebede koşturan yolcu!
· Hayırlı Bayramlar
· Hüseyin Sabri Soyyiğit Efendi'nin Özgeçmişi
· Ana Temel İhmâle Gelmez
· Gayrullaha Düşürmesin
· Râbıtamız Hakk’adır.
· Fetih İki Kısımdır
· Kadere rıza ancak iman-ı kâmille…
· Gerçek iyilik!
· Hedefimize Ulaşabilmek İçin!
· İslâm’ın ana kaidesi
· EFENDİLERE HİTAP
· Kendine dönebilse...
· Bugünün yarını yok!
· Hacı Baba, neler yaptınız?
· İlk Emir: Oku!
· Selâm
· NE İSTİYORSUN!..
· KİŞİYİ HUZURA ÇIKARTAN ABDEST
· Melâmeti günlük hayata uygulamak
· Sadâkat sadâkat sadâkat!..
· Ne kadar sadâkat o kadar huzur
· Birbirinden Ayrılmaz
· BABALAR DİKKAT!
· ANALARIN AYAĞI ALTINDA
· Âfakî ve Enfüsî Mücadele / 31. 01. 2004
· BAYRAM VE HUZUR
· İnsanı vuslata getiren nedir?
· Allah'ın zikri yeter
· Akıl erdiremiyorum
· Urucun nüzûlün yolu
· Şiarımız, Ceza Değil; Aftır!
· Hakikatin elbisesi
· Hz. Muhammed (s.a.) Neyi Getirdiyse…
· Namaz Kılmak
· Oruç tutmak
· Hacca Gitmek
· Zekât Vermek
· HADDİNİ BİLMEK
· Birbirinden ayrılır mı!
· TAKLİTTEN TAHKİKA
· Müminler kardeştirler
· İslâm’da, imanda kardeşlik
· KUTLU DOĞUM
· Kalplerin huzura kavuşması
· İman ve amel-i Salih
· sevginin hâkim olması
· Zorlukları hâlleden ne?
· VAR ONLARLA KAL
· Nâr Nura Döndü mü?
· Engelleri kaldırmak
· Temizlik imandandır
· Tek düşüncemiz…
· Allah'ın zikri yeter
· Melâmeti anlatmak
· BİR MELÂMİ NASIL OLMALIDIR!
· Melâmet bir meşreptir
· Melâmet anlayışımız
· Melâmet’in özünü Muhafaza
· İlâhî aşk
· Seyyid M.Nurül Arabi Efendi Hazretleri
· Niyazi-i Mısri Efendi Hazretleri
· Pirizrenli H. Ömer Lütfi Efendi Hazretleri
· Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi Hazretleri
· Ahmet Kumanlıoğlu Efendi Hazretleri
· Kurban Bayrami Mesaji 10.01.2006
· Muhterem İmam Efendiler ve Sevgili İhvanlarım
· 05.10.2006 Bayram Mektubu
· 12.10.2006 Ramazan sonrası uyarı mektubu
· Melametin Tanimi
· Ey Allah için yaratılan Hz. İnsan!
· Yürü Yavrum, Sen, Hak Resulün İzinden Yürü!..
· Dostlarıma
· İzmir, 28. 12. 2006
· İzmir, 04. 01. 2007
· Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmak!..
· Mânevî Mes’uliyetin Ağırlığı!..
· ZİKİRSİZ OLMAZ!
· Zikir ne yapar?
· Ana temel ihmâle gelmez
· Gizli Şirkten Kurtulmak / İzmir, 07. 02. 2007
· Yare Vuslat Ettiren Telkin / İzmir, 18. 02. 2007
· Hakikat İlmi, Mensuplarına Verilmeli! / 22. 02. 2007
· NİÇİN "MUHAMMEDİ MELAMİYİZ" DİYORUZ! / 08. 03. 2007
· Yokluğu Sermaye Etmek! / 22. 03. 2007
· HAK DOSTLARININ KÖKÜ KESİLDİ Mİ? / 25. 03. 2007
·  CANIM ANACIĞIM! / 26. 03. 2007
· HAYAT NEHRİNDEKİ HALİMİZ!.. 05. 06. 2007
· Şeriatla Hakikat: Beden ile Ruh! / 06. 06. 2007
· MEYVELİ AĞAÇLAR: İLİM SAHİPLERİ!.. 12. 06. 2007
· AMAN DOSTLAR, DİKKAT!.. 20. 06. 2007
· İYİ İNSAN OLMAK... / 22. 06. 2007
· HAKİKAT KAPISINI ARALAMAK... / 25. 06. 2007
· ALLAH'A MUHATAP: İNSAN! / 28. 06. 2007
· GÖNÜL KALESİNE TEVHİT BAYRAĞINI ÇEKMEK / 12. 07. 2007
· GÖZÜMÜZE HİÇBİR ŞEY PERDE OLMASIN! / 29. 11. 2007
· KOMŞU KARDEŞTİR, AYRICA DA MÜ'MİN KARDEŞTİR! /10. 12. 2007
· KURBAN BAYRAMINIZI TEBRİK EDERİM! / 19. 12. 2007
· Akl-ı Selim / 14. 01. 2008
· HEM ALLAH'A HEM DE HZ. MUHAMMED (A.S)'A TABİ OLALIM 15. 01. 2008
· SOHBETLERİ ANLAYABİLMEK!..
· GÜZEL AHLAK / 27. 02. 2008
· DÜNYA-UKBA PAZARINDAN GEÇMEK! / 27. 02. 2008
· KENDİNİ BİLMEK / 06. 03. 2008
· HAK MÜRŞİDİN KIYMETİNİ BİLMEK! / 12. 03. 2008
· İLAHİ DÜZENE HİZMETTE KATKIMIZ OLMALI! /10. 07. 2008
· EN BÜYÜK DÜŞMAN! / 20. 07. 2008
· SEVGİLİ DOSTUM HACI ALİ EFENDİ / 21. 07. 2008
· ŞERİATIN İÇİNDE HAKİKAT MEVCUTTUR
· SEVGİLİ DOSTLAR
· 17. 11. 2009 tarihli mektup
· HAYIRLI BAYRAMLAR...
· 
· YA RAB, BİZİ UZAK EYLEME EVLAD-I RESULDEN
· SIR VE HİKMET HAZİNESİ İNSAN
· İYİLİKLERİN İNSANI OLALIM
· DERVİŞ KİMDİR?
· GÖNÜL YIKMAYALIM!
· TEVHİDE HİZMET
· ALLAHIN RAHMETİNE, MERHAMETİNE, MAĞFİRETİNE ÇOK MUHTACIZ!
· DERVİŞ OLAYIM DER İSEN / CAN MÜRŞİDİN TELKİNİYLE
· KENDİMİZİN GÜVENİNİ KAZANMAK
· ALLAH MUHABBETİ
· ZİKRULLAH
· YÜRÜ YAVRUM, HAK RASUL'ÜN İZİNDEN YÜRÜ!
· KUTLU DOĞUM
· MEVLA GÖRELİM NEYLER...
· NEBİLER SERVERİ AHMED GELİYOR
· CANLI ÖRNEK OLABİLMEK
· İNCİTME SAKIN
· DERVİŞLİK!...
· HİSSEDEBİLMEK...
· Ruhtan Ruh Alan Bizler
· SAFA GELDİN YA RAMAZAN
· BAYRAM MEKTUBU
· KURBAN BAYRAMI VESİLESİYLE...
· HALDE TEVHİD EDENLER!
· GÖNLÜMÜZDE DOĞSUN HER AN!
· iNSAN: GÜZEL VARLIK!
· HUZURDA OLDUĞUMUZU İDRAK EDELİM!
· HAYIRLI RAMAZANLAR OLSUN!
· NEDİR EN ZOR ŞEY?
· DALGAYI DENİZİN, DENİZİ DE DALGANIN DIŞINDA GÖRME!
· O SENDE İKEN, SEN O'NU GAYRIDA ARAMA!
· ALLAH'IN YAKINLIĞINI YAŞAMAK!
· VARIRSIN VAHDET İLİNE
· KUTLU DOĞUM
· Dostlarımızı Ziyaret!
· Bereketli Ziyaret!
· DOSTLARIMIZI ZİYARET!
· DOSTLARIMA

Toplam 197 kayıt var

Anasayfa | Kur'an-ı Kerim | Videolar | İlahiler (mp3) | İlahiler | Hatıralar | Mektuplar | Sohbetler | Öz Geçmişler | Kullanım Şartları

©2002 Tasavvuf Derneği Tüm hakları saklıdır.

Sitemizin yapımında php-nuke kodları kullanılmıştır.