Akl-ı Selim / 14. 01. 2008



    

Esselamualeyüm

Muhterem Dostlarım!

Kur'an-ı Kerim, akl-ı selime hitap eder. Akl-ı selim insan ki yan tesirlerden kurtulmuş, akl-ı maaş, akl-ı maattan akl-ı külliye geçmiştir. Tefekkür eder/düşünür, sözü sohbeti murakabeli/kontrollüdür. Niçin öyle neden böylelere takılmaz.

Akl-ı selim öyle bir akıl ki sahibini vuslata götürür. Ol dost ile halvet ettirir. Akl-ı külli derler buna. Bu, ancak, fena-yı tamda bekaya eren, zatından zatına mazhar düşen ahlak sahibine ikram/ihsan olur. Akl-ı selim sahibi şu insan, hak mürşidin telkiniyle Hakk’ı diyet etmiş, fena-yı tamda bekaya ermiş. Ermiş de ol dost ile halvet etmiştir.

Muhteremler!

Bu kutsi ve ulvi makamlara, kişiyi, hak mürşidin telkini yüceltir. Nefsî mücadelede muzaffer olan, emr-i Hakk'a itaat eden, Hak Resul’ün alın dediğini alan, atın dediğini atan, murakabeli bu zat-ı muhteremi Allah korusun. Himmeti üzerimizden eksik olmasın.

Muhterem Dostlar!

Hak mürşidin telkini yolları açar. Dervişi bütün engellerden geçirir. Akl-ı selim sahibi yapar. Hatta Hak, bu zatın diyeti olur. Bu, hâlde tevhit edendir, kelamı Hak’tan duyandır. İlâhî emre itaat ederek al denileni alıp at denileni atar. Hâlde tevhit etmenin aşkı, zevki ile bir hâl olur, zevk u sefaya erer.

Ulu Yaratanım!

Hak mürşidin telkinine sadakat gösteren, ilâhî emirlere itaat eden, al denileni alıp at denileni atan, hak mürşidin emrine itaat ederek rızası doğrultusunda Hak dostun rızasını kazanan bu zat-ı muhteremin adedini çoğalt. Himmetlerini üzerimizden eksik etme Mevlam. 

Muhteremler!

Muhammedî Melamiyiz diyoruz. Muhammedî deyişimizdeki neden, Hz. Muhammed (s.a.)’in izinden gitmemizdir. “Yürü yavrum sen Hak Resul’ün izinden yürü.”

Hâlde tevhit eden, vuslat-ı yârla halvet olan, emre itaat, telkine sadakat ile perdelerden öte geçen zat-ı muhteremler, hak mürşidin gönül rızası ile kemale erdiler. Çünkü o mürşid-i kamil ki Hakk’ı diyet etmiş, telkini mutlaktan yapar, naz ve niyazın sahibidir. Allah, can mürşidin, hak mürşidin himmetlerini üzerimizden eksik etmesin. Amin!

Muhterem Dostlar!

Bulunduğumuz yeri, rabıtayı, Melamet’i sakın ha basit görmeyelim. Hak dost ne güzel diyor:

Melamidir evliya,

Dahi nice enbiya

Hem cihar-ı bâsafa

Kendine gel hey kendine

Gelin dostlar, telkin edilen zikrin, meratib-i tevhidin, makamat-ı tevhidin kadru kıymetini bilelim. “Mûtû kable en temûtû.” sırrına mazhar olanlar, fenafillah olanlardır. Ölmeden evvel ölenlerdir. Hak yolunda telkine sadakat ile varlığından geçenlerin diyeti Hak olur. Onlar sevilen kul olurlar. Kullukta sultanlık bulurlar.

Kurb-i feraiz zevki ile zevkyap olur vahdet zevki alırlar. Kurb-i nevafil ile Hak Resul’ün izinden gider, ahkam-ı Şeriyye ile güzel ahlak ile kamil insan olurlar. Can mürşidin telkini bize kesret vahdet tevhit ettirir de Kavseyn zevkine erdirir. Allah bizi bu zevke eren, haliyle hallenip zevkiyle zevkyap olan zümre-yi salihine ilhak eylesin.

Muhterem Dostlarım!

Dervişanı kemale getiren, vuslata erdiren, naz ve niyaza yükselten, hak mürşidin emrine itaat, telkinine sadakattir. Gönül rızası kazanmak, nefsî mücadelede muzaffer olmak, kendinde Allah ve Resulünü tevhit etmek, bu telkine sadakatle tevhide can u gönülden bağlanıp, gönül rızası kazanmak Allah bütün dostlara nasip etsin. Amin!



Muhterem Dervişler! Sevgili Hak Yolcuları!

Hak dostun gözüne, Hak, perde çekmez. Şirk fiilini kaldırır fiilullaha, şirk sıfatını kaldırır, sıfatullaha, şirk vücudunu kaldrırır, vücudullaha mazhar kılar. İşte o zaman, bu hitaba mazhar olur:

Zat-ı Hakk’ı anla zatındır senin

Hep sıfatı hem sıfatındır senin

Sen seni bilmek necatın, kurtuluşundur senin

Gayre bakma sende iste sende bul yahu

Bu tecellinin mazharı olan zat-ı muhterem ne güzel söylemiş…

Ulu Yaratanım!

Bizlere razı olduğun iyilikleri ver. Sevgine mazhar kıl. Dilimizi Allah demekten mahrum etme. Bizden kabul edeceğin duaları tecelli ettir. Ettir de dervişanımız ve cümlemiz huzuruna, sevgi ve muhabbetine mazhar düşelim ya Rabbi.

Şu bir gerçek ki kemale ermek, kamil insan olmak, Hak Resul’ün alın dediğini almak, atın dediğini atmakla gerçekleşir. O emir, ilâhî emirdir. Bütün ehlullahlar, Hak dostları ilâhî emre harfiyen riayet ettiler, Hak Resul’ün izinden yürüdüler. vuslata böyle erdiler.

Cenab-ı Hak Kur'an-ı Keriminde: “Habibim, taraf-ı âliyemden neyi getirip alın dediyse, onu alın, neyi terk edin dediyse, onu terk edin.” (Haşr, 59/7)

Hakk’a giden yol,  Hak Resul’ün hidayet olunanlara ihsan ettiği ihdinassıratel mustakimdir. Şeriat’ın bütün ahkamına, erkanına gönülden bağlananlar, sadakatle Hak Resul’ün izinden gidenler, kemale erdiler. Allah himmetini, lütuf ve keremini üzerimizden eksik etmesin.

Yanlış hareket edip tevhide taş attıranlar, biz hakikat ehliyiz deyip Şeriat’ı kabul etmeyenler, ne yüzle biz de ehl-i tevhidiz, diyebilirler. Allah’ın emri “Beni seven, Habibim sana tabi olsun. O zaman Allah da onları sever ve affeder.” (Âl-i İmran, 3/31) Allah bizi sevdiklerinden mahrum etmesin, feyzine mazhar kılsın.

Dostlar!

Hâl ve harekatımızla örnek insan olalım. Çevremize örnek hareketlerimizle, yaşantımızla ders verelim. Hakk’ın emrini tutup Kur’an yolundan gidelim. İyiliklerin insanı olalım.  Muhammedî Melamette Şeriat’ın bütün kurallarına bağlanalım. Emr-i Hakk'a itaat edelim. Fena-yı tamda bekaya erelim.

Can u gönülden melamete bağlanan, sözü sohbeti kontrollü, iyiliklerin insanı olan, Hak yoldan uruç ve nüzule, vuslat-ı yârla halvete erişen zümre-yi salihine Allah cümlemizi ilhak eylesin. Amin! Amin! Amin!

Selam ve dualarımla…

HACI BABA

Hüseyin Sabri SOYYİĞİT









Bu Sayfanın Geldiği Adres
Tasavvuf Derneği
http://www.tasavvufdernegi.com

Bu Sayfanın Adresi:
http://www.tasavvufdernegi.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=178