BABALAR DİKKAT!



Melâmîler; ilmin, irfânın yanındadırlar

Tekniğe, bütün yeniliklere açıktırlar

Her tecellîyi Hakk’ın ilmiyle zevk ederler

Hakiki insan, Hakk'ı-bâtılı fark edendir

 

 

 

 

 

BABALAR DİKKAT!

 

 

Sevgili Dervişim!

Babasın, baba olacaksın inşallah! Hayırlı baba olmanıza dua ve niyâz ederim.

Sevgili dervişimden istediklerim; hanesine huzur getirsin, sevgi ve muhabbet getirsin. Dilin en tatlısını, sözün en güzelini söylesin.

Öyle bir derviş ki çocuklarına örnek bir baba. Yuvasının mânevî mesuliyetini idrak eden, yavrularının elinden tutan bir baba! Memleket ve millet için hayırlı evlât yetiştiren baba. Sây u gayret ederek evlâtlarını yaşadıkları zamana göre en iyi şekilde yetiştiren baba. Evlâtlara dostu-düşmanı, Hakk’ı-bâtılı, iyi ve kötüyü öğreten baba!

Açık bir gerçektir ki tehlikeli bir dönemden geçiyoruz. Halk yaratılış gayesini unutmuş. Görevini idrakten âciz. Bugünkü Avrupa’dan üzerimize dalga dalga gelen ahlâksızlık, ahlâkı bozuyor, inancı, yıkıyor. Öyle bir vahşet ki!.. Şu insanoğlu, bu büyük tehlikeyi idrakten âciz.

İşte sevgili dostlar!

Böyle bir dönemde içkiler, kumarlar, filmler, televizyonun ahlâk bozucu görünümleri… Hülâsa sevgili yavrumuz nereye baksa, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya, günahla burun buruna.

İki elle çocuklarınızı tutun demek bana yetmiyor; dört elle!.. Yavrularımıza Allah’a iman, kadere rıza duygusu, vatan sevgisi vermeliyiz. Emre itaat, telkine sadâkat ile Hak yoldan yürümek ve onları yürütmek Allah bütün ihvana ihsan eylesin. Amin!

Biz Melâmîyiz. Ama öyle pejmürde, şuursuz, başkalarının sırtından geçinen asalak derviş değiliz. Veren el olabilmeliyiz. Hayırlı derviş olabilmeliyiz! Sây u gayret edip çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirebilmeliyiz. Zamanın tekniğinden, ilim ve irfaniyetinden gerektiği kadar yardım görmeliyiz. Modern cihazları, en güzel vasıtaları biz kullanmalıyız. Bizler ilmin, tekniğin, fennin yanındayız. Âyette: “Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu?”[1] buyruluyor.

Elcevap: Olmaz!

Onun için dostlara tavsiyemiz, çocuklarını kendi zamanlarına göre değil; yaşayacakları kendi zamanlarına göre iyi yetiştirsinler.

Kendimizi de hiç ihmâl etmemeliyiz. Kitap okumalıyız: Kur’an-ı Kerîm ve meâlini, tasavvufî eserleri okumalıyız.

Peygamber Efendimize (s.a.) soruyorlar:

-Ömrümden üç gün kalırsa ne yapayım?

Buyuruyor ki: “Farz ibadetten sonra ilim öğrenin.”

-Bir gün kalırsa ne yapayım?

-Yine aynı!

-Ya Resûlullah, ömrümden bir saat kalırsa ne yapayım?

Buyuruyor ki: “İlim öğren. Çünkü ilim, Allah’ın sıfatıdır.”

Sevgili Dostlar!

Virdimiz (alışkanlığımız) olsun: Kitap okuyalım. Bu eserlere ne göz nurları dökülmüş, ne hizmetle meydana gelmişler! Her insanın bir kütüphanesi olmalıdır. Öyle güzel eserler var ki… İnsanın bunlara şiddetle ihtiyacı var. “Ne kadar?” diye sorarsan, suya, ekmeğe olduğu kadar, okumaya da ihtiyaç vardır. Sizin hayırlınız okuyan ve okutandır.

Peygamber Efendimiz, (s.a.) harp esiri aldığı kişilere şart koşmuş: “On kişiye okuma yazma öğretin, serbest bırakayım sizi.” Sonra ilim öğrenmenin yaşı yoktur. Bir eserde okumuşum, şair öyle diyor: “Durma oğlum, hemen tahsil, hemen tahsil!”

Çocukların başarılı olabilmesi için sevgili anneyle baba çok dikkat etmelidirler. Birbirleriyle çok iyi geçinmelidirler. İşte o zaman, çocuklar hayırlı ve başarılı olurlar. Aynı huzur, çocuklara yansır.

Ailede, kavga, çekişme, tartışma olursa, çocuklar bundan çok etkilenirler. Dersi düşünemez hâle gelirler. Okuldan soğurlar. Hatta hayattan bile soğurlar. Zaten hayatta en güzel şey, sevgidir. Sevgi; muhabbet getirir, huzur getirir. Sevgi giren yere, kötülükler giremez.

Allah için aile bireylerini, mahremlerimizi, yakın akrabayı, canım, bütün insanları çok sevelim. Sev ki sevilesin. Allah bizi razı olduğu iyilikten, sevgi ve muhabbetten mahrum etmesin.

Yazdıklarımız uzun senelerin tecrübesi, şâhit olduğum olaylardır.

Dostlarım!

Ailede sevgi hakim olduğu zaman, dilin en tatlısı, sözün en güzeli konuşuluyor. Çocuklar başarılı oluyor. Anne babalar birbirlerine iyilikte, tatlı dilde yarışıyorlar. O zaman ne güzel huzur, ne güzel başarılar meydana geliyor. İşte o zaman, bu hane, cennetle değiştirilmez. O hanede; Allah ve Resûlü’nün rızası, karşılıklı sevgi, muhabbet! Emre itaat, telkine sadâkat o hanede. Allah hanelerimizi hane-yi saadet eylesin inşallah!

Muhterem Efendiler!

İyi insan olmak, kolay bir dava değil! Senelerin yetiştirdiği insan, süzülmüş varlıklardan, elenmiş benliklerden. Sözünde, sohbetinde nefsaniyet yok. Telkine sadâkat, emre itaat onda. Al denileni almış, at denilen nefsânî şeyleri atmış.

Bizim davamız, memleketine, milletine hayırlı insan yetiştirme. Elinden dilinden zarar gelmeyen insan. Niçin, niye, nedenlere takılmayan insan. Nefsî mücadelede muzaffer olan insan. Gönül kalesine tevhid bayrağını çeken insan. Kendisinde Allah ve Resûlü’nü söz sahibi eden insan…

Dervişanımızın, çok müstesna insan olmalarını can ü gönülden istiyorum. İşte dervişanı vuslata getirecek, harem-i ismete ulaştıracak olan, Hak mürşidin emrine itaat, telkinine sadâkattir. Bütün Hak dostlar, Hak mürşidin telkinine sadâkatle kemâl buldular.

Ulu Yaratanım!

Ezel ebet tut elimizden. Nefsânî bütün kötülüklerden ihvanımızı koru. Dilimizi Allah demekten mahrum etme. Gözümüz nurunla nazar etsin. Ender fenâdan geçir bizi. Diyetimiz ol Mevlâm!

 

 

Ulu Yaratanım!

Sana kul olmak, emrine itaat etmek, habîbinin yolundan, izinden gitmek nasip et bize.

Dervişlerimden, sevgili dostlarımdan ricam, sözleri, sohbetleri kontrollü ve murakabeli olsun. Yaşantıları ve hareketleri İslâm’a uygun olsun. Âzamî derecede harama, yalana dikkat etsinler. İlâhî rızayı kazanmak üzere âzamî derecede gayretli olsunlar.

Mevlâ cümlemizi fenâ-yı tamda bekâya eren, kesret vahdet tevhid eden, kadere rıza, emre itaat ile Hak yoldan giden sevgili Hak dostlara, ezel ebet dost eylesin. Hiç ayırmasın!

Dostlarım!

Bizi bu âli derecelere Hak mürşidin emrine itaat, telkinine sadâkat ulaştıracaktır inşallah!

Arzu ve isteğim: İyi derviş olmanız, çok iyi derviş olmanız. Ailede huzuru gerçekleştirmeniz. Şeriat-ı Muhammediye ile yürümeniz. Çocukların elinden tutmanız. Çok çalışıp veren el durumuna gelmeniz.

Verimli duruma gelmeniz hem vatan için hem de çocuklarınızın yetişmesinde büyük hizmet olacaktır. İşte bizim istediğimiz derviş!

Dervişim yaratılış gayesini bilsin. Verinin alının hesabını muhasebesini iyi yapsın. Gelirine göre giderini ayarlasın. Kontrollü olsun. Alacaklıyı kapısına getirtip kapısını çaldırtmasın. Ailenin vakarını korusun. Çocuklarını kötü alışkanlıklardan âzamî derecede muhafaza etsin.

Dervişim; âşık olsun, Hak yolda sâdık olsun. İllâ ve illâ ârif insan olsun. Bizim tevhid anlayışımızda ârifiyet var, kemâlat var, iyilikte, tevâzuda yarışma var.

 

Muhterem Efendiler!

Ne yazsak, ne söylesek az. Dervişanımızdan istediğimiz, insanların hayırlısı olmalarıdır. Bir derviş bakıyorsunuz hep ekside, hep zevâlde. Nedenini araştırıyorsunuz. Kursağında, midesinde haram var, başka nefsânî hareketler var veya şekte (şüphede) kalmıştır. Önemli olan Hak mürşide sadâkatle biat etmek.

Sadâkatin yolun açar

Dostun diyarına uçar.

Sâdık derviş, harem-i ismete girme hakkını kazanır. Allah bu Hak dostları korusun. Allah’ın dostları kubbe altında gizlidir, nâm u nişanları yoktur. Zâhirî halk ile gözükse de bâtınları Hak’tır. Allah bu zat-ı muhteremlerin himmetlerini üzerimizden eksik etmesin.

Muhterem Dostlar!

Yarınlara iş bırakmayalım. Hâlde tevhid edelim. Görerek, bilerek, şahadet verelim.

Hak erenler tutsun elimizden inşallah. Hak dostları can ü gönülden tebrik ediyorum. Selâm, sevgi, dualarımla Allah’a emânet ediyorum.

Selâm size, sevgi size, mânâ ve hikmetler gönlünüze.

Allah’a emânet olun.

 

 

 25. 12. 2003



[1] Zümer, 39/9









Bu Sayfanın Geldiği Adres
Tasavvuf Derneği
http://www.tasavvufdernegi.com

Bu Sayfanın Adresi:
http://www.tasavvufdernegi.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=90