Allah'ın zikri yeter



Kul her nefeste Allah Allah desin

Âşık olduğunu beyan eylesin

Her âzâsı Allah diye inlesin

Güzel ahlâk açar gönül kapısın

 

 

 

Allah'ın zikri yeter

 

 

Sevgili Dervişimiz!

Ulu Yaratandan sevgi ve dualarımla sonsuz iyilikler, aşk, muhabbet, kemâlat vermesini dua ve niyâz ederim.

Sevgili Evlât!

Hâlisâne, sadâkat ve samimiyetle telefon görüşmelerinizde bizi memnun ediyorsunuz. Şu gençliğin keşmekeş, şuursuz, düşüncesiz olduğu, nefsânî yollara düşüp gittiği bir devirde sizin genç hâlde kendinizi bu uçurumdan geri çekip Hacı Baba’ya can ü gönülden derviş olmanıza pahâ biçmek mümkün değildir.

Sevgili Yavru!

İnşallah, tevhid ilmiyle ilm-i Ledünle can ü gönülden tanışıp sevişeceğiz. Şu insan vücudu, Hak’la bâtılın, iyiliklerle kötülüklerin, nefsânîyetle Rahmânîyetin mücadele ettiği bir yerdir.

Aldığınız zikrullah ile zâlim nefsin başını ezeceksiniz inşallah! Zikredenler, fikrederler. Zikirle nefsî mücadelede muzaffer olup inşallah gönül kalesine tevhid bayrağını çekeceksiniz. Kendinizde Allah ve Resûlü’nü söz sahibi edeceksiniz yavrum.

Kendisinde Allah ve Resûlü’nü söz sahibi edenler, zikrullah ile nefsini yenmişler, gururu, kibiri, inadı silmiş atmışlar. Bu zat-ı muhteremler, emre itaat, telkine sadâkat, kadere rıza ile kemâl bulmuşlar.

Biz de siz dervişimizden, sevgili evlâdımızdan nefsî mücadelede muzaffer olmanızı, niçin, niye, nedenlere hiç takılmamanızı, kendinizde Allah ve Resûlü’nü söz sahibi etmenizi istiyoruz. Allah'ın emrini tutup nehyin- den yasaklarından kaçmanızı istiyoruz.

Nefsî mücadelede muzaffer olduğunuz zaman, Allah gönlünüzde karargâhını kuracak.

Bir kutsî hadisinde buyuruyor ki: “Ben sevdiğim kulumun gören gözü, işiten kulağı, söyleyen dili ve ben, onun diyeti olurum.”

Hakk’ı diyet etmek; emre itaat, telkin olan tevhidin sayesinde olacaktır yavrum. Biz size; nefsî mücadelede muzaffer olun, zikrullah ile bütün kötülükleri silin atın, gönlünüz Allah'ın karargâhı olsun, mekânı olsun diyoruz.

Kıymetli Yavru!

Bizi daha, yakından tanımıyorsunuz. Biz girdiğimiz hanelere sevgi getiririz, tatlı dil, hoşgörü getiririz. Bizim dostlarımız iyilikte, tevâzuda yarışacaklar.

Önce hanelerini hane-yi saadet, sevgi ve muhabbet evi yapacaklar. Anneye babaya itaatkâr olup Allah'ın hediyesi olan hanımına en iyi muameleyi yapacaklar.

Çocuklarına mukayyet olacak, onları hiç ihmâl etmeyecekler. Allah'ın lütuf ve kerem kıldığı yavruları, Allah ve Resûlü’nün rızası doğrultusunda yetiştirecekler.

 

Sevgili Evlât!

Bizim gayemiz, suskun dilleri Allah dedirtmek. Nefsânî olan bütün kötülüklerden kurtarıp Allah ve Resûlü’ne dost eylemek. Etrafınıza nur saçacaksınız. İnsanlığın şeref âbidesi, nur saçan meşalesi siz olacaksınız inşallah! Allah'tan size sonsuz iyilikler diliyorum.

Görünümde bir genç var. Ama öyle bir değişim istiyorum bu gençten ki eski gençten eser kalmasın. Vurana vurmasın. Sövene sövmesin.

Benim gencim, düşeni kaldırsın, acı doyursun, fakirin elinden tutsun. Gözü, Allah'ın nuruyla nazar etsin, cemâle baksın. Sevgili dervişimin lisanı, zikir ve tefekkürle Allah’ın rahmetine, merhametine, mülâkatına mazhar düşsün. İnşallah!

Size gelen, eski gençten nâm u nişan bulamasın. Her şeyiyle değişmiş, yerine bambaşka bir genç gelmiş. Öyle bir genç ki dilin en tatlısını konuşan, mütevazı, alçakgönüllü, iyilikte yarışan, çevresine nur saçan bir genç. Sizde târifin ötesinde bir hâl tecellî etmesini istiyorum. Öyle olmanızı istiyorum ki sizi örnek olarak gösterebileyim.

Sevgili Dervişim!

Size gelecekten bir şeyler va’dederek sizi oyalamak, sizi aldatmak peşinde değilim. Hâlde tevhid etmenizi istiyorum. Vuslat-i yârla halvet olmanızı istiyorum. Nefsî mücadelede muzaffer olup gönül kalesine tevhid bayrağını çekmenizi istiyorum.

Sakın ha, zikri ihmâl etmeyeceksin! Sakın ha, eski sözlerden, niçin, niyelerden, dedi demedilerden hiç kullanmayasın. Allah'ın zikri muzaffer olmanıza yeter. Gönül yıkmayacaksın yavrum. İnsan darıltmayacaksın. İnsanın gönlü Allah'ın mekânıdır. Bu zikrin kemâlinde güzel ahlâkın tecellî ettiğini göreceğiz inşallah!

Sevgili Evlât!

Bizi elbetteki yakından tanımak istersiniz. Ama zamana da ihtiyaç var. Biz siyaset üstüyüz. Hiçbir siyasetçi bizi etkisi altına alamaz. Bir tarîkat şuurunda değiliz. Tarîkatçılara hedef ve gayeyi gösterenlerdeniz. Biz tasavvufî tevhid inancıyla, Allah'a gönülden bağlıyız. Taassup ve bâtıl itikatlara karşıyız. İlmin, tekniğin, fennin yanındayız.

Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, kendi yaşayacakları zamana göre yetiştirin. Ellerinden tutun, onları asla ihmâl etmeyin.

Biz halkın yüzünden Hakk’ı severiz. İnsanlara iyilik etmek için varız. Allah için sevmek, hizmet edip insanı lâyık olduğu yere getirmek için varız.

Sizi ve aile birliğinizi Allah'a emânet eder, sonsuz iyilikler dilerim.

17. 02. 2004



17. 02. 2004



Bu Sayfanın Geldiği Adres
Tasavvuf Derneği
http://www.tasavvufdernegi.com

Bu Sayfanın Adresi:
http://www.tasavvufdernegi.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=124