TD Menü
 Anasayfa
 Sohbet Videoları
 Sesli Sohbetler
 Sohbetler
 Sesli İlahiler
 İlahiler
 Mektuplar
 Hatıralar
 Öz Geçmişler
 Kur'an-ı Kerim
 İletişim
Canlı Yayın
Canli Yayini izlemek için tiklayin

Canlı yayın tarihleri:
Cuma: Cuma namazı sonrası (İzmir'e göre)
Cumartesi: 20.00 - 22.00
İlahiler
·Lâ ilâhe illallah.
·Aşk ile Allah dedikçe.
·N’olur halim Cân Sultanım !
·Hak’tır bizim sevdiğimiz
·Bize lütf-i Hüdâ’dır bu!
·İnsan olan anlar bizi.
·Hak aşkınız daim olsun.
·Kuvvet, kudret Mevlâ’nındır
·Hidâyet olmazsa Hak’tan,
·Niçin feryat etmez bilmem !
·Lâyık kul olmayı nasîb et bize.
·Bu âleme niçin geldin, görevin ne senin?
·Haremine gir, dedik de suç mu ettik?
·Nazarımız Hak’tır bizim
·Vicdân ile düşünsene!
·Uyandır kalbini, şükret.
·Âşık olana, Mevlâ cemâlini gösterir.
·Güzel ahlâk açar gönül kapısın!
·Kerîmsin Mevlâm, duamız kabul et!
·Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.
·Yakar aşkın ciğerimi!
·Mevlâm hidâyet eylesin!
·“Re’sul hikmete mehafetullah”dır.
·Şuhût, tefekkürle Allah diyelim Hû Allah.
·Tevhidin özü budur.
·Sabırla selâmet bulunur inan.
·Harfle savtle olmaz îfâ !
·Îmânla ahlâkla varılır Sırr-ı Tevhid’e.
·Sevelim, sevilelim mü’min kardeşler.
·Estağfirullah, tevbe Ya Rab! diyelim.
·Sâdıklarla bile ol, gafillerle olma.
·Essalât u vesselâm Muhammed Mustafa’sına...
·Sen vallahi cân u cânânımızsın!
·Şükürler olsun Mevlâ’ya!
·Deme sakın: Ben dervişim.
·İmdâda yetişti Pîr Sultanımız.
·Tevbe et, pişman ol de Allah Allah!
·Hak’tır bizim şuhûdumuz.
·Gönül bize yârdan haber versene.
·Allah sana emretti.
·Hû derim Allah
·Yokmu bana el tutan?
·Dedim: Elhamdulillâh!
·Allah Allah diye diye.
·Hidâyet Allah’tan, gayrıdan bilme.
·Gel gitme yavrum gafil yoluna.
·Zâhir bâtın Hû’dur Allah.
·Uzak durma yakın gel
·Hamd ederim, Mevlâm sana.
·Dikkat et dostum, şekle aldanma.
·Her yüzden nazarım sen.
·Cânım kurban cânânıma.
·Ma’nâya gel ma’nâya.
·Ya Rab! Sen bu zâtın hikmetin bildir
·İlhâm ihsân et Allah’ım!
·Aşkın bana ver Allah’ım,
·Gündüz gece arıyorum.
·Dîvâne gönül aşka tutuldun!
·Gönüldedir zevk u sefâ.
·Sadâkatle gel, tevhide boyan.
·Pîr Seyyid’dir rehberimiz!
·Bâtıl bizim neremizde?
·Cân u cânânım merhaba.
·Sâdık olan cânlar gelsin.
·Sevgili Habîbinin hürmeti için et zuhûr!
·Mevlâm düşürme gaflete.
·Hamd et haline mü’minsin cânım.
·Cânda cânânını incitme sakın!
·Gönüllerde binlerce ah u feryat var.
·Yüzüne bakan sende hiç gayrullah görmesin.
·Hak rızası bundadır.
·Davet Hak’tan duysana.
·Zikrederiz Allah deriz.
·Zaferin mübarek olsun kardeşim!
·Hû Mevlâm Hû Mevlâm, aşkın bana ver Mevlâm.
·Yuvalarında huzûr sevgi ver Allah’ım!
·Hak mürşidden aldık ilham.
·Hak Lâ ilâhe illâllah...
·Kelâm anı anlatamaz.
·Hak hidâyet etmedikçe
·Telkînimiz rehber bize.
·Şâh-ı Merdân’ı önder bilelim.
·Sen kendini ne sanırsın?
·Mahrum olmaz Allah diyen.
·Âşıklıktır rehber bize.
·“Hesap, muhasebemde vekilim Allah’tır” de.
·Gayemizi dil ifade etmekten acizdir.
·Hû, lâ ilâhe illalah.
·Hamd ü senâ Rabbimize.
·Cân u cânânımsın benim !
·Şâhit Mevlâm kalbimize.
·Merhametin sonsuz senin!
·Hak zikrini verdin bize.
·Bize sâdık olan gelsin.
·Dosta vuslat etmek için.
·Sen öğrettin Cân Sultanım!
·Cân mürşitten olur ihsân.
·Rahmetinden mahrûm etme!
·Ne güzeldir, ne güzeldir!
·Âsân olur yollar sana.
·Hak Mürşidi bilmedikçe.
·Gel ey yolcu dinle sohbet.
·Gerçek insan işte bunlar.
·Himmet olur inan, şüphen olmasın.
·Bizi sevgine lâyık kıl Ulu Mevlâm!
·Ey Rabbim bizi mahrûm-i dîdar eyleme!
·Ne güzeldir ne güzel!
·İkrâm eyle, gül yüzüme.
·Himmet edin dostlar bize.
·Hak mürşitten olur ihsân.
·Bir lâhza ayırma beni senden!
·Allah Allah diye geldim!
·Ezelden Hak sözü vermiştir bunlar!
·İlâhî Rabbim, hikmetinden suâl olunmaz.
·Allah diyen âşıklarda kalmaz gam keder.
·Şükürler olsun Mevlâ’ya.
·Paha olmaz asla size.
·Çok şükür elhamdülillah!
·Asker oğlum göreslendik.
·Gönlümüze giren bilir.
·Şükrederim Rabbim sana.
·Kenz-i mahfinin sırrı onlarda.
·Emr-i Hak’tır ibadât u taat etmek,
·Sev mürşidi, gel sen bize.
·Lûtfet, kerem kıl cânânım benim!
·Beni benden alan sensin.
·Sonsuz hamd ü senâlar Mevlâ’ya!
·Hak zikrini ihsân etsin.
·Mevlâm yolun âsân etsin!
·İlahi Mevlâm rızandan ayırma.
·Allah sizden razı olsun!
·Her an diyem Allah Allah.
·Hak sevgisi var bizde
·Sohbetimiz dost iledir.
·Halk içinde mecnûn olan dîvâneye bak.
·Ârifiyet ver Allah’ım!
·Tenezzül, tevâzuyla gerçek insan bunlar.
·Gerçek insan, gündüz gece Allah der.
·Nazar kıl sen bu aleme, gör neler var...
·Rabbim sevgisine mazhar kılsın!
·Cânım Muhammed Mustafa.
·Buldum cânda cânânımı.
·Hak orucun kabul etsin.
·Bahr-i Ummân derler sana.
·Sonsuz rahmet ruhunuza.
·Haccımız mübarek olsun kardeşim.
·Mutlu olur sizi seven.
·Kâmil îmân ver Allahım.
·Birdir Allah yok şeriki!
·Sonsuz şükür Rabbimize!
·Himmetine her an muhtacız Efendim!
·Hak’tır bizim sevdiğimiz.
·Gelin yavrularım tevhide gelin.
·Beni ifna eden sensin,
·Zikret Mevlâ’yı Mevlâ’yı!
·Boşa durma, hikmet ara.
·Yol ver bize ulu dağlar, geçelim!
·Tut elimiz ezel-ebed.
·Biz, Melâmi kurbanıyız.
·Sonsuz hamd ü senâ Mevlâm!..
·Zikret Hakk’ı, gir meydana.
·Mutlak îmân telkîniniz!
·Bilmek için sâdık gerek!
·Hak mürşitten olur ihsân!
·Emre mutî olur isen,
·Mürşidimin telkînidir.
·Bayrağımın sallandığı yerdir vatanım.
·Allah Hak yolda bize anlayış versin.
·Vatandaki bayram başka!
·Kerim Allah, Rahim Allah!
·Dinin ahkâmı Şeriat’tır.
·Hakiki insan, Hakk’ı, bâtılı fark edendir.
·Hak’la bâtılı seçen îmânımız var!
·Cânda cânânla tevhit etmenin ta kendisidir!
·Enfüste, âfâkta ne varsa Hakk’ındır.
·Hak Resûl’e erem dersen.
·Mürşidimin nasîhatı.
·Nasip eyle Mevlâm bize!
·Hakk’ın muhâtabı insan.
·Şirk-i hafîden bizleri koru Mevlâm!
·Emre mutî olmak gerek.
·Ne güzeldir derviş olmak!
·Sermayemiz sadâkattir,
·Allah Allah Kerim Allah!
·Allah deyin huzûr bulun!
·Lütfet, kerem kıl âciz kuluna!
·Allah gönlünüzün muradını versin.
·“İhdinas sırate’l-müstakim”den gidenlerdir.
·Açar güller handân olur.
·Derdimin dermânısın Efendim.
·Sultanımız vardır bizim.
·Hak Erenler, aşka çare var mıdır?
·Rabbim rızandan ayırma.
·Nice yüz bin hamd ü senâ!
·Kâmil îmân kalbimizde.
·Ne güzeldir insan olmak,
·Bize âşık, sâdık derler.
·Cemrelerin var hikmeti
·İhvânımız urûç, nüzûl etmenin sırrını bilirler.
·Dikkat et kendine gel!
·Cân mürşidim cânım feda!
·Gelin Dostlar, aşk ile ALLAH diyelim!
·Allah şerrinden korusun!
·Bunlar, salât-ı daimün’dedirler.
·Kur’an-ı Kerim’in ikiz kardeşidir.
·Hakk’ın zikriyle feth u bâb olur dostlar.
·Ulu Mevlâm, hikmetlerinden suâl olmaz!
·Dikkat et, sakın taş atmayasın!
·Ya Rab, kul olabilmek için tut elimiz!
·Kerîmsin, Rahimsin Ulu Mevlâm!
·Sadâkatın rehber senin.
·Takdire razı olanlardan et bizi!
·Kullarının suçuna bakmazsın Mevlâm!
·Dikkat eyle, sohbet dinle!
·Ruhundan ruh verdin bize.
·Cânım kurban Mevlâm sana!
·Gül bizimdir, gül kokarız!
·İhsân eyle dervişlere!
·Nasip etti Mevlâm bize!
·Hak Resûl’ün vatanıdır.
·Lebbeyk Allahümme lebbeyk!
·Tefekkürle Allah deriz.
·Gel dervişim zikredelim.
·Gönül eri dervişlerdir.
·Lütf-i Hüda’dır,
·Yüzünüze âlem hayran!
·Mürşidimin ikrâmıdır!
·Telkînimiz mutlaktandır, renge şekle aldanmayız.
·Dosta vuslet etmek için
·Dostun haremine aşkla girenleriz!
·Ehl-i tevhit derler bize.
·Sevgilinin sohbetine gönül verenleriz!
·ALLAH diyen dil var bizde.
·Kur’an-ı Kerim’de hikmetler vardır.
·Mürşidin himmetiyle ilhâm olur Hak’tan bize!
·Keyfiyeti anlatamam!
·İstiyorum, ilâhiler yazayım,
·Anlatılmaz hâlimiz var!
·Dervişlerin emelidir!
·Râbıtanda bulacaksın
·Hak erenler safındadır.
·Melâmileriz!
·Melâmiyiz, zikrederiz.
·Şifa olan telkîn bizde!
·Emre sâdık olmak gerek!
·Haşret Mevlâm ihvânımız!
·Lütfeyle Mevlâm bize.
·Ehl-i tevhit nâra yanmaz.
·Cânım, ruhum mürşidimdir!
·Sâdık kuldan hacı olur.
·Haccen mebrûr inşaAllah!
·Gel dervişim bilişelim!
·Her hâliyle örnek insan!
·Aşkın bana hayat verir!
·Hak nûruyla çok güzelsin!
·Güzelliğin anlatılmaz!
·İlhâm olur Mevlâmızdan!
·Âşık, sâdık, ârif insan!
·İmtihandır dikkat eyle!
·Ben beni bilmenin hayrâniyem!
·Ben sanırdım zikrederim.
·Şayet dervişim dersen.
·Her gününüz bayram olsun !
·Gel, Melâmet sırrına gel...
·Ya Rab, bizi uzak eyleme Evlâd-ı Resûl’den!
·Sâdık kul ol, gel sen bize.
·Yürü yavrum, sen, Hak Resûl’ün izinden yürü !
·Derviş olamaz derviş !
·Sana saygı şeref bize!
·Huzûr ver Allah’ım ümmet-i Muhammed’e!
·“Vatan sevgisi îmândandır!” bunu bilelim.
·İslâm’ın dışında yol arayanlar.
·Dervişler güzel ahlâkla sevilirler.
·Yolunuz açık olsun!
·Fenafillâh vardır bizde.
·Tevbe, istiğfar var dillerinde.
·Bize hayat O’ndan gelir.
·Bilen, bilinen birdir.
·Halde tevhid edelim.
·Kâmil îmân buna derler!
·Perde hicap olmaz size.
·Güzel ahlâklarıyla sevilir bunlar!
·Bağlantısı zikrullahtır.
·Gelin dostlar muhabbete!
·Hikmetler var dervişlikte
·Güzel ahlâk yolun açar.
·Hakk’ın takdîrine razı olacaksın!
·Hak o zaman razı olur!
·Aşkta mihmânımdır benim.
·Hak yolunun sâdıkıyız.
·Melâmiler derler bize.
·Halk yüzünden Hakk’ı sevsin.
·Zikrederim Allah derim.
·Razı olur Rabbin senden.
·Râbıtamız Hak’tır bizim.
·Şekilde kalma, gel ma’nâyı fehmet!
·Kar kapadı yolumuzu.
·Ulu Mevlâm bizi mahrum eyleme!
·Sonra pişmanlık fayda vermez...
· Emre sâdık dervişleriz
·Dosta vuslat etmek için
·Hak erenler bu yoldadır
·Hak mürşidin telkîniyle
·Hû desin Mevlâm
·Nasip eyle Mevlâ cümle ihvana
· Allah diyelim Allah
·Hak yoldadır can dervişler

Toplam 307 İlahi kayıtlı
 
 
Özlü Söz:Evladım,
Hanende huzur mu istiyorsun? Evine helâl lokma getir.
Hanende sevgi mi istiyorsun? Kimseyi elinin tersiyle itme.
 
Dilin Dikeni Kırılacak

Balıkesir, 20. 11. 1999

Muhterem Kardeşlerim!

Allah bizi sevdiklerinden ayırmasın. Cümlemize sevgi, muhabbet, razı olduğu iyilikleri versin. Kur'an-ı Kerîm’de Allah buyuruyor ki: “Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. [1]

Burada Rab kelimesi terbiye edici anlamındadır. İnsanların şiddetle terbiyeye ihtiyacı vardır. Eğer o insanın dili terbiye edilmediyse “Ne terbiyesiz insan be! Ne biçim söz söylüyor, sövüyor” deriz. 

Mürşid-i kâmil, şu insanın terbiye edicisi. Mürşidimiz, bizim terbiye edicimiz. Dilimize zikri veriyor.

Zikir ta Hz. Peygamber’den (asv), Hz. Ebubekir’den (r.a.) Hz. Ali’den (k.v.) devredip gelmiştir. Bütün ehlullah, zikirle yetişmiştir. Mürşid, söven dili, dedikodu eden dili, küfreden dili terbiye ediyor. Ne yaptırıyoruz ona? Gel, Allah diyeceksin. Çok öfkelendin, bam teline bastılar, adam hakaret etti sana, ne diyorsun?

- Onlar ne diyorsa ben de onun iki katını derim.

- İşte daha terbiyeli dil değilsin. Terbiyesiz demeye utanırım. Ama sövene sövüyorsan terbiyeli değilsin.

Dikenimiz kıranlarız.

Güle aşı yapanlarız.

Gül alana gül satarız

Gül bizimdir gül kokarız. 

Şu dilin dikeni kırılacak! Musa (as) Firavun’u davete gittiği zaman “Ya Rabbi, o Allahlık davası görüyor. Onu nasıl îmâna davet edeyim?” “Ya Musa, kavlen leyyine! Yumuşak bir dil, dikensiz bir dil, tatlı bir dille davet edeceksin.”

Dilin tatlı olabilmesi için Hak mürşit bize Allah’ın zikrini

veriyor. “Fezkurunî ezkürküm”[2] “Zikredin beni, zikredeyim sizi.” Zikir, Allah’a aşk ilan etmek.  Zikir tahakkuk ederse, sövmez. Dil yakalanmış Allah’ın aşkına, zevkine, muhabbetine. Ne tatlı dil!..

Yurdumuza düşman girecek olsa silahımızı kullanacağız, ama bulgar, ama yunan, ama rus... Ya îmânına, kalbine, ruhuna nüfûz edecek olan nefsî arzulara karşı silahın? Verdik size:    Allah Allah Allah!.. Zikredenler mest olur / Allah ile dost olur.

Zikir, bahçeye verilen su gibidir. Bahçeyi sulamazsan mahsûl alamazsın. İşte bu vücuttan da biz sevgi istiyoruz, tatlı dil istiyoruz zikrullah ile. Allah, Allah demekten mahrum etmesin. Allah razı olduğu iyilikleri versin bize.

Gözü ele alıyorsun, terbiyeli mi, terbiyesiz mi? “Güzele bakmak boylu boyunca / Sizde bir türlü bizde bir türlü.” Bir göz var ki, nefsânî, şehevî, kötü arzularının esiri olmuş. Allah’ın sıfatlarını kullanıyorsun.  Göz Allah’ındır. Gözden gören sen değilsin. Allah’ın sıfatlarını nefsinin arzularına göre kullanırsan hata edersin.

Gözlerde katarakt hastalığı olur. Doktor, yarım saatlik bir ameliyatla hastanın gözlerini açar. Bir de gözlük verir. Doktor, gözünü açtığı zaman o kişi duvarı görür, yolu görür, insanları görür.

Mürşidi kâmil, gözünü açtığı zaman o insan, Allah’ı görür. Allah’ın nûruyla nazar eder. İşte şu gözü- dikkat buyurun- nefsin, kötü arzuların esaretinden, mahkûmiyetinden kurtarabilme.

Eli nefsin etkisinden, kötü emellerden kurtarabilme. Bütün insanlar hür olma, demokrasiyi yaşama isteğinde. Allah göstermesin yunanlıya esir düşsen seni zorla ne kumar oynatır, sana ne içki içirir. Irz, namus peşine de zorlamaz seni. Fakat kimin esirisin ki, Allah ve Resûlü’ne karşı geliyorsun? Allah’a diyorsun ki, senden korkmuyorum. Bu cemaati tenzih ederim. Bir insan haramı işlediği zaman, namaza davet edildiğinde uymadığı zaman, Ramazan gelip farz ibadetine iştirak etmediği zaman Allah’a meydan okuyor demektir. Ben senden korkmuyorum mânâsına gelir. Kimdir bu insanı böylesine isyâna  sürükleyen?

 Adam içiyor, çıkıyor meydana, Allah, peygamber, dine küfür alabildiğine. O adamın aklı başındayken desen ona ki “Bunları söyle” seni vurur. Ona milyarları, trilyonları versen, küfrettiremezsin. Peki o hâle onu getiren kimdir? Kızdığı zaman, küfreden, vuran, kıran insan, kimin esiri?

Demek ki, nefsin esiri olmak, yunan gavurunun esiri olmaktan çok daha kötü! Nefs-i emmârenin esareti o kadar kötü ki, dil tariften aciz. Zikirle nefsin esaretinden, maddenin cazibesinden, art düşüncelerinden kurtulup gerçek hürriyetine kavuşanlardan olacağız inşaAllah!

Sahabiler bir harp dönüşünde neşe içindedir. Hem  galip gelmişler, hem de bir çok ganimet almışlar, gülüp oynuyorlar. Peygamber efendimiz buyuruyor ki: “Siz küçük harpten büyük harbe dönüyorsunuz.” Nefsinizle harp edeceksiniz.

Muhterem Dostlar!

Davet-i Rahman var burada. Zikrullah var, Allah’a aşk ilan etme var. Mürşidi kâmil seni zarar hanesinden kâr hanesine geçirecek, seni ameliyat edecek. Seni nefsin esaretinden kurtarıp, sana Allah ve Resûlü’nün rızasını kazandıracak. Tatlı dilini, güler yüzünü sonuna kadar kullandıracak.

Biz istiyoruz ki, bizim dostumuz, dervişimiz ailesine iyi bir baba olsun. Hanımına iyi bir efendi, komşusuna iyi bir komşu olsun. “Şu bizim komşuda yalan yok, haram yok. Bizim komşunun elinden, gözünden zarar gelmez. Komşunun namusuna katiyetle zarar gelmez.”

Dil, kelâm-ı Hak’la söyleşecek, hiç hilesi olmayan bir dil. Kulak, Allah kelamı duyacak, el, düşeni kaldıracak, vurup atmayacak. Ayak, sırat-ı müstakîmde dosdoğru yürüyecek.

Bakınız Dostlar!

Dikkatinizi çekerek üzerine basa basa söylüyorum! Şu insan, emre itaat, telkîne sadâkat, sırat-ı müstakîmden yürürse, onlar için, Allah yolunda gidip, fenâfillâha uğrayanlar için ölüm yok, korku yok, hüzün yok, sıkıntı yok.

Gayemiz şu insanı kemiyetten, hafriyattan kurtarıp keyfiyete geçirebilme. Gözünü nefsinin esaretinden kurtarıp, Allah’ın nûruyla nazar ettirme. Elini vuran değil, veren el, düşeni kaldıran el hâline getirebilme. Şu insanı sevgili yapabilme, Allah ve Resûlü’ne kazandırabilme. Şu insanı çevresine hayırlı bir insan yapabilme. Peygamber efendimiz buyuruyor ki: “Sizin hayırlınız çevresine iyilik edendir. Sizin kötünüz de çevresine zararlı olandır.”

Bütün dava, şu insanı hayırlı insan yapabilme. Bu kubbede bâki kalacak olan bir hoş sedâ imiş ancak. Çevresi: “Aman yahu, ne efendi adamdı. mütevazı idi, ne merhametli idi.”

-Bunun iyiliğine şahadet eder misiniz?

- Evet, o iyilerin iyisiydi.

- Peki şu nasıl?

- Fiamânillah, adam zehir mi zehir! Adam kötünün de kötüsü. Nefsi emmârenin tahakkümü altında mahkûm olup, gözü göz değil, dili dil değil, eli el değil. Gecesi gündüzü kötülükte. Allah’ına meydan okurcasına...

Biz dostlarımıza, şu insanlara  Allah’ın zikrini vererek, gözlerini terbiye etmek, dillerini terbiye etmek, ellerini terbiye etmek, sırat-ı müstakîmden tatlı dille yürütebilmek için görevliyiz.

Dostlarımızın haneleri, hane-yi saadet, peygamber evi. Dostlarımız kimsenin çukurunu kazmazlar, iğnenin ucunu kimseye dokundurmazlar. Kime dokunduracaksın ki. Aç gözünü hikmetle bak. Görünen değil mi Hak! Bütün kainatı ihâta eden Allah’tır. Halkı seven Hakk’ı sever. Halka tecavüz, Hakk’a tecavüzdür.

Gelin dostlar!

Birbirimizi sevelim.

Gelin dostlar!

Tatlı dilimizi, güler yüzümüzü sonuna kadar kullanalım. Evimizde bir hanımı Allah hediye etmiş. Zaman gelir, onu elimizin tersiyle iteriz, ona kızarız, kavga ederiz. Ne yapacağız şimdi? Allah’ın sana hediyesi o! Çocuğunun annesi, iffet ve namusunun bekçisi. Sabahtan gecenin geç vakitlerine kadar 60-70  metrekare yerde koşturur durur. Çocuğu okula hazırlayacak, çamaşır yıkayacak, bulaşık yıkayacak, yemek yapacak... Akşam gelecek ve diyeceksin ki:

- Ne yaptın sen bu evde? Biz çalışıp getirelim sense...

-Yapma! Tatlı dilini Allah aşkına kullanmayacak mısın? Ne zaman kullanacaksın tatlı dilini? Ne zaman sevdiğini ispat edeceksin? Annemize, babamıza, ailemize, çocuklarımıza tatlı dilimizi onda bir kullanmadık...

Kimdir bize bu tatlı dili kullandırtmayan? Evimizin huzurunu bozup kavga ettiren? Sevgi var iken çekişmeyi meydana getiren? Var mı arada bir şey? Kara yılan mı geçti aradan? Evet var bir şey: Nefs-i emmâre var.

Hiç mağlup olmayan, tatlı dildir, sevgidir. Birbirimizi sevelim, ailemize, annemize, babamıza güler yüzümüzle tatlı dilimizle sevgi dağıtalım. Şu insanı, nas olmaktan kurtarıp, Hz. insan ünvânını ona kazandıralım. Kutsî ve ulvî bir davanın sahibi olsun.

-Nasıl olacak?

-Hak mürşidin emrine itaatle.

İnsan, 60-70 kilodan müteşekkil bir heyet-i umumiye değil, deri-kemik torbası değil. Allah diyen dili, Hak’la gören gözü vardır insanın, Allah ve Resûlü’nü gönlünde miraç ettirendir insan! Öyle kutsî, öyle ulvî, öyle mukaddes bir davaya intisap etmişsin ki cân ü gönülden sevin. Nedir bunun malzemesi? Sadâkat, teslimiyet.

Biz size neyi atın diyoruz? İnadı atın diyoruz. Hasedi, çekememezliği atın diyoruz. Anneni darıltanı, babanı elinin tersiyle iteni, ailene tokat attıranı, seni küfrettirip, dinden çıkartanı atın diyoruz. Zarar neresinde? Söyle Allah aşkına!..

Alın diyoruz; sevgiyi, tatlı dili. Güzel ahlâk sahibi olun, hoşgörülü, merhamet sahibi olun, iyilikte yarışın, tenezzül ve tevazuda yarışın.

Atın dediklerimiz, nefsin arzuladığı şeyler; alın dediklerimiz Allah ve Resûlü’nün rızası olan şeyler. Allah bu yolda elimizden tutsun. Biz, insanı muteber bir insan yapmak istiyoruz. Bir insan okumuş okumuş ne olmuş? Kaymakam olmuş, vali olmuş. Ne kazanmış? Maddesini kazanmış.

Biz şu kardeşe mü’minlik kazandıracağız. Ben bunu hiçbir şeyle değiştirmem. Onu, helâli, haramı fark eden mü’min, yaratılış gayesini düşünen, adımını göre göre atan, dilin en tatlısını kullanıp, çevresine iyilikte yarışan hâline getireceğiz.  Onu hayırlı bir insan yapacağız.

Altınlar çıkmış piyasada. Gayet güzel gözüküyor, ama taklit. Ver beş yüz – bin, al bir tane, oyuncak. Bir altın var sekiz ayar, çoğu bakır, hurda. Melâmet şu insandan vatanına, dinine, ailesine, yuvasına zararlı olan hurdaları alacak.  Biz sizi, hurdası alınmış, ayarı düzelmiş, nakışları işlenmiş, en güzel şekle getirmeye çalışıyoruz.

Size vatan için, millet için, din için, aile için zararlı bir şey söylediğimde susmayın. Zaten siz beni affetseniz de ben beni affetmem. Benim  gayem sana vatan sevgisi, bayrak, sancak sevgisi, hatta insan sevgisi verebilme.

Kimseye iğnenin ucunu dokundurmayalım. Kimseyi darıltmayalım. Eğer İslâm’ı anlasak, bilsek şu memlekette bir dava mahkemeye düşmez. Kimse kimseyi elinin tersiyle itmez. Şu memleketteki siyasî, içtimaî, iktisadî bütün davalar hep nefis davası.

Bütün dava, şu insanı nefsin esaretinden, kötü emellerinden kurtarıp, Hz. insan yapabilme. Allah dostu yapabilme, Allah’a veli yapabilme. Biz bu savaşı veriyoruz.

Peygamber Efendimize soruyorlar: “

-Mü’mini tarif eder misiniz?”

Sen şimdi kendini koy teraziye. Diyor ki: Elinden, dilinden, azalarından kimseye zarar gelmez. Eli zararsız; vuran el değil, veren el. Dili zararsız, dedikodusu yok, küfrü yok, ma’lâyânisi yok, bozgunculuğu yok, fesadı yok, tertemiz bir dil. Gözü Allah’ın nûruyla nazar eder.

Muhterem Dostlar!

Görmüşsünüzdür imam kabrin başında ölüye bir şeyler söylüyor. Ne diyor hiç kulak verdiniz mi? Telkîn veriyor ona. İmam diyor ki: “Sana soracaklar, dinin hangi dindir, kıblen hangi kıbledir, nebîn kimdir? Rabbim Allah’tır de, dinim İslâm’dır de, kitabım Kuran’dır de. Peygamberim nebîler nebîsi Hz. Muhammet’tir de.

Birbirimizi kandırmayalım, gelin biz bu işi burda hâlledelim.  İki araba toprak var üzerinde, canı yok üzerinde. Nasıl oradan duyacak imamı?

Gelin dostlar, biz telkîni burada alalım. Ruhsuz  beden ne hizmet verecek? Ruh var iken, beden var iken, akıl, fikir var iken, dil var iken Rabbim Allah diyelim. İslâmın erkânına uyalım. Sana sorarsalar ki kabirde sana telkîn verdiler mi?  De “Ben telkîni dünyada aldım. Mürşid-i kâmilden aldım.” Allah bizi sevdiklerinden ayırmasın.

Âyette “Allah yolunda ölenlere öldü demeyin.”[3] buyruluyor.  Hadîste de “Mü’minler ölmez, nakledilirler.” ifade ediliyor.  Allah yolunda ölmek, nefsini, benliğini, kötülüğünü öldürmektir. Sırat-ı müstakîmde yürümektir.

Dostlar!

Ayarımızı yükseltelim, taklitten tahkîka geçelim. Özü sözü doğru biz olalım. Bir milyar insanın içinde sorulduğunda. “İçinizde Muhammedî var mı?” diye sen ayağa kalkacaksın, “Ben Muhammedî melâmiyim.”

-Evsafın nedir?

-Güzel ahlâktır.

-Kimdir melâmi?

-Hasedini atmış, öfkesini yenmiş, inadını atmış, gurur, kibrinden geçmiş, tertemiz, muttakî, helali-haramı fark eden, Allah’tan korkan, doğru insan.

Bir doğru insan bulduğun zaman, mal vereceksin ona, senet istemez. Allah ve Resûlü’ne îmân etmiş. Peygamber efendimiz, onu tekeffül ediyor: “ O mü’minin elinden, dilinden, azalarından kimseye zarar gelmez.” İşte şu insanı nefsinin, kötü emellerinin, art düşüncenin etkisinden kurtarıp Hz. insan yapabilme. Dosdoğru. Sözü sohbeti tertemiz insan hâline getirebilme. Allah cümlemizi iyiler zümresine ilhâk eylesin.

Bakınız, bu sohbetimiz, cami sohbeti değil, bu sohbetimiz çarşı-pazar sohbeti de değil. Bu sohbetimiz Allah’a aşk ilan eden, al denileni alan, at denileni atanların sohbetidir.

Nasîhatımızı tutan bir cemiyet, mahkemeye düşmez. Sözünde sohbetinde yalan olmaz. İğnenin ucunu kimseye dokundurmaz. Dâvâmız Hz. Muhammed Mustafa’ya dost olma, sevgisine, itimadına lâyık olma. Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:

“Taraf-ı âliyemden habîbim, edibim, sevgilim, Muhammedim neyi getirip alın dediyse, onu alın.”[4]  Vallahi’l-azim biz de Hz. Muhammed Mustafa’nın (asv) getirip, alın dediği şeyleri size vermeye çalışıyoruz. Vallahilazim ve billahi’l-kerim.

Neyi alın diyoruz size?

-Kur’an’ın güzel ahlâkını alın, tevhîdi alın. İslâm’ı günlük hayatınıza uygulayın. Ben müslümanım. Ben ehli  îmânım. Ben haram yemem, yalan söylemem. Benim elim vuran el değil, veren eldir. Benim gözüm nefsimin esiri değil; Allah’ın nûruyla cemaline bakandır. Benim kulağım muhabbetullah duyar.

-Peki senin ünvanın nedir?

-Ben milletvekiliyim, ben valiyim...

Nerde geçerli bu ünvanlar? Allah ve Resûlü’nün yanında geçerli mi? Değil!..

Biz şu insanı nebîlerin, velilerin halkasına tutturmaya çalışırız. Allah bu yolda yardımcımız olsun.

Günlük hayatına tevhîdi uygulayacaksın. Sen herkesin güvenini, itimadını, kazanacaksın. Allah’a aşk ilan edip, zikredeceksin. Öyle bir ihtilâle, inkılâba uğrayacaksın ki melekler sana hayran olsun. Niçin? Hakk’ı Hakk ile tevhît etmiş. Ef’al, sıfat ve zât ile tevhît etmiş. O vücud-u vâhide zikrullah ile girmiş.

Dostlar!

Vermek istediklerimizi alın. Öyle kıymetli ki bunlar.

“Duysa bunu şah-ı cihan 

Katresine verir ol cân

Olmaz paha kevn ü mekan

Bu tevhidin lezzetine.”

Ama bu kadr u kıymeti bilebilmek için aşk lâzım.

Allah bizi sevsin, sevdiklerinden ayırmasın.

 

  HACI BABA


 

Zikr-i Hak’la gayriyeti silsene.

Zikrullahla mânâ gözün açsana.

Her nefeste Allah Allah desene.

Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.

 

  Gerçek varlık özündedir, bil bunu.

  Allah nazır, hem fâildir gör bunu.

  Mânâ gözün aç, tecellîdir sonu.

  Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.

 

Teçhiz etmiş, sıfatlarla süslemiş.

Eserde varlığın ilan eylemiş.

Avam ne bilsin, o, taş toprak görmüş.

Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.

 

  Her zerreden dostun sana seslenir

  Şuhûtla, rabıta ile bilinir

  “Lâ ilâhe illallah”la bakılır

  Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.

 

Doğdu güneş, kâinat aydınlandı.

Gölgeler, renkler, şekiller hep gitti.

Tevhîdin nûru mâsivayı sildi.

Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.

 

  Tevazu ile hareme girilir.

  Kemâl-i edeple cânân sevilir.

  Sevgi kazanana buyur denilir.

  Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.

 

Kemâlini sadâkatle bulursun.

Merhametli ol, gönlün mânâ dolsun.

SABRİ bunu râbıtanda görürsün.

Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.

                                                  10. 1. 1982


 


[1] Fâtiha, 1/2

[2] Bakara, 2/152

[3] Bakara, 2/154

[4] Haşr, 59/7

E-Kitaplar
Bir Ayet

7.97. Yoksa o ülkelerin halkı geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

[ Âraf Sûresi:97]
Kimler Bağlı
Hoş geldin, Misafir
Üye adı
Şifre
 

Kayıt Ol
Şifremi Unuttum
Sitemizde Şuan:
29 Ziyaretçi, 0 Üye
Toplam 29 kişi var.
Arşiv
· Efendiyle Hemdem Olma
· Küçükköylü Ahmet Efendi'yle İlgili Hatıra
· Hacı Dursun Efendi'yle İlgili Hatıra
· Benim Yıkadığım Cennete Gider
· Gençlerden Beklenenler
· Akıldır kişiyi mesul eden
· Ey Allah İçin Yaratılan İnsan!
· Nedir Şeriat?
· Bu Halimizle mi?!.
· Demek hayrihi ve hayrihi ha!..
· Ehli Tevhidin görevi
· Zikrin önemi
· Yürü yavrum Hak Rasulün izinden yürü
· Hayatta En Güzel Şey: Huzur!..
· Hak Mürşidim Yol Gösterdi
· Sevgili Gençler
· Kadere rıza
· Mezarlığın Ötesinde mi?!.
· Kadere Rıza!
· Yolculuk! Yolcular!..
· Tarikatların Dejenere Oluşu!
· Vatan Sevgisinde Bir Vücut Olmak!
· Vücuda Hürriyetin Gelişi!..
· İki Zıt Bir Yerde Bulunmaz!..
· Yabanda Gezenlerden Olma!..
· Seni Sana Anlatmak!..
· Allah'ın Hikmet Hazinesi: İnsan!
· Niçin Seviyorum?..
· Muhterem Kimdir?
· Hak'tan Gayrı Değiliz!..
· Oğuz ve Sevda evladıma
· Sevgili Kızım
· Kader kaleminin bana yazdığı...
· Dilin Dikeni Kırılacak
· İyilik
· Rahmetin Yağışı
· Mürşidi Kamil
· Güzel Ahlak
· Hak Yolun Yolcuları
· Hakka Giden Hak Yolcuları
· Sevgili Dostlarım!
· Muhterem Dostlar!
· Hanım Kardeşler!
· Huzur, îmân-ı kâmilde
· Kardeşime ve Oğluma
· Zirve-yi Tevhide Giden Yolun Yolcuları!
· Ezelden ebede koşturan yolcu!
· Hayırlı Bayramlar
· Hüseyin Sabri Soyyiğit Efendi'nin Özgeçmişi
· Ana Temel İhmâle Gelmez
· Gayrullaha Düşürmesin
· Râbıtamız Hakk’adır.
· Fetih İki Kısımdır
· Kadere rıza ancak iman-ı kâmille…
· Gerçek iyilik!
· Hedefimize Ulaşabilmek İçin!
· İslâm’ın ana kaidesi
· EFENDİLERE HİTAP
· Kendine dönebilse...
· Bugünün yarını yok!
· Hacı Baba, neler yaptınız?
· İlk Emir: Oku!
· Selâm
· NE İSTİYORSUN!..
· KİŞİYİ HUZURA ÇIKARTAN ABDEST
· Melâmeti günlük hayata uygulamak
· Sadâkat sadâkat sadâkat!..
· Ne kadar sadâkat o kadar huzur
· Birbirinden Ayrılmaz
· BABALAR DİKKAT!
· ANALARIN AYAĞI ALTINDA
· Âfakî ve Enfüsî Mücadele / 31. 01. 2004
· BAYRAM VE HUZUR
· İnsanı vuslata getiren nedir?
· Allah'ın zikri yeter
· Akıl erdiremiyorum
· Urucun nüzûlün yolu
· Şiarımız, Ceza Değil; Aftır!
· Hakikatin elbisesi
· Hz. Muhammed (s.a.) Neyi Getirdiyse…
· Namaz Kılmak
· Oruç tutmak
· Hacca Gitmek
· Zekât Vermek
· HADDİNİ BİLMEK
· Birbirinden ayrılır mı!
· TAKLİTTEN TAHKİKA
· Müminler kardeştirler
· İslâm’da, imanda kardeşlik
· KUTLU DOĞUM
· Kalplerin huzura kavuşması
· İman ve amel-i Salih
· sevginin hâkim olması
· Zorlukları hâlleden ne?
· VAR ONLARLA KAL
· Nâr Nura Döndü mü?
· Engelleri kaldırmak
· Temizlik imandandır
· Tek düşüncemiz…
· Allah'ın zikri yeter
· Melâmeti anlatmak
· BİR MELÂMİ NASIL OLMALIDIR!
· Melâmet bir meşreptir
· Melâmet anlayışımız
· Melâmet’in özünü Muhafaza
· İlâhî aşk
· Seyyid M.Nurül Arabi Efendi Hazretleri
· Niyazi-i Mısri Efendi Hazretleri
· Pirizrenli H. Ömer Lütfi Efendi Hazretleri
· Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi Hazretleri
· Ahmet Kumanlıoğlu Efendi Hazretleri
· Kurban Bayrami Mesaji 10.01.2006
· Muhterem İmam Efendiler ve Sevgili İhvanlarım
· 05.10.2006 Bayram Mektubu
· 12.10.2006 Ramazan sonrası uyarı mektubu
· Melametin Tanimi
· Ey Allah için yaratılan Hz. İnsan!
· Yürü Yavrum, Sen, Hak Resulün İzinden Yürü!..
· Dostlarıma
· İzmir, 28. 12. 2006
· İzmir, 04. 01. 2007
· Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmak!..
· Mânevî Mes’uliyetin Ağırlığı!..
· ZİKİRSİZ OLMAZ!
· Zikir ne yapar?
· Ana temel ihmâle gelmez
· Gizli Şirkten Kurtulmak / İzmir, 07. 02. 2007
· Yare Vuslat Ettiren Telkin / İzmir, 18. 02. 2007
· Hakikat İlmi, Mensuplarına Verilmeli! / 22. 02. 2007
· NİÇİN "MUHAMMEDİ MELAMİYİZ" DİYORUZ! / 08. 03. 2007
· Yokluğu Sermaye Etmek! / 22. 03. 2007
· HAK DOSTLARININ KÖKÜ KESİLDİ Mİ? / 25. 03. 2007
·  CANIM ANACIĞIM! / 26. 03. 2007
· HAYAT NEHRİNDEKİ HALİMİZ!.. 05. 06. 2007
· Şeriatla Hakikat: Beden ile Ruh! / 06. 06. 2007
· MEYVELİ AĞAÇLAR: İLİM SAHİPLERİ!.. 12. 06. 2007
· AMAN DOSTLAR, DİKKAT!.. 20. 06. 2007
· İYİ İNSAN OLMAK... / 22. 06. 2007
· HAKİKAT KAPISINI ARALAMAK... / 25. 06. 2007
· ALLAH'A MUHATAP: İNSAN! / 28. 06. 2007
· GÖNÜL KALESİNE TEVHİT BAYRAĞINI ÇEKMEK / 12. 07. 2007
· GÖZÜMÜZE HİÇBİR ŞEY PERDE OLMASIN! / 29. 11. 2007
· KOMŞU KARDEŞTİR, AYRICA DA MÜ'MİN KARDEŞTİR! /10. 12. 2007
· KURBAN BAYRAMINIZI TEBRİK EDERİM! / 19. 12. 2007
· Akl-ı Selim / 14. 01. 2008
· HEM ALLAH'A HEM DE HZ. MUHAMMED (A.S)'A TABİ OLALIM 15. 01. 2008
· SOHBETLERİ ANLAYABİLMEK!..
· GÜZEL AHLAK / 27. 02. 2008
· DÜNYA-UKBA PAZARINDAN GEÇMEK! / 27. 02. 2008
· KENDİNİ BİLMEK / 06. 03. 2008
· HAK MÜRŞİDİN KIYMETİNİ BİLMEK! / 12. 03. 2008
· İLAHİ DÜZENE HİZMETTE KATKIMIZ OLMALI! /10. 07. 2008
· EN BÜYÜK DÜŞMAN! / 20. 07. 2008
· SEVGİLİ DOSTUM HACI ALİ EFENDİ / 21. 07. 2008
· ŞERİATIN İÇİNDE HAKİKAT MEVCUTTUR
· SEVGİLİ DOSTLAR
· 17. 11. 2009 tarihli mektup
· HAYIRLI BAYRAMLAR...
· 
· YA RAB, BİZİ UZAK EYLEME EVLAD-I RESULDEN
· SIR VE HİKMET HAZİNESİ İNSAN
· İYİLİKLERİN İNSANI OLALIM
· DERVİŞ KİMDİR?
· GÖNÜL YIKMAYALIM!
· TEVHİDE HİZMET
· ALLAHIN RAHMETİNE, MERHAMETİNE, MAĞFİRETİNE ÇOK MUHTACIZ!
· DERVİŞ OLAYIM DER İSEN / CAN MÜRŞİDİN TELKİNİYLE
· KENDİMİZİN GÜVENİNİ KAZANMAK
· ALLAH MUHABBETİ
· ZİKRULLAH
· YÜRÜ YAVRUM, HAK RASUL'ÜN İZİNDEN YÜRÜ!
· KUTLU DOĞUM
· MEVLA GÖRELİM NEYLER...
· NEBİLER SERVERİ AHMED GELİYOR
· CANLI ÖRNEK OLABİLMEK
· İNCİTME SAKIN
· DERVİŞLİK!...
· HİSSEDEBİLMEK...
· Ruhtan Ruh Alan Bizler
· SAFA GELDİN YA RAMAZAN
· BAYRAM MEKTUBU
· KURBAN BAYRAMI VESİLESİYLE...
· HALDE TEVHİD EDENLER!
· GÖNLÜMÜZDE DOĞSUN HER AN!
· iNSAN: GÜZEL VARLIK!
· HUZURDA OLDUĞUMUZU İDRAK EDELİM!
· HAYIRLI RAMAZANLAR OLSUN!
· NEDİR EN ZOR ŞEY?
· DALGAYI DENİZİN, DENİZİ DE DALGANIN DIŞINDA GÖRME!
· O SENDE İKEN, SEN O'NU GAYRIDA ARAMA!
· ALLAH'IN YAKINLIĞINI YAŞAMAK!
· VARIRSIN VAHDET İLİNE
· KUTLU DOĞUM
· Dostlarımızı Ziyaret!
· Bereketli Ziyaret!
· DOSTLARIMIZI ZİYARET!
· DOSTLARIMA

Toplam 197 kayıt var

Anasayfa | Kur'an-ı Kerim | Videolar | İlahiler (mp3) | İlahiler | Hatıralar | Mektuplar | Sohbetler | Öz Geçmişler | Kullanım Şartları

©2002 Tasavvuf Derneği Tüm hakları saklıdır.

Sitemizin yapımında php-nuke kodları kullanılmıştır.