Benim Yıkadığım Cennete Gider



İzmir, 03. 06. 2003

 

BENİM YIKADIĞIM CENNETE GİDER

1965 veya 1966 senelerinde bir şayia: “Şemikler imamı Sabri Hoca’nın yıkadığı cennete gidermiş!.. Öyle demiş.”

İmamlar arasında, vaiz ve müftüler arasında büyük tepkiye vesile olmuş.

Karşıyaka Müftülüğü’nde hocalar, vaizler, müftüler beni sorguya çektiler:

- Nasıl benim yıkadığım cennete gider, dersiniz. Nasıl bunu söylersiniz?.. diye öfkeyle, hiddetle sorular sordular.

- Öyle bir şey dediğimi pek hatırlayamadım, ama demiş olabilirim. Madem “söylemişsin” diyorlar, söylemişim.

- Şimdi senin yıkadığın cennete mi gider?

- Evet!

Bayağı kızdılar. Bağırmalar, kızmalar, öfkeler...

 Rica ederim! Dikkat edin! Bu kelimeyi söylemek çok kolay değil. Söylendiyse bunun bir hikmet tarafı vardır, bir hakikat tarafı vardır. Hadîs-i Şerif: “Men kale lâ ilahe illallah dahalel cenneh”  Biz insanı yıkarsak, “İnnellezine yubayuneke innema yubayûnallah.” ayet-i celilesine göre yıkarız. Tevbe verdiririz. Zikrullah ile yıkarız. “Zikri ehlinden talim ediniz.”

Bu erkân ve âdap içerisinde kişiyi yıkamaya çalışırız. Ama yine de hidâyet Allah’tan!

Yoksa, nefis bataklığına batanlar ömrünü kötü yerlerde bitirenlerin leşlerini mi cennete göndereceğiz?!. Söyleyin Allah aşkına, hiçbir akl-ı selim sahibi bu ifadeyi kullanabilir mi?

- Biz de zaten buna inanmak istememiştik. Tabii ki, anlattığınız üzere tevbe istiğfarla, zikrullah ile insan temizlenirse, ona bir şey demeye hakkımız yok. Haktır ve doğrudur.

Muhterem Dostlarım!

Sohbetlerimizde daima açık ifade ve dikkatli olacağız. Öyle yanlış yorumlara vesile oluyor ki, telâfisi çok zor. Sözümüz-sohbetimiz murakabeli ve kontrollü olacak. Önce şeriat ölçüleri içerisinde hakikate yürüyeceğiz. Açık verirsek, ölçüyü bozarsak, taşı kafamıza yeriz. Taş atanlarda suç yok. Suç taş attıranlarda. Gerçi meyveli ağaca taş atarlar. Hak hidâyet etmeyince neylesin şeyhim bana! Allah hidâyet eylesin. Onlar anlamayarak taş atıyorlar.

Muhterem Efendiler!

Melâmet, bir hikmetler hazinesi, şeriatla bütünleşen, mensubunu vuslata getiren, ol dost ile hemdem eden açık bir hakikattir.

İmkan dahilinde nâehle sırrımızı vermeyeceğiz. Ahkâm ile, ahlâk ile Hak yolda yürüyeceğiz. Ne kadar hamd etsek az. Mevlâya sonsuz hamd ü sena! Bize büyük lütuf ve kerem ihsan etti, ikram etti. Öptük Hak mürşidin elini. Aldık tevbe istiğfarı ve Allah’la mülâkatı, zikrullahı. Nefsî mücadelede muzaffer olan Hak yolcularına can u gönülden “Merhaba!” diyorum, tebrik ediyorum.

Sevgili Dostlar!

Bir zamanlar melâmeti yaralamışlar. Hakarete maruz bırakmışlar. Erkân, âdabı bozmuşlar. Maalesef öyle bir hâle getirmişler ki, herkes melâmetten kaçıyordu. Çok şükür Hak mürşidin telkîni, pîr Seyyid Muhammed Nûr’un himmeti ihvânımız şahlanmışlar. Şeriat-ı Muhammediye, Ahlâk-ı Muhammediye ve ilm-i Ledünle.

Rabbimize sonsuz hamd ü sena.

Allah’a emânet ediyorum. Sonsuz iyilikler diliyorum Hak’tan. Selâmlar!.. Sevgiler!..

HACI BABA

Hüseyin Sabri SOYYİĞİT









Bu Sayfanın Geldiği Adres
Tasavvuf Derneği
http://www.tasavvufdernegi.com

Bu Sayfanın Adresi:
http://www.tasavvufdernegi.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=12