Fetih İki Kısımdır



    

 

Korkutamaz sizi nefsin askeri

Siz Hak dostusunuz, dönmeyin geri

İlm-i tevhid ile daim ileri

Zaferin mübarek olsun kardeşim

 

 

 

 

 

 

Fetih İki Kısımdır

 

 

Esselâmualeyküm

Sevgili Oğlum Hasan Hilmi Hoca,

Ulu Yaratanımdan seni selâm, sevgi, muhabbet tecellîsine mazhar kılmasına dua ve niyâz eder, gözlerinden öperim yavrum.

Serhaddin Bekçisi, Askerim Benim,

Maddî, mânevî, zâhirî, bâtınî, kutsî ve ulvî hakikatlerin anlamı ve şuuru içerisinde görevlerinizi harfiyen yerine getireceğinize inanıyorum. Yavru vatanda hizmeti gaye edinerek, yerinde bir er, yerinde bir erbaş, bir komutan -icabında bütün mesuliyetleri üzerine almış sorumlu bir komutan- olacağınızdan şüphe etmiyorum.

Memleket ve milletimize, şerefli sancağımıza hizmet eden askerlerimizi, erinden paşasına kadar çok seveceksin yavrum.

Sevgi, muhabbet gönüller fetheder. Topun tüfeğin yapamadığını sevgi, muhabbet yapar. Gayemiz iyiliktir. Allah bizi inandığımız Hak yolda hiçbir zaman mahcup etmesin.

Gönül kazanan, sevgiye, muhabbete, dostluk ve samimiyete gönülden inananlar bu hâli yaşadılar. Onlar ölmediler ve ölmeyecekler.

 “Allah yolunda öldürülenlere «Ölüler» demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz!”[1] Düşün; Afyon-Uşak cephesini, Çanakkale’yi, kanlarıyla altın sayfalar yazan atalarımızı… Ruhları şâd olsun!

Sevgili Yavrum,

Fetih iki kısımdır: Biri enfüsî, vücudumuzda; biri âfakî, vatanımızda. Enfüsünde fetih yapanlar, âfakında da muvaffak oldular.

Vücudunda ihtilâl yapmış insan, nefsânî hareketlerin hepsine -hasede, inada, gurura, kibre, öfkeye, hiddete- dur demiş. Allah aşkı, vatan millet sevgisiyle dolu. Tahmid, tekbir ile enfüsî, âfakî zaferler kazanmış.

“Allah yolunda öldürülenlere «Ölüler» demeyin!” inancı ve şuuru içerisinde olan insan, hiç bir zaman ye’se (ümitsizliğe) düşmez, mağlubiyete uğramaz yavrum. “Ölürsem şehit, kalırsam gazi!” inancıyla hareket eder. Ulubatlı Hasanımız gibi.

Düşün bir kere yavrum! Vücuduna madde hakim olan, art düşüncenin sahibi insanı. Nefsânî, şehevî, kötü emellerin peşinde giden günlük insanı. Midesinden beslenir, yemek için yaşar. İyiyi-kötüyü, Hakk’ı-bâtılı, kârı-zararı, düşünmekten mahrum. Vücudunda nefs-i em- mâre (kötülüğe sevk eden hayvanî nefs) hakim. Şahsî çıkarı için yapamayacağı kötülük yoktur.

Sevgili Yavrum,

İnsanların büyük bir kısmı sarhoştur. Yâni aklî dengesini bozmuştur; mütefekkir olamazlar. Makam, şan, şöhret, maddî emeller, şehevî ve nefsânî arzular ve buna benzer birçok yönden zararlı kaynaklara kendilerini kaptırırlar. Sonra da ne aile düzeninde, ne iş hayatında, ne de bulundukları yerlerde muvaffak (başarılı) ve huzurlu olabilirler. Allah böylelerin şerrinden vatanımızı, milletimizi ve siz yavrularımızı korusun!

Bizden uzaklaştıkça daha yakın olduğunuzu zevk edeceğinize inanıyorum. Sohbetimizin dilinizden, sevgi ve muhabbetimizin gönlünüzden, duygu ve düşüncemi- zin akl-ı seliminizden tecellî etmesini istiyorum.

İnandım ki sen benmişsin.

Ben Hasan Hilmi’mi arıyorum.

Duygu ve düşüncelerini Hakk’a ve hakikate uygun olarak Allah ve Resûlü’nün rızası üzerine akl-ı selimin muhasebesi ve muhakemesi içinde aç yavrum.

Bu Hakk’a açılan kapıdır. Ruhaniyetine, mâneviyatına, ilham-ı ilâhîyene mâni olan nedenleri; akl-ı seliminle, mânevî kuvvetinle yok edeceğine inanıyorum. İki zıt bir yerde cem olmaz. Birinin gelişi, birinin gidişine sebep olur. Çok şükür bu hususta şüphem yok. Sizi Allah için seviyorum. Sizi Allah için sevmekten, Rabbim ebeveyninizi (ana-babanızı) mahrum etmesin.

Ya Rab! Senin için sevmek, sevilmek, gönül rızası kazanmak, bulunduğu mevkinin mânevî mesuliyetini idrak etmek, zikrinle, sevgi ve muhabbetinle gönüller fethetmek ne kadar güzel! Asker Hasan’ıma bunları daima lütfet, ihsan et.

Aşk-ı ilâhîyende pervane, sohbet-i ilâhîyende hayran eyle. İyilik ve insanlık yolunda ârifiyet lütfet. Olayları yerli yerinde muhakeme ve muhasebe etme kuvvet ve kudretini kenz-i mahfînden (gizli hazinenden) daima ihsan et. O’nu insanlar için hayırlı, memleket ve milletimiz için daima hayır düşünen, iyiliği kendisine gaye edinen insan-ı kâmillerden ayırma. Bana da bunları görmeği nasip et. Amin! Amin!

Asteğmen Oğlum,

Babanın, çocukluğunda subaylığa hayran olduğunu, Alay Haber Merkezinde ve topçu muhâberecisi olarak görevini yaptığını düşün. Oğlu Hasan Hilmi’sini bir subay olarak Türk Ordusu’na vermenin zevki, gururu içerisinde olduğunu tefekkür et. Bana bu zevki tattırdığın için tekrar sevgiyle gözlerinden öperim yavrum.

Bizler hamdolsun çok iyiyiz. Can dostlarla sevgi ve muhabbetle hizmetlerimize devam ediyoruz. Her gün, her zaman hanemizde yâd edilirsiniz. İlâhîleriniz ve marşlarınız dinlenir. Bütün dostlar sizi sorar ve selâm ederler.

Mevlâ’nın lütf u keremi sonsuzdur. Ulu Mevlâ sizi ve bütün yavrularımızı razı olduğu iyiliklere ulaştırsın, bütün kötülüklerden korusun. Amin!

 

29. 08. 1983


 

                                                

“Rahmân’ın o kulları ki onlar yeryüzünde vakar ve tevâzu ile yürürler. Cahiller kendilerine hoşa gitmeyecek laflar ettiği zaman onlar, selâm, derler, iyilikle muamele eder, onlara güzel ahlâkla cevap verirler.”

(Furkan, 25/63)



[1] Bakara, 2/154





29. 08. 1983



Bu Sayfanın Geldiği Adres
Tasavvuf Derneği
http://www.tasavvufdernegi.com

Bu Sayfanın Adresi:
http://www.tasavvufdernegi.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=72